İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Kutlu Nebi’nin ebabilleri

2020-05-02
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Kutlu Nebi’yi anlamak ve her anlatmak istediğimizde, farklı vesilelere sarılırız. Vesileler O'nu güzelleştirmez biliriz, ancak her vesile O'nunla daha bir güzelleşir, anlam dünyamız zenginleşir. O'nu (s.a.v) doğru şekilde anlatmak ve anlamak için çabalarız / gayret ederiz her kutlu doğum mevsiminde... Kimimiz hilye ve şemaili şerifinden örnekler verir; özlem dolu mısralarla yoğurur, terennüm eder hayranlığını; “Ne uzun ne kısa kararında boy,  Soyu İbrahim’den ne asil bir soy Saçları hoş siyah dalgalı bir koy Kemâlini giydir beni benden soy Âlemlere rahmet yüzünü göster Bu kul varlığından soyunmak ister...’’   “Güneş pervânesi o güzel yüzün Nurundan ışığı vardır gündüzün Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün Tecelli ediyor yüzünde özün Hasretim, yanarım, yüzünü göster Kölen bu devletle avunmak ister...”   “En güzel, en üstün ahlak senindir Cömertlikte kemâl el-hâk senindir Şefaatte en son durak senindir Miraç senin, Refref, Burak senindir Sen gördün, bize de cemâlin göster Pervâne şem’ine hep yanmak ister...” Kimimiz, her an gelebilecek, bizleri yeniden toparlayıp, tevhid sancağı altına alarak, mazlumları- mustazafları kurtaracak ordunun komutanı olarak hayal eder Kutlu Nebi'yi. Bu özlemle anlatır; yaşarcasına gözleri yaşlı, meğazi ve siyerini... Seslenir en güzel yar'a; bir yüreğe, binler yüreği katarak, ahvalimizin intizarını dillendirir... “Anneler hiç kesilmez ağıtlar yaktığında Çocuklar koskocaman gözlerle baktığında Kaldırımlar üstüne taze kan aktığında Sırtlanlar inlerinden korkusuz çıktığında İmdada gelmez misin hüznü kuşandım ey yar... Zalimler zalimlere nişanlar taktığında Yeni yetme yavrular hayattan bıktığında Çiçekler kanlı kurşun misali koktuğunda Yad eller harman içre ateşler yaktığında Halimi bilmez misin bin defa yandım ey yar...” Kimimiz de, çağın yangınlarını tüm yüreğinde toplayıp, o yangınları söndürürcesine, közleri içinde soğutur, binler salavat serinliğinde... Ki nar, nura tebdil olsun diye... إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ ۚ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey iman edenler! (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin! Ve (O’na) teslim olarak salat edin!( AHZAP, 56) Böylece Kutlu Nebi’yi anarız- anlatırız- anlamaya çalışırız... Her birimizin vesileleri farklı olsa da, özlem aynı özlemdir, firak aynı firak... Fakat sonrasında hep şu soru takılır birçoğumuzun aklına, ruhuna. Bu kutlu zamanlardan, bu güzel yâdlardan bize kalan nedir? Ya da yanımızda kalması gereken nedir? Zira bütün bu çabalar, sadece coşkun bir cezbenin tatmini için değildir... Ya da bunca söylenmiş güzel söz ve samimi haykırışlar, deşarj olmak için değildir muhakkak... Zira Kutlu Nebi’ye, sünnetine- ahlâkına- öğretilerine her zamankinden daha da çok ihtiyacımız vardır. Rehberliğine, komutanlığına, öğretmenliğine ve en çok da aile reisi olarak örnekliğine. Bu konuda söylenen, yazılan elbette birbirinden güzel ve önemli sözler vardır. Fakat önemine binaen süreklilik isteyen bir husustur. Malum her faydalı ilmi / irfani hatırlatma ve tebliğ, muhatapları için rahmettir. Hem eden hem edilen için böyledir. İlk defa duyacak olana belliğ ( tebliğ et) ilkesiyle, daha önceden bilen, fakat unutana zekkir ( hatırlat) ilkesiyle, hem bilip, hem hatırlayan, ancak gereğini yapmayana ise unzur ( uyar) ilkesiyle götürür mübelliğ tebliğini. Kimine tebliğ olur, kimine hatırlatma ve kimine de uyarı... Bu vesileyle biz de, bir şeyler anlatmak isteriz; Kutlu Nebi'nin doğumundan kısa bir süre önce vuku bulan fil hadisesini hepimiz az çok duymuşuzdur. Zalim Ebrehe'nin koca fil ordusuyla Kâbe’yi yıkmak için yola çıkışını, gelişen olayları ve sonrasında ebabil kuşlarıyla hezimete uğrayışını... Kuşkusuz bu olaydan çıkarılabilecek birçok ders ve ibret vardır, ancak yine bu olaydan yola çıkarak bir teşbih üzerinden ahvalimizin resmini ortaya koymakta bir sakınca yoktur diye düşünüyoruz. Nasıl ki o gün Allah’ın (c.c) evini yıkmak için seferber olan zalim Ebrehe ve fil ordusu var idiyse, günümüzde de Allah Azze ve Celle'nin kıblegah evleri olan evleri- yuvaları yıkmak için yola koyulan modern Ebreheler ve onların modern silahlara dönmüş fillerinin olduğuna şahitlik ediyoruz. Müminlerin evlerini işgal edip, iman eden nesilleri ifsat ve imha etmek için seferber olmuş durumdalar. Biliyorlar ki o evler, ümmetin erdem karargâhlarıdır, muvvahhidlerin yönlerini belirleyen kıblegahlarıdır, karanlıklardan aydınlık devşiren nurdan çırağlarıdır. Bu nedenle tüm gayretleriyle, şer ordularını müminlerin aile ocaklarına doğru sürmüş vaziyetteler. Çoktan mevzilenmişler, kıblegah menzilleri ortadan kaldırmak için... Çünkü tıpkı Ebrehe gibi biliyorlar ki, bu kıblegah evler kalkmadan insanlık onlara tam anlamıyla asla meyletmeyecek ve dönmeyecek. Peki, bizler ne durumdayız? Bu fil orduları üzerimize üzerimize gelirken. Ki, fillerden bazısı modernizmdir, kapitalizmdir, feminizmdir, sekülerizmdir. Bazısı sosyal medya ağlarıdır, bazısı çanaklardan evimize giren her türlü çirkeftir. Türlü türlü yozlaştırma, ahlâksızlaştırma ve ifsad projeleridir. Aile huzurumuzu, saadetimizi, sadakatimizi ortadan kaldırmak isteyen her şerdir. O halde ebabillerimizin olması gerekmez mi? Bu fil ordusunu durduracak, gerisin geri dönderecek... O ebabiller olsa olsa Kutlu Nebi’nin sünneti ve öğretileridir biiznillah. Sünnet-i seniye ebabillerimiz olacak ve her sarıldığımız sünnet ilkesi, siccinden taşlar olacak modern Ebrehelerin ve fillerinin tepesine düşecek, hile ve tuzaklarından kıblegah evlerimizi kurtararak... Öyle umut ediyoruz. Bu minvalde Kutlu Nebi’nin evine şöyle bir misafir olsak ve o evden -o kutlu erdemlerden alsak. Ki her biri, siccin olmaya namzet. Tevhid; O'nun (s.a.v) evinde tevhid hakimdi. Kayıtsız şartsız hâkimiyet Allah' a (c.c) aitti. Son hüküm hâkimler hakiminindi. Vahdet; O' nun ( s.a.v) evinde vahdet vardı. Tevhid olmayan evde vahdet zaten olamazdı. Tevhid vahdeti, vahdet istişareyi- uyumu- iletişimi besliyordu. Hudeybiye'de Ümmü Seleme annemizle yaptığı istişare buna en güzel örnekti. Şevkat ve merhamet; O'nun (s.a.v) evinde koşulsuz şefkat, şartsız merhamet vardı. Safiye annemiz babasının öldüğü gece, sabaha kadar Kutlu Nebi'nin tesellisiyle teskin olmuştu. Gözyaşlarını bizzat elleriyle sildi. O gece sabaha kadar onunla oturdu, uyumadı. Birbirinin halinden bihaber eşlerin haline ibret olacak bir durum. Bu şefkat ve merhamet Safiye annemizin muhabbetini o kadar çok arttırmıştı ki, “Sana gelen bana gelsin...” duası sonradan ettiği dualarından olmuştu. Bağlılık ve sevgi; O'nun (s.a.v) evinde bağlılık vardı. Tüm yoğunluk ve meşguliyetine rağmen, eşini her daim yanında görmek isteyen bir eşti O. İranlı bir adamın yemek davetine karşılık, eşimle mi? dedi. İranlı kaç kez davet ettiyse de, her defasında eşimle mi? diye sordu. Ta ki, evet eşinle cevabını alıncaya dek. Neticede içeceği çorbayı Aişe annemizle içti. Evinde eşinin içtiği kabdan içerken, sosyal hayatında da bu şekilde davranan bir aile reisiydi. Tezat yoktu bağlılığında ve sevgisinde. Nezaket, zarafet, letafet, hürmet; Eşi deveye binince dizini ona merdiven yapan, yeri geldiğinde hatalarını- kusurlarını örten, naifçe düzeltmeye çalışan bir aile reisiydi. "Kadınlara ancak kerim olanlar ikram ederler (değerli olanlar değer verirler); onlara kötülük edenler ise leîm (kötü) kişilerdir." (İbn Mace) Diye buyurmuştu. Sahi bugün bu sünnetler hakkıyla icra edilseydi, kadınlarımız / kızlarımız feminizmin kucağına atarlar mıydı kendilerini? Tüm beşeri izmler yine beşerin meydana getirdiği boşluklardan sebeplenmiyorlar mı? Beşir olan Kutlu Nebi'nin sünneti hayatlaşmadıkça beşeri izmlerin her daim tuzakları başımızda olacaktır ne yazık ki? Tevazuu ve Kanaat; O'nun (s.a.v) evinde tevazuu ve kanaat en güzel saadetti. Emretmez; bağırıp- çağırmazdı. Kendi söküğünü bile diker, evi dahi süpürürdü. Kim inkâr edebilir ki tüm bunları. Konukları olurdu, hem yakın çevreden hem uzak ülkelerden. Fakat sofrası ne şatafatlı ne de görkemliydi. Ev halkını telaşa sokmaz, yeme içme işi için azarlamazdı. Hatta günlerce evinde pişmiş bir yemeğin kaynamadığı günler olurdu. Daha çok erdem var elbette, Kutlu Nebi’den bizlere miras. Ancak hepsini zikretmek mümkün olmayacak. Tabi tüm bunlar ve zikredemediklerimiz Kutlu Nebi’yi bir cinsiyet üzerinden örneklendirme yanılgısına düşürmesin bizleri. O, hem erkek hem kadın müminlerin rehberi ve biricik örneğidir. Sünnetini yaşamak hepimizin şiarı olmalıdır. لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا Andolsun ki, sizin için ve Allah’a ve ahiret gününe ulaşmayı dileyen ve Allah’ı çok zikredenler için, Allah’ın Resûl’ünde güzel bir örnek vardır.(Ahzap, 21) Bizlere savaş açmış çağın Ebrehe ve fil ordularına karşı durabilecek ebabillerimiz mesabesindeki sünnete, onların pençelerinde duran siccin mesabesindeki sünnetin her bir ilkesine sıkı sıkıya sarılan, kıblegah evlerimizi bu şer ordularından kurtaran müminlerden olmak duasıyla...
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS