İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Kafkas Dağlarını Titreten Destan Cevher Dudayev - 3-

2021-07-02
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

KAFKAS DAĞLARINI TİTRETEN DESTAN CEVHER DUDAYEV -3-   Bağımsızlık, insanoğlunun fıtri bir karakteridir. Bağımsızlık ‘akıl, nesil, mal, can ve din’ emniyeti için insanoğlunun olmazsa olmazıdır. Bir insanın, diğer insana tahakkümü kadar kötü bir durum yoktur şu gökyüzü altında. Sonsuzluğa âşık ve namzet bir insanı sınırlamak insan olamamaktır. Tarih boyunca insanın eşref artısını terk edip esfel eksilerinde debelenen nice hak, ahlak ve haysiyet yoksunu kişi, grup, devlet ve idareciler zulmü ve tahakkümü kendine yol bilmişler. Tarihe Rus vahşeti olarak geçen nice zulümler de bu aşağılık kompleksi içinde anılagelmiştir. Dudayev’in bağımsızlık yolunda emin ve kararlı adımları Çeçenistan Meclisi’ni de etkiler. Meclis, bağımsızlık kararından 6 ay sonra 12 Mart 1992’de Çeçenistan’ın yeni anayasasını kabul eder. Komünist SSCB’nin dağılıp tarihin zulüm ve ideolojiler çöplüğüne gömülmesi sosyalist artıklara ağır gelir. Sosyalist artıklar, Yeltsin’in öncülüğünde 31 Mart 1992’de yeni bir birlik oluşturur ve bunu bir anlaşma adı altında imzaya açarlar. Burada amaç, Ruslara dünün zorunlu kölelerini manevralarla politik ve konjonktürel köle olarak elde tutmaktır. Sözüm ona 19 özerk cumhuriyet yeni Rusya Federasyonu’nun öncülük ettiği bu yeni birlik anlaşmasını itirazsız imzalar. Çeçenistan, federatif bir bağlama büründürülse de perde arkasında Rusya’nın payandası olma kabilinde olan bu anlaşmayı bağımsız bir ülke olduğu gerekçesiyle imzalamaz. Rusya Çeçenistan’ın bağımsızlığını kabul etmez; ama bir müddet önce Nisan 1992’de Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti ile yaptığı anlaşmaya bağlı olarak Çeçenistan’da kalan son Rus askerlerini de çeker. Aynı zamanda eski Sovyet coğrafyası dağılma ve çöküş nedeniyle ciddi bir ekonomik kriz yaşamaktaydı. Tüm bağlı ülkeler gibi Çeçenistan da bu krizden etkilenir; ama Dudayev’in doğru manevraları ve başarılı politikaları sayesinde bu ekonomik kriz Çeçenistan’ı çok sarsmaz. Cevher Dudayev, bir yandan yeni devletin kendi ayakları üzerinde kalması için uğraş veriyor, bir yandan da uluslararası kabul için uğraşıyordu. Çeçenistan’ın bağımsızlığının tanınması için ilk önce bütün ülkelere genel bir çağrı yapar; ama bu çağrısı hiçbir ülkeden olumlu karşılık bulmaz. Dudayev, bağımsızlık yolunda güçlü olmanın uluslararası tanınmışlık ve ilişkiler ile olacağını biliyordu. Bu münasebetle Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanıyacaklarına kanaat getirdiği ve bu noktada ümit beslediği ülkeleri ziyaretle işe başladı. İkili ilişkiler ile bunu başaracağına inanıyordu. Bağımsızlık yolunda ilişki geliştirmek için Dudayev’in ilk temas kurduğu ülkeler Suudi Arabistan, Kuveyt ve Ürdün olur. Bu ülkelerin daveti kabul etmesiyle yola koyulur. Ürdün, Rusya’nın yoğun baskıları üzerine ziyareti iptal eder. Kuveyt ve Suudi Arabistan her ne kadar Dudayev’i üst düzeyde ve sıcak karşılasa da, Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanımaya ve Çeçenistan ile diplomatik ilişki kurmaya hazır olduklarını belirtse de bu gerçekleşmez. Muhtemelen, kapalı kapılar arkasında Kuveyt ve Suud da Rusya’nın baskılarına boyun eğmek zorunda kalır. Dudayev, kutsal toprakları ziyareti esnasında Umre ibadetini de yerine getirir. Cevher Dudayev, bağımsızlığın tanınması çalışmaları çerçevesinde Türkiye ve KKTC’yi de ziyaret programına alır. Türkiye, Dudayev’e hiçbir şekilde kapıları aralamaz. Dudayev, yine bir umutla kendi özel uçağı ile Ankara’ya gelse de hiçbir resmi karşılama ve karşılık olmaz. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, hem Dudayev’in görüşme talebini kabul etmez hem de Dudayev Ankara’dan ayrılacağı sırada onun uçağının kalkışına izin vermez. Kriz, cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın müdahil olmasıyla aşılabilir. Ama Dudayev üzgündü, öfkeliydi ve büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Yıllarca kardeş ülke, ağabey devlet olarak görülen Türkiye, Dudayev’i ters köşe yapmıştı. Şeyh Şamil de vakti zamanında Rusya’yla olan ilişkiler bahane edilerek Osmanlı tarafından yalnızlaştırıldığı gibi yüz yıl sonra bir diğer Kafkas Kartalı ve mücahidi Dudayev Türkiye tarafından yalnızlaştırılmış. Üstelik bir suçlu gibi muameleye tabi tutulmuştu. Siyonist terör şebekesinin ilk önce Türkiye tarafından devlet olarak tanınması ise bir handikap olarak durmaktadır. Dudayev ve hala zulüm ve işgal altında olan birçok Müslüman ülke kardeş ve kader ortağı olarak bildiği devletlerin desteğini yanında görmüyorsa, emperyalist ülkelere karşı yalnızlaştırılıyorsa ve haklıları bile üst düzeyden ifade edilemiyorsa elbette ABD, Rusya, Çin, Hindistan ve İsrail kudurganlar neler yapmaz ki!!! Türkiye’ye gelişinin ardından KKTC’ye geçen Dudayev burada Türkiye’nin aksine çok sıcak ve cumhurbaşkanı düzeyinde karşılanır. Görüşmeler olumlu geçer ve iki ülke de karşılıklı birbirlerinin bağımsızlığını tanıyacakları noktasında mutabık kalırlar. Maalesef KKTC de Dudayev’in daha ayağındaki toz dururken bağımsızlık kararını tanımaktan vazgeçer. KKTC’nin 180 derecelik dönüşünde dönemin DYP-SHP hükümetinin baskısı etkin olur. Dudayev, o esnada Sırp vahşetinin yaşandığı Bosna’ya ve oradan ABD’ye geçer. Bosnalı Müslümanlar da o günlerde, yakın zamanda Sırplar ve Hırvatlar tarafından sarılır, ablukaya alınır, bir soykırıma tabii tutulurlar. Böyle bir bağlamda kendisi yardıma ve desteğe muhtaç, kendisi Rus vahşeti karşısında direnen, kendisi bağımsızlık noktasında bir destek arayan gücü az, imkânı kısıtlı; ama yüreği büyük, imanı kavi bir adam, bir yiğit, bir isar abidesi Dudayev Bosna’da şanına yakışır bir duruş sergiler ve şu minvalde bir teklifte bulunur: “Bosna-Hersek’e 10 bin eğitimli ve silahlı Çeçeni göndermeye hazırız; ama yol bulamıyoruz. Şayet İslam ülkeleri kendilerine yol açılması için çaba gösterirse 10 bin Çeçen savaşçı Bosna Savaşı’nın gidişatını kökten değiştirecektir.” Cevher Dudayev, gerçek bir liderdi. Bir lider de olması gereken tüm güzel vasıfları taşıyordu. Dünya, çok defa makamı, imkânı ve cazibesiyle onun ayağına serildiği halde o izzet, mücadele, iman ve özgürlük güzergâhını tercih eder. SSCB’de kudretli bir general olduğu dönemde de yeni bir devletin kurucu lideri olduğu dönemde de asla para, makam ve mevki gibi şeylere meyletmedi. Bağımsızlık sürecinde ve sonraki işgal ve savaş döneminde birçok ülkenin yaptığı yüklü miktarda para desteğinin, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi tekliflerin hiçbirini kabul etmedi. Çünkü o, izzeti zillete tercih eden erlik mektebinde yetişmişti. Çünkü o, imanı nice dünyalıklara değişmeyen bir kürsüde tedris almıştı. Çünkü o, bir avuç haklılığı, dağlar kadar haksızlığa vermeyecek bir kıvamdaydı. Çünkü o, türlü türlü silahları olan kuvvetlere karşı bağımsızlık arzusu coşan bir halka güvenen bir emniyet limanıydı. Basın mensuplarının savaş öncesi sorduğu “Kaç generaliniz var?” sorusuna verdiği “Her Çeçen bir generaldir, ben sadece milyon birinciyim.” cevabı dahi onun dirayetini, onurunu, kararlılığını ve bağımsızlık aşkını ortaya koymaktaydı. Dudayev, bağımsızlık ilanının ardından tanınmak için gittiği her ülkeden olumsuz yanıt almış ve eli boş dönmüştü. Ama onun bir avuç menfaat ve bazı korkular adına olumsuz yanıt aldığı ülkelere tarihe nakış nakış işlenecek şu cevabı verir: “Bizi tanımazsanız biz de sizi tanımayız!” Bu cevap, aynı zamanda Dudayev’in mücadelesinin de temelini oluşturur. Rusya, tetiktedir. Dudayev’in çıktığı yurtdışı gezi ve ziyaretlerinden eli boş döndüğünü, umduğu desteği bulmadığını hatta Türkiye gibi bir devletin onu bir süreliğine alıkoyduğunu duyunca kanlı dişlerini göstermeye başlar ve Dudayev’i devirme, Çeçenistan’ı işgal etme planlarını devreye sokar: Dudayev, 8 Ağustos 1993’te Rusya’nın arkasında olduğu bir suikast girişiminden kurtulur. 20 Eylül 1993’te Ömer Artuhanov isminde Rus yanlısı bir Çeçen, Rusya’dan aldığı silahlı ve maddi destekle Dudayev’e isyan eder. Aynı dönemde Moskova’da kanlı bir çatışmaya dönecek olan büyük bir siyasi kriz yaşanır. Cumhurbaşkanı yardımcısı Aleksandr Rutskoy ile meclis başkanı Ruslan Hasbulatov cumhurbaşkanı Yeltsin’e karşı siyasi bir rekabete girerler. Yeltsin, 21 Eylül 1993’te yetkisi olmamasına rağmen meclisi fesheder. Bunun üzerine Rus Meclisi Yeltsin’i azlederek Rutskoy’u cumhurbaşkanı ilan eder. Ekonomik çöküşten etkilenen halk sokaklara dökülür ve gelişmeleri protesto eder. Protestocular ile polis arasında kanlı sokak çatışmaları yaşanır. Protestocular, devlet televizyonunu ele geçirmek üzere saldırıya geçince Moskova’daki çatışmalar katliama dönüşür. Başlangıçta tarafsız kalan Rus ordusu, 2 Ekim 1993’te Yeltsin’in tarafında yer alır ve sokağa iner, Rus meclisi topa tutulur ve 4 Ekim 1993’te Moskova ve meclis hâkimiyeti ordunun eline geçer. Rutskoy ve Hasbulatov görevden alınır. Yeltsin Rus siyasetine tamamen hâkim olur, istediği anayasa taslağını kabul ettirir. Kendince iç hâkimiyeti tesis eden Yeltsin, gözlerini Çeçenistan’a diker. Ekim 1993’te ‘Çeçenistan’a şimdiye kadar göz yumduklarını, bu durumun devam etmesine izin vermeyeceklerini, Çeçenistan’ın yeni anayasayı kabul ederek özerk cumhuriyet statüsüne razı olması gerektiğini’ açıklar. Yeltsin’in bu açıklamasına Dudayev sert bir karşılık verir ve bu talebi kesin bir dille reddeder. Yeltsin, elini ateşe doğrudan atmaz; çünkü o biliyordu ki Çeçenistan’a doğrudan büyük bir askeri müdahale Rusya için çok masraflı ve kayıplı olacak ve dünya ülkeleri de böyle bir müdahaleye tepki verecek. Ateşi tutmak için kullanacağı maşalar aramaya karar veren Yeltsin bunun için Rus yanlısı Çeçenleri devreye sokar… (Devam edecek)
İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS