İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

KARANLIĞI NURA, GECEYİ GÜNDÜZE, CEHALETİ SAADETE ÇEVİREN ÖRNEK NESİL: ASHAB-I KİRAM..

2021-11-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bir akşam vaktiydi.. Güneş batmış, karanlık usulca Medine semalarını kaplayıvermişti.. Varsın güneş batsındı.. Kutlu Nebi’nin aşıklarının gözleri iki cihan güneşindeydi... Doyamıyorlardı O'na.. Biraz daha, biraz daha kalabilsek diye iç geçiriyorlardı... Ebu Musa el Eşari (R.A) anlatıyor:  Rasûlullah ile beraber akşam namazını kılmıştık. Aramızda: 'Burada oturup yatsıyı da onunla birlikte kılsak.' dedik ve oturduk. Derken yanımıza geldi ve:  Halâ burada mısınız? buyurdu. Evet! dedik.  İyi yapmışsınız! buyurdu. Başını gökyüzüne kaldırdı ve şöyle buyurdu:  Yıldızlar semanın emniyetidir. Yıldızlar gittiğinde, vaad edilen şey semaya gelir. Ben de ashabım için bir emniyetim. Ben gittiğimde, onlara vaad edilen şey gelecektir. Ashabım da ümmetim için bir emniyettir. Ashabım gittiğinde ümmetime vaad edilen şey gelir." (Müslim) Kutlu Nebi  ﴾ﷺ﴿ Ashabıyla aralarındaki durumu latif ve hikmetli bir teşbihle böyle anlattı ashabına. Aynı şekilde Ashab’ının ve ümmetinin arasındaki durumu da peşi sıra açıkladı o akşam... Ashab; Rahman’ın  himayesini, emniyeti/güveni, sulh ve selameti, hidayet ve marifeti Kutlu Nebi’ye  ﴾ﷺ﴿ olan bağlılıkları, muhabbetleri, samimiyetleri ve sadakatleriyle kazandılar. İnsanlık tarihinde eşi benzeri olmayan müstesna bir medeniyeti bu şekilde inşa ettiler. Yeryüzünün en güzide örnek nesli  işte  bu medeniyetin bağrından çıktı. Bu sebeple, Kutlu Nebi' nin  ﴾ﷺ﴿  davasının müntesipleri şunu bilmelilerdir ki, Ashab-ı Resûl olmadan, Ashab örnek alınmadan, Ashab’a muhabbet duyulmadan, Ashab’ın yolundan gidilmeden, Ashab’ı tanımadan, Ashab’ı anlamadan, özlemini duydukları İslam medeniyeti  inşa edilemez ve  örnek  İslam nesli asla yetiştirilemez! Kutlu Nebi’nin ﴾ﷺ﴿ Ashab-ı Kiram ile ilgili hassasiyetini gösteren şu sözleriyle konumuza devam edelim: Ashâbım hakkında uygunsuz sözler söylemeyiniz. Ashâbım hakkında uygunsuz sözler söylemeyiniz. Eğer, sizden birinin Uhud Dağı kadar altını olsa ve bunun tamamını Allah yolunda infak etse, onların infak ettiği bir ölçeğe, hattâ yarısına bile mukabil gelmez.” (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 5; Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 221-222) “Allah Allah! Ashâbım hakkında söz söylemekten sakının. Zinhar benden sonra onları hedef almayın. Onları seven, beni sevdiği için sever; onlara buğzeden, bana buğzettiği için buğzeder. Onlara eziyet veren, bana eziyet vermiş, bana eziyet verense Allâh’a eziyet vermiş sayılır. Allâh’a eziyet vereni de Allah cezalandırır.” (Tirmizî, Menâkıb, 58) Yüce Rabbimiz de, Ashab-ı Kiram’ı, insanlık için örnek bir nesil olarak seçtiğini birçok ayeti celile de beyan ediyor: وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطاً لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهيداً İşte böylece sizin insanlığa şahit olmanız Rasûl’ün de size şahit olması için sizi mûtedil bir millet kıldık…” (el- Bakara, 2/143)   كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allâh’a inanırsınız.” (Âl-i İmrân, 3/110   وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْري تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَٓا اَبَداً ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ  “(İslâm dînine girme hususunda) öne geçen ilk muhâcirler ve ensar ile onlara güzellikle tâbî olanlar var ya; işte Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. Allah, onlara; içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” (et-Tevbe, 9/100) Muhakkak ki Ashab-ı Kiram’ın bu muazzam iltifatlara layık olmasının nedeni, marifet nurundan kana kana içmeleriydi. Elbette ki İlahi iltifat, Allah ve Resulüne itaat ve teslimiyetten neşet eden marifete binaen hak edilmişti. Zira onlar, rızayı İlahi için, canlarını, mallarını, makamlarını, ailelerini, tatlı uykularını, rahatı ve tüm dünyalıkları ellerinin tersleriyle itmişlerdi. Onlar, itaat ve teslimiyet noktasında daima bir teyakkuz, muhasebe ve muhakeme halindeydiler. Onlarda, Allah Azze ve Celle yolunda daha fazla ne yapabilirimin sancısı vardı; 'ben yeterince yaptım, sıramı saldım, ben yapamam başkası yapsın, ben şu sebeple yapamam, bu sebeple uygun olmam savsaklığı veya sözünde durmama, bahane ve mazeret üretme kaypaklığı yoktu...’! Daima mücadele azmi ve bilinci vardı. Örnek alınması gereken güzide bir topluluktu onlar... Ashab’ın meselelere bakışı, ilahi vahye olan itaatleri ve samimiyette ulaştıkları mertebeyi anlatacak  bir örnek verelim: وَاَنْفِقُوا في سَبيلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَيْديكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚ وَاَحْسِنُواۚ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنينَ "Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın, Allah güzel yapanları sever." (2/Bakara, 195) Bu ayetin nuzül sebebi ile ilgili Leys İbn Ka'b şunları söyler: "Muhacirlerden bir kişi İstanbul'da düşmanların safına saldırdı. Ve düşman safını deldi. Beraberimizde Ebu Eyyub el-Ensari de vardı. Bazı kimseler dediler ki: Kendini kendi eliyle tehlikeye attı. Ebu Eyyub el-Ensari dedi ki: Biz bu ayeti daha iyi biliriz. Çünkü o, bizim hakkımızda nazil olmuştur. Biz Rasûlullah'la birlikte sohbet ettik. Onunla nice şeylere şahit olduk ve ona destek olduk. İslam yayılıp da ortaya çıkınca biz Ensar topluluğu gizlice toplandık ve dedik ki: 'Allah bize Peygamberle sohbet etme şerefini lutfetti. Ve ona yardımcı olma imkanını bahşetti. Böylece İslam yayıldı. Müslümanlar çoğaldı. Biz Rasûlullah'ı ailelerimize, mallarımıza ve çocuklarımıza tercih etmiştik. Şimdi ise savaş ağırlığını kaybetti. Artık ailelerimize, çocuklarımıza dönüp onların yanında kalsak. İşte bunun üzerine: "Allah yolunda infak edin ve ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" ayeti bizim hakkımızda nazil oldu. Bu ayette söz konusu olan tehlike; cihadı terk ederek, mal ve çoluk-çocuk yanında oturmaktır." (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai) Zaten bu bakış ve anlayıştaki hikmet, bu azim ve gayretteki samimiyetti onları Peygambere arkadaş, yoldaş, sırdaş olma  makamına çıkaran... Aziz İslam medeniyetinin inşası için, insanlığın iki cihan kurtuluşuna vesile olacak Kur’an neslinin yetişmesi  için, dünyanın her yerine canları pahasına aşkla, şevkle koşturan.. Hakikat şu ki; gelmiş geçmiş insanlık tarihinin en güzel örnek nesli Ashab-ı Kiram’dır. Zira onlar; yaşadıkları kara asrı, saadet asrına çevirmişlerdir.. Tarih boyunca insanlık hep imrendi o güzide asra ve o müstesna örnek nesle... Yavrularımızın adını belki de en çok bu sebepten Ashab-ı Kiram’ın isimlerinden seçtik. Onlara benzesinler ve yaşadığımız çağ saadet asrına dönsün diye... Ancak nafile.. Bugün Alilerin, Mushabların, Eyüblerin, Zeyneblerin, Sümeyyelerin ve daha nice yavruların ahvali ortada... Şunu yine belirtmek gerekir ki, Ashab-ı Kiram’ı hakkıyla tanımadan, anlamadan, onlar gibi yaşamadan neslimizin emniyet ve hidayetinden söz etmemiz asla mümkün olmayacaktır! Bu hedefe ulaşmak için, onların örnek hayatı; takva, vera, zühd, ilim ve müstesna hasletleri sadece kavlimize değil, halimize de yansımalıdır. Kutlu Nebi’ye  ve kutlu Ashabına salat ve selam olsun.. Rabbimiz bizleri onların yolundan ayırmasın...      
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS