İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Kafirûn Suresi’nin tefsiri ışığında küfür olgusu-3

2022-06-02
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

KAFİRÛN SURESİ’NİN KONUSU Sure, iman ehli ile küfür ehlinin dini inançlarının ayrı olduğunu, bu bağlamda müminlerle onların arasında keskin ayrılıkların olduğunu ve inanç olarak asla bir araya gelmeyeceklerini deklare etmektedir. Sure her ne kadar özelde Mekke müşriklerine seslense de genel itibariyle tüm müşriklere/kafirlere seslenmektedir. Müminleri Yüce Allah’tan başkasına ibadet etmekten men etmekte, onlardan bu anlamda kesin bir şekilde söz almaktadır. Müminler bu sureyle aslında Yüce Allah’tan başkasına ibadet etmediklerini ve etmeyeceklerini ilan etmektedirler. Sure, ibadetin nasıl olması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymakla beraber müminlerin hiçbir şekil ve surette şirke bulaşmamaları gerektiğini, bunun şekli olarak bile mümkün olamayacağını açıklamaktadır. Surenin nüzul sebeplerine bakıldığında müşrikler Hz. Peygamber’den (s.a.s), putlarına iman etmesini istememekte[1] ancak inanmasa da onlara tazimde bulunmasını, saygı göstermesini arzu etmektedirler. Buna karşılık olarak Yüce Allah bu sureyle müminlerin hiçbir şekilde şirke bulaşmamalarını ve ondan uzak durmalarını emretmektedir. Hiçbir mümin ‘ben kalben inanmıyorum’ deyip şeklen müşriklerin/kafirlerin inançlarına tabi olamaz. Şeklen dahi olsa -ikrah olmadan- küfür hareketinde bulunamaz, küfrü gerektiren bir söz söyleyemez. Bunun alay etmek veya inadına ya da inanarak söylenip yapılması arasında bir fark yoktur.[2] Bu bazen bir puta veya külte tazimde bulunmak bazen de küfür sistemini sevip benimsemek şeklinde de olabilir. Surede her ne kadar açık bir şekilde geçmese de içeriği hasebiyle tevhîd, iman ve şirk konuları da işlenmektedir. Kafir olarak hitap edilenlerin Mekke müşrikleri oldukları aşikardır. Bu anlamda şirk konusu da surenin kapsamına girmekte ve şirkin her türlüsünün reddi izah edilmektedir. Müşriklerin tanrılarına ibadetin reddedildiği ifadelerden de tevhîd inancı ortaya konarak Yüce Allah’tan başkasına ibadet edilemeyeceği birkaç kez vurgulanmaktadır. Surenin sonunda “din” ifadesi geçmektedir. Bundan da şu anlaşılıyor ki din, inanılan ve bu inanç doğrultusunda yaşanılan kurallar bütünüdür. Zira müşriklerin bazı inançları vardı ve bu inançlar doğrultusunda yaşamlarını idame etmekteydiler. Her ne kadar inanışları kendi çıkardıkları kaideler olsa da bunları bir yaşam tarzı haline getirdikleri için onları bağlayıcı kurallar haline gelmişti. Surenin son ayetinde geçen “لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ” (Sizin dininiz size benim dinim bana) ifadesi, kafirlerin inançlarına saygı gösterilmesi, onlara hoşgörülü davranılması anlamına gelmemektedir. Eğer böyle bir anlama gelseydi Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem), müşriklerin inançlarıyla ilgili hiçbir şey söylememesi ve onlarla herhangi bir mücadeleye girmemesi gerekirdi. Oysa durum bunun tam tersidir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberlik görevini üstlendikten sonra hayatının sonuna kadar şirk ve türevleriyle mücadele etmiş, şirki ve türevlerini ortadan kaldırmak için tüm imkanlarını seferber ederek küfre asla ve kat’a hoşgörü göstermemiştir. Hatta ileriki dönemlerde küfürle olan mücadelesini savaş meydanlarına taşımıştır. Surenin son ayetinde Yüce Allah müminlerin dinlerinin ve müşriklerin dinlerinin ne olduğunu ortaya koymaktadır. Yani şöyle demek yanlış olmayacaktır: “Benim yaşadığım din tevhîd dinidir, sizin yaşadığınız din putperestlik dinidir. Ben sizin dininize tabi olmam siz de benim dinime tabi olmazsınız.” Nitekim müşrikler de surenin ne demek istediğini çok iyi anlamış olacaklar ki sonrasında baskılarını arttırmışlar ve tevhîd dinini yok etmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Kâfirûn Suresi hiçbir şekilde şirki meşru görmemekte tam aksine bütün türevleriyle şirki reddetmektedir. Sure’nin Nüzul Sebepleri   Tefsir kitaplarını incelediğimizde surenin nüzul sebepleri olarak zikredilen birkaç tane rivayetle karşılaşmaktayız:
  • İbn İshak’ın, rivayetine göre; Velid b. Muğire, As b. Vail, Esved b. A. Muttalib ve Umeyye b. Halef Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek şöyle dediler: ‘Ya Muhammed! Biz senin ibadet ettiğine ibadet edelim sen de bizim ibadet ettiğimize ibadet et. Biz ve sen bütün işlerimizde ortak olalım. Eğer senin yaptığın bizim yaptığımızdan daha hayırlıysa biz de seninle ortak olur ve payımızı alırız. Yok eğer bizim yaptığımız senin yaptığından daha hayırlıysa sen bizimle yaptıklarımızda ortak olur ve ondan pay sahibi olursun.’ Bu teklifleri üzerine Yüce Allah (cc) Kâfirûn Suresi’ni indirdi.”[3]
  • Ebu Salih’in İbn Abbas’tan (ra) yaptığı rivayette şöyle geçmektedir: “(Müşrikler) Allah’ın Resulüne şöyle dediler: ‘Şayet bizim bazı ilahlarımıza teslim olursan senin peygamberliğini tasdik ederiz.’ Bu sözleri üzerine Cebrail (as) bu sureyi indirdi de müşrikler ümitlerini kestiler. Akabinde Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabına eziyet etmeye başladılar.”[4]
  • Bir başka rivayette de şöyle geçer: “Kureyş müşriklerinden bir grup Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek şöyle dediler: ‘Ya Muhammed! Gel sen bizim dinimize biz de senin dinine tabi olalım. Sen bir sene bizim ilahlarımıza ibadet et, biz de bir sene senin ilahına ibadet edelim.’ Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onların bu sözleri üzerine: ‘Şirk koşmaktan Yüce Allah’a sığınırım’ dedi. Onlar: ‘Öyleyse sen gel bizim bazı ilahlarımıza teslim ol, biz de senin peygamberliğini tasdik edip ilahına ibadet edelim’ dediler. Bunun üzerine bu sure nazil oldu. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de Mescid-i Haram’a gitti. Orada bir grup Kureyşli müşrik bulunmaktaydı. Karşılarına geçip onlara bu sureyi okudu. Bunun üzerine müşrikler ümitlerini kestiler.[5]
Sure’nin Fazileti   Surenin faziletiyle ilgili olarak kaynaklarda ulaştığımız rivayetleri şöyle sıralamak mümkündür:
  1. Rivayetlere göre bu sureyi okuyan Kur’ân’ın dörtte birini okumuş gibi olur. Çünkü bu sure birçok emir, nehiy, helal ve haramı kapsamaktadır. Bunlardan her biri kimi kalple kimi de uzuvlarla alakalıdır. Haramlardan nehyi kapsadığı için bu sure, Kur’ân’ın dörtte birine eşittir denilmiştir.[6]
  2. Enes’ten (ra) yapılan bir rivayete göre sure, Kur’ân’ın üçte birine tekabül eder. Yine Enes’ten (ra) yapılan bir rivayette, Kur’ân’ın dörtte birine denk geldiği söylenmiştir.[7]
  3. İbn Ömer’in (ra) bir rivayetinde de Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem), sabah namazından önceki kılınan iki rekât sünnet ile akşam namazının iki rekât sünnetinde Kafirûn ve İhlas surelerini okurdu.[8]
  4. Başka bir rivayette Zeyd b. Harise’nin (ra) kardeşi Cebele b. Harise’nin Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bana uykum sırasında okuyacağım bir şey öğret” dediğini ve Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem ) da ona Kâfirûn suresini okumasını tavsiye ettiğini rivayet eder. Ebu Ya’la ve Taberani’den merfu’ olarak gelen bir başka rivayette de Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizi Yüce Allah’a şirk koşmaktan koruyacak bir kelime anlatayım mı? Uykunuz sırasında Kâfirûn Sûresi’ni okuyun.”[9]
  5. Beyhaki’nin Enes’ten (ra) yaptığı bir rivayette şöyle geçmektedir: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: Yatmadan önce Kâfirûn Suresi okunur çünkü bu sure şirkten beraattir.” Başka bir rivayette: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Kâfirûn Suresi’ni okumadan yatağına yatmazdı”[10] şeklinde geçmektedir.
  6. Zeyd b. Erkam’dan yapılan bir rivayette surenin faziletiyle ilgili şöyle denmektedir: “Kim İhlas ve Kâfirûn surelerini okumak suretiyle Yüce Allah’ın huzuruna gelirse, kendisi için hesap yoktur.”[11]
    [1] Kurtubi, el Câmi’u li Ahkmi’l Kurân, 20/224. [2] Şemseddin Muhammed b. Hatip eş-Şerbinî, Muğni’l Muhtaç ila Ma’rifeti Elfazi’l Minhac, (Beyrut: Daru’l Fikr, 2005), 4/165. [3] Kurtubi, el Câmi’u li Ahkmi’l-Kurân, 20/224. [4]Kurtubi, el Câmi’u li Ahkmi’l-Kurân, 20/224. [5] Zemahşeri, El–Keşşaf an Hekâiki Ğevamizi Et–Tenzil, 4/808. [6] er-Razi, Mefatihu’l Gayb, 23/487. [7] Kurtubi, el Câmi’u li Ahkmi’l Kurân, 20/220. [8] Kurtubi, el Câmi’u li Ahkmi’l Kurân, 20/220. [9] Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili (PDF: Yenda Yayın Dağıtım, ts.), 10/367. [10] Muhammed b. Ali b. Muhammed eş–Şevkani, Fethu’l Kadir el–Cami’i’l fenni beyne’l rivayet ved–dirayeti min ‘ilmi’t Tefsir, (Beyrut: Daru’l Fikr), 5/505. [11] Şevkani, Fethu’l Kadir el–Cami’i’l fenni beyne’l rivayet ved–dirayeti min ‘ilmi’t Tefsir, 505.
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS