İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

MOLLA MİZGİN İLE “GÜNAH VE TEVBE” ÜZERİNE RÖPORTAJ

2022-11-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Dergimizin değerli okurları! Bu ay “Günahın Tahribatı” üzerine değerli Seydamızla sizler için bir röportaj gerçekleştirdik. Yüce Rabbimizin tevbeye ve teşvikine dair birçok emri bulunmaktadır. Resulü olan Peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ise “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip peşinden tevbe eden kullar yaratırdı.”(Müslim, Tevbe, 9)diye bir gerçeğe işareti vardır. Hayatın bir parçası olan günahın tevbe ile temizlenmesi kalplerin de pasından temizlenmesi anlamındadır. Temiz kalp sahipleri olarak temiz insanlar yetiştirmemiz görev ve sorumluluklarımızdandır. Bunun için iyiliği beslemek, kötülükten uzak durmak elzemdir. Varlığı ve kıymeti, günahla orantılı olan tevbeyi çokça yapmalı, günahtan uzak durmalıyız. Bu duygular içinde sizleri değerli Seydamızın söyledikleriyle başbaşa bırakıyoruz. -Seydam sizi tanıyabilir miyiz? Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbine hamd olsun. Salat ve selam Efendimiz Muhammed’e, ailesine, sahabelerine iyilikle kıyamete dek onlara tabi olanlara olsun. Benim adım Muhammed Beşir Varol'dur. Soy olarak biz, seyyidiz. Peygamberimiz'in torunu Hz. Hüseyin'in soyundan geliyoruz. Dedemiz Seyyid Bilal, Bêcırman köyüne yerleşmiş. Köy Batman'a bağlı Gercüş ilçesindedir. Sonra dedem Seyyid Murad, Cimsarip köyüne yerleşti. Köy eskiden Kurtalan'a bağlı idi şimdi Beşiri ilçesine bağlıdır. Babam uzun bir zaman Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Veysikanê jêrin köyünde ikamet etti. Ben de medreseden mezun olduktan sonra evlendim ve Silvan'a yerleştim. Orada "Oku Kitapevi" adında bir kitap evi açtım ve yönettim. İslamî çalışmalarımı ve dava hayatımı köyden başlattım. Silvan'da kitapevi aracılığıyla devam ettim. İslamî davam için iki defa tutuklandım. Biri Seksen darbesinde sıkıyönetim döneminde diğeri de 28 Şubat darbesinden sonra 2003’te tutuklandım. Yöneticilikten 22 yıl ceza aldım. 14 yıl kesintisiz yattım. Cezam bittikten sonra tahliye oldum. Tahliyeden sonra İttihat medreselerinde tedrisat yapıyorum. -Tevbe deyince ne anlamalıyız, çerçevesini çizer misiniz bize? Tevbe, Allah Teâlâ’ya dönmektir. Günah işleyen kişi, işlediği günahla Allah Teala'nın itaat çizgisinden çıkmıştır. Tevbeyle tekrar itaat çizgisine dönmektedir. Bu çerçevede tevbenin şartları şunlardır:
  1. Yapılan günahtan üzülüp pişman olmaktır.
  2. İşlediği günahı kesmektir.
  3. Bir daha işlemeyeceğine kesin karar vermektir.
  4. Hak gasbı varsa hakkı sahibine iade edip hak sahibi helallik istemek.
-Değerli seydam, bu durumda tevbeyi sadece günah işleyenler mi yapmalıdır? Aslında tevbe de istiğfar da herkes için gereklidir. Ancak, günah işleyenler için vaciptir. Diğer insanlar için ise Sünnet’tir.  “Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün”. ( Nur, 31 ) Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) masum olduğu halde günde yüz defa istiğfar ve tevbe ederdi: "Rabbinizden mağfiret dileyin. Zira ben, her gün yüz defa istiğfar ve tevbe ediyorum." (Camiu’s Sahih, 944) Zira Rabbimizin bize emrettiği ibadetlerin hakkını verip Rabbimize yakışır bir şekilde yapmak hemen hemen imkânsızdır. Onun için eda ettiğimiz ibadetlerden sonra da istiğfar ediyoruz. Namazdan selam verdikten sonra estağfirullah... diyoruz. -Günümüzde umuma sirayet eden günahlar için –mesela küçük günahlara göz yumma, münkere karşı çıkmama gibi- tevbe nasıl olmalıdır? Bir şey münkerse/günahsa mutlaka ondan uzak durmalıyız ve karşı çıkmalıyız. Zira âlimler şöyle demişler: "Büyük günah, küçük gördüğün ve ondan çekinmediğin günahtır." Küçük günahlardan tevbe edilmezse ve pişmanlık duyup terk edilmezse, büyük günahlara yol açıyor. Büyük günahlar da hem dünya hem de ahirette ilahi azaba ve cezalara sebep oluyor. Onun için büyük günahlar gibi küçük günahlardan da çekinip karşı çıkmalıyız. Bir günahın tevbesi için evvela o günahı terk etmek lazımdır. Yanı sıra küçük günahtan çekinmeyen ve karşı çıkmayan bir insanın tevbesi, o küçük günahtan çekinip karşı çıkmakla olur. Aksi takdirde büyük günaha dönüşür ve cehenneme yol açar. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim dedi:  “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78) -Gençlerde tevbe ahlakı nasıl geliştirilebilir? Gençlerde Allah'ın azametini, insanın yaratılış nedenini, günahların dünya ve ahirette Allah'ın çok şiddetli tokat ve azaplarına sebep olduğunu, cennet ve cehennemi sık sık hatırlatacak bir eğitimle tevbe ahlakı geliştirmek mümkündür.   -Tevbe toplumunu inşa etmede neler yapılabilir,  bunu başarmanın anahtarları nelerdir? Gençler için zikrettiklerim, toplum için de geçerlidir. Ancak şu fark vardır: Gençlere özel ve yüz yüze derslerle, topluma ise cuma hutbeleri ve tv programlarıyla yapılsa daha faydalı olur. -Son olarak tavsiyeleriniz nelerdir seydam? Konuşmamın ahirinde, tevbenin ehemmiyetini ve önemini ifade eden birkaç ayet ve hadis zikredip bitirmek istiyorum: “Artık Rabbinizden hatalarınızın örtülmesini isteyin. Sonra O’na tevbe edin ki sizi belirli bir vakte kadar huzur içinde güzel bir şekilde yaşatsın ve faziletli bir hayat sürenlere bol bol lütf u ihsânda bulunsun. Eğer yüz çevirirseniz; şüphesiz ki ben, sizin büyük bir günün azâbına uğramanızdan korkarım.” (Hûd: 3)  “Rabbiniz, içinizde taşıdığınız niyet ve düşüncelerinizi en iyi bilendir. Eğer siz bir kısım hatalardan sonra hâlini düzeltenlerden olursanız; şüphesiz Allah, günahlarına içten tevbe edip kendisine yönelenlere karşı çok bağışlayıcıdır.” (İsrâ: 25 )  “Ancak tevbe edip inanan ve sâlih ameller işleyenler müstesnâ. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirecektir. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” ( Furkan: 70 ) “Zâten kim tevbe edip sâlih ameller işlerse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş makbul bir kimse olarak Allah’a dönmüş olur. (Furkan: 71) “Ümidinizi kesmeyin, fakat tepenize o azap inmeden önce de tevbe edip Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Aksi halde kimseden yardım göremezsiniz.” ( Zümer: 54 )  “Ey insanlar! Allah’a tevbe edip ondan af dileyiniz. Zira ben ona günde yüz defa tevbe ederim.” (Müslim, Zikir 42)  “Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları sonuç vermeyince deveyi bulma ümidini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecede sevincinden ne söylediğini bilmeyerek: “Allahım! Sen benim kulumsun; ben de senin Rabbinim, diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.” (Müslim, Tevbe 7) “Allah Teâlâ gündüz günah işleyenin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tevbesini kabul etmek için de gündüzün elini açar. Güneş battığı yerden doğuncaya kadar bu böyle devam edip gider.” (Müslim, Tevbe 31) “Güneş batıdan doğmadan önce kim tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder.” (Müslim, Zikir 43) “Mü’min kimse günahlarını hayalinde öylesine büyütür ki, sanki kendisi bir dağın eteğinde oturuyormuş da dağ üzerine çökecekmiş zanneder. Günaha düşkün kimse ise günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi görür.” (Buhârî, Daavât 4) “Bir kul can çekişmeye başlamadığı sürece, Allah Teâlâ onun tevbesini kabul eder.” (Tirmizî, Daavât 98) -Seydam çok teşekkür ediyoruz bu güzel ve anlamlı açıklamalarınız için. Rabbim razı olsun. Bize bu izahat imkânı verdiğiniz için ben çok teşekkür ediyorum. Selam ve dua ile Allah'a emanet olunuz.  
İnzar Röportaj/Söyleşi

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS