İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

MUHAMED-ÛL EMİN VE EMİN OLMAYAN ÜMMETİ

2021-11-16
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Yazımızın başında gerek peygamberimizin gerekse dinimiz olan İslam’ın müntesiplerine huzur ve güven verdiğini ama müntesiplerin bunları almada gevşek ve gönülsüz davrandıklarını ve bu tutumlarıyla İslam’a zarar verdiklerini belirterek başlayalım… Peygamberimizin hayatını okuduğumuzda O’nun en çok öne çıkan sıfatlarından bir tanesinin eminliği olduğunu görürüz. Hangimiz “Peygamberimize peygamberlik gelmeden önce müşrikler, değerli eşyalarını ona emanet ediyorlardı. O’na Muhammed’ül Emin diyorlardı” cümlelerini okumadık ki? Şayet sosyologlar peygamberimizin hayatını okusalar sanırım onların dikkatini en çok onun eminliği çekecektir. Çünkü eminlik, sosyal hayat düzeninin iskeletidir. Ancak içinde eminlerin çok olduğu toplum ayakta kalabilir. Her şeyin başı sağlık, diye bir söylem var, hepimizin bir şekilde duyduğu. Şayet toplumu sosyolojik açıdan tahlil edersek, her şeyin başı eminlik, diye bir söylem geliştirmek durumunda kalacağız. Peygamberimizin eminlik sıfatı, daha işin başında, daha peygamber olmadan önce ön plana çıkmıştır. Bir nevi toplumda lokomotif görevini yapabilmek, toplumu ayakta tutabilmek için önceden bir eminlik sıfatımızın olması gerekiyor. Şu “Eminlik” kavramı daha yeni doğduğumuzda hayatımıza giriyormuş. Yeni doğan çocuklar gözlerini açtıklarında bir eminlik testi yapıyorlarmış, bulundukları ortamın emin bir ortam olup olmadığına bakıyorlarmış. Bu nedenle ağlıyorlarmış. Gönlü yatışınca da ağlamayı kesiyormuş. Gerek bebek olsun, gerekse yetişkin olsun –bunlara hayvanları da ekleyebiliriz- kendilerini emin buldukları ortamlara teslim ederler. Mutlaka gözlemlemişsinizdir, bir hayvan dahi bizden emin olduğunda bize yaklaşımı farklı olur. Bir ortama düşen bir hayvan bile önce ortamın eminliğini kontrol eder. Geçenlerde çok da uysal olan kediyi asansöre aldım, gözleri hemen fal taşı gibi açıldı. Yanında olmamın, daha doğrusu ona göre emin biri olmam onu rahatlattı… İslam toplumu bir zamanlar emin bir toplumdu. Neredeyse bütün Müslümanlar emindi. Müslümanların en çok öne çıkan vasıfları emin oluşlarıydı. Önderlerinden aldıkları eminlik sıfatını kaybeden İslam toplumu tel tel döküldü. Klasik cümlemizle tespih tanesi gibi dağıldı. “Emin”i artık sadece isim olarak kullanır olduk. Prize takıldığında sivrisinekleri kovan bir alet vardır. Sivrisinekler söz konusu aletin prize takılı olduğu bir ortama geldiklerinde kaçarlar. Kaçmalarının sebebi de o ortamı emin bir ortam olarak görmediklerindendir. Bizler de ne yazık ki İslam toplumunu eminlik sıfatından izole ettik… Sonuç mu? Bizden kaçan kaçana. Haliyle bize güvenmeyen bize asla yaklaşmazdı. Eğer köy hayatınız olmuşsa, sağılan hayvanların bile kendilerini emin bir ortamda his ettiklerinde, emin berivanın elinde olduklarında daha çok süt verdiklerini görmüş veya duymuşsunuzdur. Veyahut an itibariyle İnzâr Dergisi’nde okumuşsunuzdur. Kendilerini emin ellerde his etmediklerinde sütlerini tutarlar. Yine kişiler yol arkadaşı edindiklerinde öncelikleri arasına yol arkadaşlarının eminlik sıfatları olup olmadıklarına bakarlar... Sadece yol arkadaşı seçiminde mi? Buna ticareti  ve daha birçok hali ekleyebilirsiniz… İslam tarihindeki başarılara göz atarsak bütün başarıların temelinin harcında eminlik olduğunu göreceğiz. Eminlik sıfatının kaybı nedeniyle açılan yarayı hiçbir ilaç iyileştiremez, demezsek de kolay kolay iyileşmez diyebiliriz. Şekil A’da olduğu gibi. Toplumu birbirine bağlayan bağa bir isim koymak gerekseydi, herhalde bu bağın ismi eminlik olurdu. Kendisine peygamberlik gelmeden önce Mekke toplumunun her çeşit insanını peygamberimize bağlayan eminlik sıfatı değil miydi? Bütün bunları neden yazdım biliyor musunuz? Eminliğin dinimizin köşe taşlarından olduğu günlerden, bisikletimizi-motosikletimizi bağlamadan bir yerlere gitmeye cesaret edemediğimiz günlere geldik.  Bağlamakla yetinmedik, alarm-siren de takar olduk. “Bisikletimi aha şuraya bıraktım, gittim geldim baktım yerinde yok. Motorumu şuraya bıraktım, beş dakika sonra geldim baktım yok. Düz kontak yapmışlar” hikâyelerini o kadar çok duyduk ki. El- Emin’in ümmeti, emin olunmayacak bir durumda. Eminlik bayrağını yere düşürmeyenlerin de olduğunu söylemezsek haksızlık etmiş oluruz. Şöyle ki; yaklaşık on yıl Kürdistan’da ikamet eden kayınbabamın konumuzla alakalı söyledikleri ilginçti, yani dikkate değerdi. “Namaz vakti geldiğinde millet dükkânları açık bırakarak namazlarına giderler. Dükkânlarını kapatmazlar, kepenkleri indirmezler. Öyle ki döviz satıcıları bile dolarları, avroları öylece bırakıp giderler ve hiç kimse de onlara dokunmaz, çalmaz.” Bu bilgi de bu şekilde burada dursun… Müslümanlar sadece emin olmakla bile dünyanın dengesini değiştirebilirler… Yoksa abartmış mı oldum? Kötümserlik havası pompaladığım gerekçesiyle rahatsız olanlar olabilir. Yazdıklarımız gerçeklerimizdir. Gerçeklerimizle yüzleşmemizin bir rahatsızlığı olmaması gerekir. Ciddi bir savrulma yaşadığımız gerçeğini halının altına mı süpürelim? Yoksa sümen altı mı edelim? Yazıklar olsun bize! demeyi hak etmiyor muyuz?  
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS