Sizi hususî olarak hazırlanan tohumlara benzetiyorum. Hususî bahçenizde tekâmül ediyorsunuz. Sizi Kur`an çiçeklerini açacak fidancıklar olarak telakki ediyorum. O medresenizdeki kalış zamanınız pek az olacaktır. Orada uzun soluklu kalamayacaksınız. Ayrılacaksınız. Dağılacaksınız. Kürdistan’ın ve belki de Anadolu’nun her ucuna kadar yayılacaksınız. Boş gitmeyeceksiniz. Rabbimizin razı olacağı kelimeleri taşıyacaksınız. Hamd ve şükre dair hoş bir söz taşıyacaksınız. Bu söz meyve ve siz o meyveyi veren güzel ağaçlar olacaksınız. Sizi zamanın Meryemleri olarak bekleyen bir halk var. Sizi zamanın Asiyeleri olarak bekleyen mustazaflar var. Musalara ablalık, Musalara annelik, Musalara hala ve teyzelik ve hatta hocalık ve belki de öncülük edeceksiniz. Sizi zamanın Amineleri olarak bekleyen bir ümmet var. Henüz ortaya çıkarılmamış bir ümmet… Muhammedleri doğuracak ve O, o muvahhid ümmetin ortaya çıkmasına vesile olacaktır. Muhammedleriniz çıkarılacak ümmete şahit ve ümmet de tüm insanlığa şahit ve rehber olacaktır. İşte siz bu kadar büyük bir hazine üzerindesiniz. Dahası da var. Sizi zamanın Haticeleri olarak bekleyen hak âşıkları, peygamber sevdalıları var. Vahyin, yani davetin merkezine ev sahipliği yapacaksınız. Kasırga ve fırtınalardan kaçanları himaye edeceksiniz. Yedirip içireceksiniz. Gönlü daralan hak âşıkları gönlünüzde genişlik bulacak. Onlara adeta bir anne gibi şefkat edip bağrınıza basacaksınız. Vahyin taşıyıcılarını koruyacaksınız, takviye edeceksiniz ve sahipleneceksiniz... Sizi zamanın Sümeyyeleri olarak bekleyen taptaze bir cemaat var. Bütün hücumlara açık bir cemaat… Ve siz cehaletin, şirkin, tuğyanın ortasındaki bu muvahhid cemaate, onun safları arasında iman ve direnişin sembolü olacaksınız. Yer ve gökler durdukça, güneşler çıkıp yağmurlar yağdıkça isminiz davaya ve davetçilere enerji ve iman aşılayacaktır... Sizi zamanın Fatımaları olarak bekleyen babalar var. Büyük bir davaya, kâinatın en mühim davasına rehberlik edecek babalar... Zamanın Fatımaları olarak sizi bekleyen kocalar var, yani Aliler var. İlmin, irfanın, velayetin ve peygamber kardeşliğinin sembolü olacak Aliler. Ve sizi zamanın Fatımaları olarak bekleyen Hüseynler var. Zulme başkaldırının öncüleri, şehidlerin efendileri, kıyamın rehberleri olan Hüseynler... Ve sonra sizi zamanın Zeynebleri olarak bekleyen Hüseynler var. Bu ümmet, bu cemaat Hüseynlere annelik edecek Fatıma ve Hüseynlere bacılık edecek Zeyneblerin çıkmasını muntazırdır. Azize bacım! Siz ümmetin ve cemaatin muntazır olduğu o nesil olmalısınız. Fatıma ve Zeyneb ruhlu Kur`an nesli siz olmalısınız! Ey bu satırlara kilitlenmiş bacım! Bunu sana diyorum, sana!.. Kesinlikle beklenilen Kur`an nesli siz olmalısınız!
İşte sen bunu evvela o masum kalbinde inşa ettiğin ihlaslı ve hakka kilitli niyetinle ve sonra o niyetle ruh üflediğin ve nezih lisanınla taşıyacağın veya haykıracağın kelimelerle yapacaksın. Bu, Rabbin nimetine karşı şükrün ilk iki aşamasıdır. Bu şükür aynı zamanda zikirdir. Sen bu ikisine hakkıyla râm olduğun zaman ruhunda karşı konulmaz inkılapların baş gösterdiğine tanıklık edeceksin. Bunu Kur`an`da geçen veya Kur`an`ın ilham ettiği tedebbür, tezekkür, tefekkür ve teemmül kamçılarıyla iyice pekiştirip tahkim edeceksin. Bunlar Allah rızasına matuf yapacağın her kast, her söz ve hareketinde sana muhteşem bir hikmet ve derinlik kazandıracak. Artık tekdüze gitmeyeceksin, eşya ve hadiselerdeki gaye ve derin manaları fark edeceksin. Bu kavramlardan her biri rehber birer öğretmen gibi elinden tutacak ve zamanını nasıl geçirmen gerektiğini sana öğretecek, dolayısıyla gaflete düşmekten seni alıkoyacaktır. Zamanı doğru anlayacak, vaktin hakkını verip ân`ın icabları ne ise onlara odaklanacaksın. Verdiğin nefes, attığın adım ve yaptığın-yapacağın her davranışın kayıtlar altına alındığına yakînin her üç haliyle aşina olup kesinlikle inanacaksın. "Kasem olsun ki insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” Üstelik biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (insanın yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. "İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. " (50/16-18) Arkadaşlarınla, hocalarınla, aile ve akrabaların ve de toplumla kuracağın her münasebeti götürüp Allah’ın hesab sorucu olduğuna bağlayacaksın. Gerçekten "Allah, hesabı pek çabuk görendir." (2/202) Dolayısıyla Allah`ın "daha hayırlıdır" diye buyurduğu takva elbisesine bu şuur ikliminde iken bürünüp sarınacaksın. Bu, annenin senin için yıllarını ve ömrünü vererek nice hayallerle gözünde büyütüp süsleyip nakış nakış işlediği gelinlik elbisesinden çok daha lezzetli ve çok daha güzel ve anlamlı olacaktır. Sohbetlerde geçen Allah bahsi ve zikri seni lahutî âlemlere götürecek ve azade ruhun Rabbani bir mevsimde çiçek çiçek açılmış fikir bahçelerinde tenezzüh edecektir. Ruhen ve fikren ve hatta bütün varlığınla Cennetü`l Firdevslerde gezinirken peygamberlere, salihlere ve şehidlere rast gelecek ve onların sohbet meclislerinde sözlerin en güzelini, en yücesini dinleyeceksin. Adn ve Naim cennetlerine yöneleceksin. Altlarından akan ırmaklar ve her tür güzel meyvelerle süslü bağ ve bostanlara dalacak ve o koyu yeşil renkteki cennetlerde kaynayan pınarlara varacaksın. Orada rızanın en büyüğüne ve Cemâlin kaynağına ulaşacaksın. Arzu ettiğin ve arzu ettiğimiz o değil mi? Evet, Allah`ı hakkıyla şükür ve O`nu hakkıyla zikir seni rıdvanullah`a ve cemalullah`a götürecektir inşaallah...
Ama kesinlikle bu, ölü manaları istif ettiğimiz ruhsuz kelimelerle olmayacaktır. Benim sözünü ettiğim asla bu değildir. Nazarî bir zikirden söz etmiyorum. Karşılığı olmayan ve amele yansımayan bir şükürden hiç bahsetmiyorum. Ben İlahî hitabla kıyama kalkan ve hayatın içine doğru akan nebevî zikirden söz ediyorum, insanın kendisine ve halkına menfaat veren şükürden söz ediyorum. Kelimeyi bütün canlılığı ile insanın kanına akıtan canlı ve hareketli mânâlardan söz ediyorum. "(Habibim!) Tekrar tekrar hatırlat!" Neden? "Çünkü zikir ve hatırlatma müminler için mutlaka faydalıdır." (51/55) İlahî emirden söz ediyorum. Nazarî, tek başınaysa hayır yok; ama nazarî amel ile birlikte olsa hayır vardır. İşte ben bundan söz ediyorum. Demek ki kalbin hâlis niyetini, lisan, güzel ve nezih sözle tasdikleyip ilan edecek ve bu iki hareket, kaynağından akan su gibi uzuvlardan akarak amelde kendini gösterip ispat edecektir. Bu işte, tekrar şarttır. Bu işte, yenileme şarttır. Bu işte, hareket ve akıcılık şarttır. Her şeyi hesaba katarak hazırlanmak lazım… Maddi ve manevi dengeleri muhafaza ederek hazırlanmak lazım… Zamanın zorluk ve engellerini gözeterek hazırlanmak lazımdır. Güneşi bekleyen gündüz gibi sizi bekleyen müminler var; çabuk büyümenizi ve yükü omuzlamanızı bekliyorlar. Güneşin batmasını bekleyen gece şerlileri gibi size çelme atma hesabında olan kötü ruhlular var; büyüyüp yetişmemeniz için ellerinden ne geliyorsa onu yapıyorlar. Hâlbuki Allah ilmiyle her şeyi kuşatıvermiştir. Ve müşrikler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır, işte bu nedenle siz üzerinde hesap yapılan büyük bir hazinesiniz. Siz Rabbimizin yerin yüzeyine varis kılmak istediği mustazaf neslin ya bizzat kendisi ya çocukları veya masdarı ve menbaısınız. Demek ki medresemiz, Allah`ın Musa`ya ve kardeşine Mısır`da tutmalarını emrettiği ilim, irfan ve cihadın tedris edildiği evler gibidir. Büyük bir kalkışa, büyük bir halk kıyamına hazırlayan evler... Demek ki medreseniz Mekke`deki Darü`l-Erkam gibidir. Bir neslin, bir Kur`an neslinin, bir mustazaflar hareketinin ve Muhammedî bir cemaatin inşa edildiği evler... Demek ki medreseniz aynı zamanda bir Suffa Medresesidir. Peygamber-i Zi-Şanın öğretmeni, müderrisi olduğu Suffa... Davetçiler ve idareciler yetiştiren ve dünyanın dört bir tarafına onları gönderen merkez... İşte senin konumun bu! İşte seni bekleyen vazifeler! Ve işte Sen! O halde, Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam`ın Hz. Ebu Zerr (ra)`e söylediğini ben de sana söylemeliyim, söylemek zorundayım:
"Gemini bir kere daha elden geçirerek yenile, çünkü deniz çok derin. Azığını tastamam al, gerçekten yolculuk pek uzun. Sırtındaki yükünü hafif tut, çünkü tırmanacağın yokuş sarp mı sarp. Amelinde ihlaslı ol, Zira her şeyi görüp gözeten ve hakkıyla gören Rabb`in senin yapıp ettiklerinden haberdardır." (Ed-Deylemi, el- Müsned 5/339)
Muhammed Mehdi Gül / İnzar Dergisi – Ocak 2014 (112. Sayı)
Muhammed Mehdi Gül