İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

KAFKAS DAĞLARINI TİTRETEN DESTAN CEVHER DUDAYEV -5-

2021-09-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Dudayev, Kafkas halklarının acı ve sancısını yaşayan, yürekten hisseden ve dert edinen bir komutan ve liderdi. O, izzetli olmanın ve Ruslara karşı ayakta durmanın yolunun halkların birliğinden geçtiğini biliyordu. Kafkas halklarının bir olması, tek yürek olması hayalini gerçekleştirmek için çok uğraşır, mücadele eder. Bu bağlamda Gürcistan, Estonya gibi halklara destek verdiği gibi 1992 yılında Abhazya Savaşı’na Şamil Basayev komutasında Çeçen savaşçıları gönderip Kafkas Halkları Konfederasyonu’na destek verir. Dudayev, 1995 yılı Mart ayında İslam Devleti’ni ilan edince en azından Müslüman bazı devletlerin Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanıyacağını umar. Bu konuda çalışmalar yapar; ama tüm çabalarına rağmen hiçbir devlet Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanımaz. Estonya, Cehver Dudayev’e karşı olumlu düşünmekte ve onun 1990’daki tavrına sempatiyle yaklaşmaktaydı. Bu nedenle Estonya, Çeçenistan’ı tanıma kararı alır; lakin leş kargaları gibi pusuda bekleyen ABD ve AB Estonya’ya baskı uygulayarak onu tanıma kararından vazgeçirir. Dudayev’in şehadetinin ardından Taliban, Eylül 1996’da Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçirip yönetime gelince Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanıyan tek devlet olur. Çeçenistan’ın bir İslam devleti olarak ilan edilmesi dost düşman herkesin dikkatini çeker ve ilgi kaynağı olur. Bu kararın ardından diğer Müslüman ülkelerden ilk savaşçılar, Çeçen topraklarına ayak basar. Çeçenistan’a giden bu Müslüman savaşçıların kimisi önyargılıdır. Onlara göre, Çeçenistan’daki savaşın İslami bir yapısı yoktur. Cevher Dudayev de sadece bir Rus generalidir, Çeçenler de geleneksel bağlamda Sufi bir toplumdur.  Bu savaş, Ruslara karşı verilmiş bir özgürlük savaşıdır. Savaşın İslami bir kimliğe bürünmesi gerekir. Çeçenistan’a giden yabancı savaşçıların arasında, adı Çeçen cihadıyla özdeşleşen Komutan Hattab Samir bir Salih es Suveylim de vardır. Komutan Hattab, ilk başlarda Çeçenistan’a gitme taraftarı değildir. Ona göre orada Komünizm hâkimdi ve halk da komünistti. Ama televizyonda gördüğü Çeçen savaşçılar onu şaşırtır. Bu savaşçılar, alınlarında tevhid yazılı bandajlar taşıyordu. Bunun üzerine kısa bir araştırma yapar ve ardından birkaç arkadaşıyla Çeçenistan’a bir ziyareti gerçekleştirir. Hattab ve arkadaşları Çeçenistan’a varınca halkın Müslüman olduğuna şahitlik ederler ve burada kalmaya karar verirler.  Hattab, Çeçen savaşı, Cehver Dudayev’in kişiliği ve Çeçen halklarıyla ilgili bu iddialar ve eleştiriler üzerine, Dudayev ile 11 Nisan 1995’te bir görüşme gerçekleştirir. Hattab, bu görüşmeyi daha sonra yazdığı anıların içinde şöyle anlatır: "Gördüğüm izzet ve güçlü bir kişiliğe sahip bu karakterden dolayı şaşırmıştım. Onlarla birlikte oturdum ve Cevher'e ilk soruyu sordum: 'Savaşınızın hedefi nedir? İslam için mi savaşıyorsunuz?' Şöyle cevapladı: 'Onlarca yıldır diasporaya sürülmüş her Kafkasyalı ve Çeçen çocuk bir gün bunu hayal eder, İslam bir gün tüm Kafkasya'ya geri dönecek ve yalnızca kendi topraklarına da değil. Ben de Kafkasya topraklarına İslam'ın dönüşünü düşleyen o çocuklardan biriyim.' Bu, bende tokat etkisi oluşturan çok derin bir cevaptı. Şöyle sordum: 'Peki, 91-92-93'ten 94'e kadar 3 yıldır Ruslar yoktu. Neden İslam cumhuriyetini ilan etmediniz ve bu 3 yıl içinde meseleleri yoluna koymadınız?' Şöyle cevapladı: 'Eğer Ruslardan ayrılsaydık ertesi gün bize saldıracaklarını biliyorduk. Rus cehenneminden kaçmayı deneyen demokratlar olduğumuzu göstermeye çalışarak onları aldatmaya çalışıyoruz. Fakat Ruslar habistir, bizim sadece İslam yolunda olduğumuzu biliyorlardı, bu nedenle bizi işgal ettiler.' Şöyle dedim: 'Tamam, İslam dünyası sebebin ne olduğunu bilmiyor. Çünkü siz, devletinizin adını bile Çeçen İslam Cumhuriyeti şeklinde adlandırmadınız ki insanlar burada bir zorunluluklarının olduğunu bilsin. İslam dünyası Çeçenistan'da olan olayları bilmiyor.' dedim. Şöyle söyledi: 'Sen, Çeçenistan içinde neler olduğunu bilmek istemiyorsun, farz edelim ki bu olaylar dünyanın herhangi bir noktasında gerçekleşmiş olsun, kim kime karşı savaşıyor ve ne için savaşıyor diye sebebini araştırmak için bir delegasyon ya da komite göndermeleri Müslümanlar üzerine farz değil midir?' Dürüst olmak gerekirse bu sözler bir saldırıydı ve onunla güreşe devam edemedim. Sonra şöyle dedi: 'Bu bir farzdır. Farz edelim ki olaylar Çeçenistan'da başladı ve biliyorsunuz ki burası bir Müslüman toprağıdır, öyleyse Müslümanların buraya gelmeleri gerekmektedir. Biz bombardıman altındayken BBC ve CNN'den ve tüm Batı dünyasından gazeteciler gelip ayağımızın dibine çökerek bizimle röportaj yapıyor ve ne için savaştığımızı, durumun ne olduğunu bizim Hıristiyan mı ya da Müslüman mı olduğumuzu öğrenmek istiyor ve şaşırtıcı sorular soruyorken bana bu soruları soran ilk Müslüman gazetecisin. Bugüne kadar gelen gazeteciler arasında kaç tane Müslüman gazeteci geldiğine bak, savaş hakkında yazmak ya da soru sormak için bir tane bile Müslüman gazeteci gelmedi.' Bunun ardından soru soramadım ve savunmaya başladım, şöyle dedim: 'Topraklarınız kuşatılmış bir halde ve ulaşılması zor.' Şöyle cevap verdi: 'Oradaki (Müslüman ülkelerdeki) sorun rejimlerle ilgilidir. Batı dünyası Çeçenistan’ın içinde bulunan bizlere ulaşan insanlar gönderirken tüm Müslüman dünyası bir delegasyon, komite veya herhangi bir kimseyi Müslümanların davasına göz atmak için gönderemez mi? Yardıma ihtiyacı olan sizlersiniz, bizler değil. Bu meseleyi hallettikten sonra gelip size yardım edeceğiz inşallah.' Onunla sonunu getiremedim ve şöyle söyledim: 'Allah seni hayırla mükâfatlandırsın.' … Uluslararası emperyalizm, Çeçen savaşını Dudayev`le eşdeğer görüyordu. Onlar, ‘bir nalın bir atı, bir atın bir komutanı, bir komutanın bir milleti mahvedeceği’ hesabı üzerinden Dudayev’in ortadan kaldırılması gerektiğine karar verirler. Çünkü onlar ‘lidersiz bir toplumun, başsız bir ordunun, kılavuzsuz bir halkın’ tesbih taneleri gibi dağılacağı düşüncesindeydi. Dünyayı babalarının malı ve tapulu arazileri olarak gören bu zalim ve emperyalist güçler, Dudayev`in kullandığı uydu telefonunun frekansını Rus yönetimine bildirirler. Dudayev, gözlerden ırak, ücra bir Çeçenistan köyündedir. Bu köy, Çeçenistan’ın batısında Gehi-Çu köyüdür. Dudayev, müzakere ve fikir alış verişi için bazı görüşmeler yapar. Görüşme yaptığı kişilerden biri de Rus Duma`sından milletvekili Konstantin Borovoi’dir. O, onlarla barış konusunu görüşmek için kendisine kurulan tuzaktan habersiz uydu telefonunu çalıştırır. Bu esnada, uzaktan kumandalı nokta hedefe kilitlenen bir roketle şehid edilir. Savaş hem askeri hem de diplomatik anlamda Çeçenler açısından başarılı gittiği, Rus Ordusu’nun ağır kayıplar verdiği bir sırada Çeçenistan cumhurbaşkanı Cevher Dudayev şehid edilir. Dudayev’in şehid edildiği saldırıdan kötü kokular gelir. Eşi Alla Dudayeva ve Dudayev’e yakın pek çok isim suikastin ABD, Rusya ve Türkiye’den bazı isimlerin ortaklaşa gerçekleştirdiğini dile getirirler.  Bu iddiaya göre Dudayev’in Türkiye’ye olan güveni istismar edilir ve Türkiye’den bazı isimler üzerinden Dudayev’in aracına takip cihazı yerleştirilir ve cep telefonu hediye edilir. Dudayev, iman dolu bir kalbe ve izzetli bir duruşa sahip, şehitliğe talip ve arzulu bir komutandı. O, birçok ortamda “Şehitliğe talibim. Şehitliği büyük bir rütbe ve makam olarak kabul ediyorum. Ülkemin bağımsızlığı ve halkımın hürriyeti için ölene kadar savaşmaya hazırım!” ve “100 yıl köle olarak yaşamaktansa bir gün şerefli ve başı dik durmayı tercih ederim...”[1] Sözleriyle bu arzusu ve hasretini defalarca dile getirmişti. Dudayev’e yapılan suikastı ilk ABD doğrular. ABD, Rusya ve diğer emperyalist ülkeler, Cevher Dudayev’in öldürülmesini ağızlarından salyalar akarak haber yaparlar. Sevinçleri kulaklarına varan, öfkeleri ağızlarından taşan bu birleşik düşmanlar sanırlar ki onun şehadetiyle Çeçenistan’da her şey bitmiştir. Oysa Dudayev, sözüm ona hür(!) dünya devletlerinin hiçbir zaman anlayamayacağı bir gerçeği halkına anlatmıştı ve halkı da bu gerçeği iyice içselleştirmişti: “Her Çeçen bir generaldir ve bir Dudayev’dir ve bir özgürlük aşığı olarak dünyaya gelir ve dünyadan göçerdi.” Çeçenler, destansı komutanları ve Allah yolunun şehidi liderleri Cevher Dudayev’in izinde iki yıl savaşıp Rus ordusunu darmadağın ederler ve yenilmez sanılan Ruslara Afgan mücahidlerinden sonra ikinci yenilgiyi tattırırlar. Cevher Dudayev, dünyevi yönüyle gerçek bir liderdi. Ahiret yönüyle o, toplumu için iyi bir rol modeldi. Kimsesizlik, sürgün, baskı, mücadele ve zaferle dolu bir hayatta onun amacı Allah’a kulluk ve mümince bir yaşamdı. O asla kasa, masa, nisa gibi dünyevi imkân ve mevkilere meyletmedi. Şöhretin zirvesindeki bir general iken secdeyi seçen bir abid ve mücadeleyi seçen bir mücahid olabilmeyi başardı. Savaş boyunca kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkış garantisi ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri elinin tersiyle itti. O, önce Allah’a sonra da halkına güvendi. Bağımsızlık ilanının ardından tanınma için başvurduğu devletlerden olumsuz yanıt aldığında verdiği “Bizi tanımazsanız biz de sizi tanımayız!” cevabı adeta kişiliğinin bir fotoğrafı olarak belleklere kazındı… (Devam edecek) [1] https://www.ihh.org.tr/haber/bagimsiz-cecenistan-icin-bir-mihenk-tasi-cevher-dudayev-829; https://dogruhaber.com.tr/haber/658203-bizi-oldurebilirler-fakat-ozgurluk-ruhumuzu-asla-yok-edemezler-bagimsiz-cecenistan-icin-bir-mihenk-tasi-cevher-dudayev/  
İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS