İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

KÂFİRÛN SURESİ’NİN TEFSİRİ IŞIĞINDA KÜFÜR OLGUSU-5

2022-07-30
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

SUREDE GEÇEN KAVRAM ve ISTILAHLAR

2.1. Küfür

  Sözlükte küfür, örtmek demektir. Tohumu toprakla örttüğü için çiftçiye “kafir” denir.[1] Arapların dilinde küfrün aslı; örtmek demektir. Bu manada gece için “kafir” ifadesi kullanılır, çünkü gece her şeyi karanlığıyla örter. Çiftçilere de kafir denir. “O yağmur misali ki bitirdiği yeşillik, küffarı hayrette bırakır.”[2] Ayette “küffar” olarak isimlendirilenler çiftçilerdir; çünkü çiftçiler tohumu toprağa eker ve üzerini toprakla örterler.[3] Ayrıca kavramın luğavi anlamı örtmek olduğu için denize, güneşin batımına ve geceye de “kafir” denmiştir.[4] Istılahta ise küfür, “Hz. Peygamberi ve onun Yüce Allah’tan getirdiği kesinlikle sabit olan şeyleri yalanlamak, tevatür yoluyla bize ulaşmış bulunan hükümlerden birini ya da birkaçını inkâr etmek” demektir.[5] “k-f-r” fiili yukarıda belirtilen somut şeylere isnat edildiği gibi soyut şeylere de isnat edilebilmektedir. Bu da kişinin kendisine yapılan iyilikleri görmezden gelerek inkâr edip böylece nankörlük etmesidir. “Kur’ân-ı Kerim’in nüzulü esnasında, Arap muhatapları tarafından “küfür” kelimesine, örtmek-gizlemek, nankörlük etmek, bir hakkı inkâr etmek, Allah’a isyan ve O’nun ayetlerini inkâr etme gibi anlamların yüklenmiş olduğu görülmektedir. Buradan da “küfür” terimine yüklenen İslami anlamın, cahiliye Arapları tarafından hiç duyulmayan, bilinmeyen ve bir çağrışım yapmayan yeni bir anlam olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’in kullanımı da bu yüzden Araplar tarafından garipsenmemiştir.”[6] İlim adamları küfrün dört kısım olduğunu belirtirler:
  • Küfr-i inkârı: Cenâb-ı Hakk'ın varlığını ve birliğini inkâr etmektir.
  • Küfr-i cuhûdî: Hakkı kalp ile bilip dil ile ikrar etmemek ve zahirî inkârda ısrar etmektir.
  • Küfr-i iradî: Hakkı kalben tasdik ettiği halde dil ile söylemekten inaden inkâr etmek yani bu, zahiri inkâr etmektir. Diğer bir tarifle, “Hakikati bilip ikrar etmek, ama onu kabulden ka­çınmaktır.”
  • Küfr-i nifakî: Hak ve hakikati dil ile ikrar edip kalben ona inanmamaktır. Mü­nafıkların küfrü bu kabildendir.[7]
Kur’ân-ı Kerim’de küfür kelimesi, takriben kırk ayette mastar, üç yüz küsur ayette fiil, yüz seksen dört ayette de isim olmak üzere 536 ayette geçmektedir.[8] Kur’ân-ı Kerim’de genel olarak küfür üç[9] manada kullanılmıştır:
  1. A) Cuhûd; bilerek inkâr etmek yani kişinin Yüce Allah’ın varlığını ve ayetlerini,[10] birliğini inkâr etmek[11], O’na şirk koşmak,[12] çocuk isnat etmek[13] ve teslis inancında olduğu gibi O’na herhangi birini denk kabul etmek.[14]
  2. B) verilen nimetlere nankörlük etmek.
  3. C) Teberri etmek.
Bilerek inkâr etme durumunun Kur’ân-ı Kerim’de “cuhûd” kelimesiyle ifade edildiği görülmektedir.[15] Bu itibarla “c-h-d” kökünden türeyen bu fiilin, küfür kavramını anlatan önemli terimlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. “Cuhûd” kelimesi; reddetmek, bile bile inkâr etmek anlamlarına gelmektedir.[16] “…Ayetlerimizi; ancak kafirler bile bile inkâr ederler”[17] ayetinde geçen “cuhûd” kelimesinden ötürü “bile bile inkâr” şeklinde anlam verilmiştir. Allah’ın varlığını bile bile inkâr etmek, her şeyin kendiliğinden var olduğunu kabul edip buna inanmak, ilahi bir gücü yok saymak, her şeyi maddeden ibaret saymak mutlak küfürdür. İnsanlardan kimisi Yüce Allah’ın varlığını bilmesine rağmen sırf inat olun diye inkâr eder. Aklı ona her şeyin bir yaratıcısının olduğunu hatta kalbi bu konuda mutmain olmasına rağmen sırf inaden -Ebu Cehil’de[18] olduğu gibi- inanmadığını söyler. ATEİZM Allah’ın varlığını inkâr eden düşüncelerin başında ateizm/tanrıtanımazlık gelir. Türkçeye “ateizm” olarak geçen kelimenin aslı “teizm”dir. Teizm, Yunancada Yüce Allah’a inanmak demektir. Bu kelimenin başına olumsuzluk eki olan “a” harfi getirilerek “ateizm” şeklinde Yüce Allah’ın varlığını inkâr eden felsefi görüş haline gelmiştir.[19] Materyalist düşüncenin de temelini oluşturan ateizm/tanrıtanımazlık, Allah, ruh, ölüm ötesi vb. her türlü inancı reddeden görüşler sistemi ki dini tümden olumsuz kabul eder.[20] Maddeci ateist düşüncenin ilk savunucularının Demokritos ve Epikurus olduğu söylenmektedir. Ateizm en parlak dönemini ise Karl Marx ve Engels ile yaşamıştır. Özellikle maddeci düşüncenin ilklerinden sayılan Demokritos, evreni ruhsal her türlü varlıktan ayrı sadece maddeci bir bakış açısıyla ele alarak her şeyi maddeden ibaret saymıştır. Ateistler Yüce Allah’ın varlığını tartışmazlar, onlara göre var olmayan bir şeyin tartışması da olmaz.[21] Genel olarak ateizm iki sınıfa ayrılır: Negatif ateizm ve pozitif ateizm. Negatif ateizm tanrının varlığını olası görür; ama varlığını ispatlayacak herhangi bir delil yoktur der. Pozitif ateizm ise tanrının varlığını olası görmez. Onlara göre öyle bir ihtimal yoktur.[22] Farklı şekillerde tezahür eden ateizm düşüncesinin en popüler olanı materyalizmdir. Materyalizm, her şeyin maddeden oluştuğunu, maddenin dışında herhangi bir varlığın olmadığını dolayısıyla başta Yüce Allah olmak üzere beş duyu organıyla algılanamayan varlıkların ve ölümden sonra başka bir hayatın var olmadığını savunur. Tanrı ve diğer metafizik varlıkların insanların kendi hayal güçlerinden kaynaklandığını, dış alemin varlığından metafizik varlıkların olduğu kanısına vardıklarını iddia ederler. Onlara göre maddeye bakan insan bunu yapan birinin olabileceğini düşünmüş ve bu düşünce onda tanrı inancını meydana getirmiştir. Bu sebepten dolayı “tanrı insanı değil, insan tanrıyı yarattı” derler. Onlara göre canlılar hayata gelirler ve ölürler. Öldükten sonra da yok olup giderler. Ölümden sonra başka bir hayat yoktur. Başka bir hayat olmadığı için de iddia edildiği gibi cennet cehennem diye bir şey de yoktur. Canlılar doğarlar yaşarlar ve ölürler. Bu döngü devam eder gider. Bu düşünceye Kur’an-ı Kerim'de şöyle atıfta bulunulur: “(İnanmayanlar şöyle) dediler: 'Dünya hayatımızdan başka bir hayat yok. Ölür ve yaşarız. Sadece zaman bizi yok eder.' Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece (öyle olduğunu) zan (iddia) ederler.”[23] Bütün sapmalara karşı olduğu gibi ateist düşünceye karşı da Yüce Allah değişik zaman ve mekanlarda peygamberler göndermiştir. Nitekim vahyin gönderiliş amaçlarının başında Yüce Allah’ı tanıtmak gelmektedir. Zaten tüm ilahi kitaplar ve peygamberler ahiret ve nübüvvet inancının yanında insanlara Yüce Allah’ı tanıtarak O’nunla ilgili anlayacakları tarzda bilgiler verip inkâr düşüncelerine karşı insanlara akıllarını kullanmalarını, kâinatın ve içindekilerin üzerine tefekkür etmelerini tavsiye ederler. Zira akıl hiçbir şeyin kendiliğinden var olamayacağını söyler. Hatta bunun ihtimal dahilinde dahi olamayacağını savunur. Zaten bundan dolayıdır ki ateistler Yüce Allah’ın varlığı üzerine düşünmezler, sadece “yoktur” derler. Yokluğuyla ilgili delil getirmekten sakınırlar, böyle bir şey bizim işimiz değildir diyerek sıvışırlar. Üzerinde tefekkür ederlerse ne kadar derin bir yanılgı içinde olduklarını göreceklerdir. Çünkü Yüce Allah’ın yokluğunu ispat mümkün değildir. Bu konuda ne kadar delil aranırsa aransın bulmak imkansızdır. Akıl mevcudatın kendiliğinden var olmayacağını söyler. Onlar da bunun imkansızlığını bildikleri için mugalata yaparak “olmayan bir şeyin ispatına ne hacet” diyerek başta kendilerini sonra da başka insanları kandırmaktadırlar.   [1] Ebu Muhammed, İzzettin Abdulaziz b. Abdisselam b. Ebi Kasım b. el Hasan el–Sülebi ed–Dimeşkî, Tefsiru’l Kur’ân, (Beyrut: Daru ibni Hazm, 1992), 1/101. [2] el Hadid 57/20. [3] Kurtubi, el Câmi’u li Ahkmi’l Kurân, 1/181 [4] Muhammed b. Yusuf b. Ali b. Yusuf b. Hayyan esiruddin el–Endulusi, el–Behru’l Muhit fit’tefsir, (Beyrut, Daru’l Fikr, h. 1420), 1/75. [5] Karaman Fikret, vd., Dini Terimler Sözlüğü, (Ankara: DİB yayınları, 2006), 390. [6]Yunus Ekin, Kur’an’a Göre ‘Küfür’ Kavramı, (Sakarya: Sakarya Üniversitesi Sosyal bilimler enstitüsü Temel İslam bilimleri, Doktora tezi), 27. [7] Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları, 13, 7045-7046. [8] Ekin, Kur’an’a Göre ‘Küfür’ Kavramı, 28. [9] El Askeri, Ebu Hilal Hasan b. Abdullah b. Said, El Vucuh ve’n-Nezair, (Kahire: Mektebetü’s Sekefetü’d Diniyye, 2007), 409. [10] el Al-i İmran 3/21. [11] el Bakara 2/6. [12] el Kafirûn 109/1. [13] el Yunus 10/68 el Bakara 2/116, el Maide 5/17, 72, el En’am 6/101, el Tevbe 9/30, 31 [14] el Maide 5/73. [15] el En’am 6/33, el A’raf 7/51, el Hud 11/59. [16] İbni Manzur, Lisanu’l  Arab, “chd”, 3/106. [17] el Ankebut 29/47. [18] Mehmet Ali Kapar, “Ebu Cehil”,  Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (Ankara: TDV yayınları, 1994), 10/117-118. [19] Hançerlioğlu, Orhan, Felsefe Sözlüğü, (İstanbul: 1993), 437. [20] İvan Florov, Felsefe Sözlüğü (İstanbul: Cem Yayınevi, 1991), “Ateizm/Tanrıtanımazlık”, 458. [21] Tarihi Olaylar Sitesi, “Ateizm” (Erişim 27 Ocak 2021). [22] Makaleler.com, “Ateizm” (Erişim 27 Ocak 2021). [23] el Casiye 45/24.
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS