… Roger Garaudy, Komünist Partinin bir üyesi olduğu dönemlerde Marksizmle Hıristiyanlık arasında diyalog kurmaya çalışır. Bu çaba çeşitli sebepler ekseninde onun partiden ihraç edilmesine yol açar. Müslüman olunca aynı diyaloğu İslâmla kurmaya çalışır. Türkiye’de yaptığı açıklamalarda Marx ve Lenin’e hayranlığını gizlemez; Marx’ı Yahudiliğin insanlığa kazandırdığı değerler arasında zikreder ve “İslâmiyetin olduğu kadar, Hıristiyanlık ve Marksizmin de militanıyım!” ifadesini kullanır. Bu ve benzeri ifadeler ister istemez Garaudy’nin ne yapmak istediğini anlamayı zorlaştırır. Hıristiyanlık Marksizm, İslam ve diğer dinler arasında bir diyaloğu evrensel bir dil üzerinden oluşturma gayretindeki Garaudy;
İbrahim Dağılma
- Kur’ân’da her halk ve zaman için geçerli bir hukuk sisteminin bulunabileceği fikri, İslâm’ın istikbali için öldürücü bir yorum olarak nitelemesi,
- Mezheplerle uğraşmayı zaman kaybı sayıp yeni içtihadlar yapılması çağrısında bulunması.
- Tesettür bahsinde, kıyafet konusunun çok önemli olmadığını, günümüz Müslümanlarının önündeki en mühim meselelerin büyüme ve kültür modelleriyle ilgili hususlar olduğunu söylemesi,
- İslâm dünyasından refesans gösterdiği Nâsır, Kaddafi gibi örneklerin, kendi sosyalist görüşleriyle örtüşmesi,
- İslâm kültür ve medeniyetini Araplarla sınırlayıp Osmanlıyı bu medeniyetten ayrı tutması,
- İbni Arabî gibi bazı isimlerden riskli iktibaslar yapması ve onlara dayanarak imanî ölçüleri zorlayan yorumlarda bulunması[1] gibi tespitlerinden dolayı ya kendini tam anlatamadığı ya anlaşılmadığı veya gerçekten öyle olduğu için eleştirilmiştir. Garaudy, “teferruat” sayılabilecek konularda sergilediği tutumu sebebiyle “normal” karşılanabilir; ama Garaudy’nin İslami bir Rönesans inşa etme arzusunda dile getirdiği bazı konular, bu “normal” sınırı aşıyor.
İbrahim Dağılma