Yine Uhdutları bu mazlum millete yaşatacaklardı.
İkinci bir Kerbela’yı hayal ediyordu Zerdüşt zalimler...
Yükselen Hüseyni feryatları kesmek niyetiyle…
Ama dinmezdi bu feryat. Yasinleri vardı geride, Yasin öte...
Gözü kan ağlayan bir Hatice anan vardı, Zeynep misal…
Ve yüreği öfke dolu, yumrukları sıkılı binlerce nefer…
Bir bayram günüydü! İnsanlar gönül eğlendirir ve dünyalık keyif peşinde koşar iken Yasin; her zaman olduğu gibi yine mazlum ve mustazafların derdi ile dertleniyordu, yanında kardeşleri ile beraber.
Ellerinde kurban etleri, canını Rabbinize kurban etmeye gidiyordu.
Kobani edebiyatı yapanların sözlerine mukabil o insanlık dersi veriyordu tüm bu ikiyüzlülere…
Bayramın 4’üncü günü, gözü dönmüş çetelerin Kobani’deki kuşatmayı bahane ederek sokağa inmeleri; birçok mütedeyyin insanın ev ve iş yerine saldırmaları, yağmalamaları ve yakma girişimleri…
Kobani bahanesiyle tüm Müslümanları hedef tahtasına alan PKK / HDP’li çetelerin sokakları ateşe verip insanları vahşice katletmesi, PKK zihniyetinin vahşiliğini bir kez daha gözler önüne sermiş, bu güruhtan insanlık namına bir beklentisi olanların bir kez daha beklentisini boşa çıkarmıştı.
Dergimizin bu ayki sayısında da Şehit Yasin BÖRÜ kardeşimizi konu aldık ve her yönü ile Şehit Yasin’i tanımaya çalışacağız.
Annesi, babası, amcası, kısacası Yasin hakkında sözü olanlardan dinleyerek onu…
İnzar Röportaj/Söyleşi