Allah’u Teâla’nın kendisiyle sosyal hayata yön verdiği ve yine kendisi için “O kendi hevasından konuşmaz.” (Necm-3) dediği Peygamberimiz Muhammed Mustafa (aleyhi selam) şöyle buyurur; "Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına arkadaşlık edeceğine dikkat etsin."
Bu hadisi şerife ışık tutarsak gözümüze ilişecek madenler ve cevherler şunlardır;
1-Ne kadar iki benzemez olsak da zamanla bizim ahlakımız arkadaşlık ettiğimiz kişinin ahlakı gibi olacak iki benzer olacağız.
2-Sadece ahlakımız onun ahlakı gibi olmaz aynı zamanda bizim yaşantımız da onun yaşantısı gibi olacaktır. Onun gibi yaşarsak onun gibi ölürüz. Onun gibi ölürsek neûzû billâh onun gibi diriliriz. Onun gibi dirilirsek asayişimiz berkemal olmaz.
3-Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyecek, onun yediğini yemeye başlayacak onun içtiğini içmeye başlayacağız.
4-Kişi sevdiğiyle beraberdir, hadisi şerifine göre zarar faturamız ahirette de karşımıza çıkacaktır. Çünkü beraber takıldığımız insanların bizim dinimizi de şekillendirdiği bir vakadır.
5-Kır atın yanında duran ya huyundan ya da suyundan kapar, atasözü de hadisi şerifin şerhi niteliğindedir. Hem huyunu hem de suyunu, ikisini aynı anda kapmamız da ihtimal dâhilindedir. Çifte atma da özelliklerimiz arasına girebilir.
6-Konumuz aynı zamanda bizi Buhari ve Müslim’de geçen çok tanıdık şu hadisi şerife de götürmektedir; “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın.” Bir başka deyişle iyilerle iyi koku, kötülerler kötü koku alırız ve veririz.
7-Falancanın arkadaşıdır, diye kötülerle etiketlenmenin hayatımızda ciddi eksileri olacaktır. Bu eksi hayatımızdan haysiyet, itibar, mürüvvet gibi çok değerli özellikleri çıkaracaktır. Bu çıkarma işlemi esnasında şeytan bize hiçbir şey sezdirmeyecektir.
8-Konuyla ilgili olarak Sa’di Şirazî’nin yaptığı şu yorumu kafamıza kazımaya değerdir. “Ashab-ı Kehf’in köpeği Kitmir iyilerle beraber olduğu için şeref kazandı. Hz. Nuh ve Hz. Lut’un eşleri kötülerle beraber oldukları için kötülerin mekânı cehennemin ehli oldular”
9-Kötülerle arkadaşlık edenler zaman zaman onlarla İslam’ın tasvip etmediği mekânlara da gidebilmektedirler. Bu durumu “Tebliğ yapıyorum” sözüyle yamamaya çalışmaktadırlar. İslam’ın tebliğinin İslam dışı yollarla olmayacağını bilmemiz lazım.
10-Tek başımıza yaşayamayız, sosyal varlıklarız, arkadaşlarımız elbette olacaktır. Bu durumda arkadaş seçimini iyi yapmak durumundayız. Bu arkadaşlarımız ya iyi olacak ya da kötü olacaklardır. O zaman yol güzergâhımızdaki şu levhaya bakmalıyız. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” Başımız dik olarak arkadaşlarımız şunlar şunlardır diyebilmeliyiz. Arkadaşlarımız kendilerinden utandığımız kişiler olmamalıdır.
11-“Hocam benim arkadaşlarım doğru kötüdür, ama ben iyiyim.” Sözü kişinin kendisini ve başkasını kandırmaya çalışmaktan ibaret olup şeytanın icatlarındandır. Bu işin lamı cimi yok, arkadaşımız nasıl ise biz de öyleyiz. Kendimizi iyi sanmamız, tuvaletimizden rahatsız olmayışımız gibi bir durumdur. Sadece kötü kokumuzu, kötüyle mezc olduğumuzdan dolayı almıyoruzdur.
inzar
- Arkadaşlarımız nasıl ise bizler de üç aşağı beş yukarı aynen öyleyiz.
inzar