İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Kaddafi’nin en kanlı konuşması

2011-03-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Libya lideri Muammer Kaddafi’nin 21.02.2011’de yaptığı konuşma türünün en tehlikelilerindendi. Çünkü konuşmanın her kelime ve ibaresi cehennemi bir plandan haber veriyordu. Bu konuşma içeriğinin başarıyla uygulanması durumunda Libya perişan olacak ve hatta kandan bir denize dönüşecektir. Kaddafi konuşması esnasında normal değildi. Sanki kana susamış yaralı bir kurt gibiydi. Kaddafi rejimini, kabilesinin nüfuzu ve işbirlikçilerinin selametini korumak için bütün bir Libya’yı yakmaya hazır görünüyor. Bundan dolayı biz bu konuşmanın ve konuşmayı yapanın önemsiz görülmesinin tehlikesine dikkat çekmek ve işin ciddiyetinin anlaşılmasını istiyoruz. Kaddafi’nin yaptığı bu konuşma ile daha önce Bin Ali ve Mubarek’in iktidarı terk etmeleri arefesinde yaptıkları son konuşmalar arasında hiç bir benzerlik yoktur. Mübarek ve Bin Ali’nin konuşmaları bir özür ve gecikmiş de olsa reform adımları içeren birer taviz konuşmalarıydı. Bunun gereği olarak yolsuzluğa karışmış bazı bakanlar görevden alındı, yeni bir hükümet teşkil olundu ve gelecek başkanlık seçimlerinde Mübarek’in aday olmayacağı açıklandı. Oysa Kaddafi’nin bu son konuşması tehdit ve korkutmanın her türünü içermektedir. Bundan daha önemli olan ise Kaddafi,  konuşmasında halkını küçümsedi. Halkı ilkellikle itham edip göstericileri de yolunu şaşırmış,  bitlenmiş kirli kişiler ve Amerikanın uşakları fareler olarak niteledi. Böylesi bir konuşma hitap sanatının edebi zevkinden de mahrum kalmıştır. Kendisinden başka bir lider görünmemiş. İki kuşağa kırk yıldan fazla bir süre hükmetmiş bir liderin böyle bir konuşma yapması felaketten başka bir şey değildir. Kaddafi’nin yaptığı bu öfkeli konuşmasının en tehlikeli parağrafı ise Rus Meclisi Duma’ya tank yollayan eski Rusya başkanı Yeltsin’e; Davudiye gurubunu dağıtmak için Bill Klinton’un gaz kullanmasına ve George Bush’un El- Kaide direnişçilerini yok etmek için Felluce’de yaptığı katliama göndermelerde bulunmasıydı. Utanmadan ve sıkılmadan İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırısına bile kendi katliamlarını meşru göstermek için işaret etti. Kaddafi,  Bingazi ve kontrolden çıkmış diğer şehirleri El-Kaide’nin eline düşmüş gerekçesiyle kan gölüne çevirmeyi kafasına koymuş görünüyor ve bunun için hazırlık da yapıyor. Diktatörlüğüne karşı başkaldıran herkesi de idamla tehdit etmektedir. Kibir hastalığına tutulan bu adam çevresinde olup biten gelişmelerden habersiz görünüyor. Kendisinin ve yeşil devriminin Libya halkı tarafından çok sevildiğini ifade eden yalan yanlış raporlarla yanılmış bulunmaktadır. Kaddafi de Mısır ve Tunus’un devrik diktatörleri gibi kötü yanılıyor. Aralarındaki temel fark ise Kaddafi’nin kolay teslim olmayacağı ve yanında son bir kişi kalana kadar mukavemet edeceğidir. Bir önceki gün oğlu Seyfülislam da son mermileri tükenene kadar direneceklerini söylemişti. Kaddafi ABD’yi yenilgiye uğrattığını ve Amerika’nın komplolarına karşı durmuş biri söylemini tekrarladı ve dolayısıyla halkını yenilgiye uğratmasının daha kolay olacağını iddia etti. Kaddafi konuşmasında Libya’yı kıtalara öncülük yapacak seviyeye getirdiğinden, Libyalının da parmakla gösterilir duruma geldiğinden, atalarının Libya için gösterdiği kahramanlıktan dem vurdu ve kendisinin Libya için “paralılar” olarak nitelediği kimselerden daha layık olduğunu ileri sürdü. Libya lideri Kaddafi konuşmasında halkına tek bir taviz bile sunmadı. Halk ile görüşmeden de hiç söz etmedi. Kaddafi sadece idam ve parçalayıp yok etmeden ve iç savaştan söz etti. Kaddaf’nin bu konudaki kartı ilkel kabile silahıdır ki bunu kullanıp da başarı elde ederse,  ülkeyi yontma taş dönemine geri götürmeyi başaracaktır. Kaddafi Libyalıları kendi vahşi diktatörlüğüne boyun eğmek ile iç savaş arasında bir tercih durumunda bırakmıştır. Biz, bütün kalbimizle zulme ve tuğyana karşı çıkmaya karar vermiş kahraman Libya halkının yanındayız. Bu cesur halk adil, medeni ve insan hakları ülkesi olacak yeni bir Libya kurmak için Kaddafi pisliğinden kurtulmanın ne kadar zor olduğunun da bilincinde olarak ayağa kalkmıştır. Kaddafi kırk yıldan fazla süren iktidarı ile sadece Libya halkının kahir ekseriyetin aleyhine dönmesini sonuçlandıracak icraatlar yaptı.  Arap âleminin çoğu da direnen Libyalılarla beraberdir.  Kaddafi’nin yanında kalanlar ise çıkarlarını koruyan ve diktatörden hala korkan bir azınlıktan başkası değildir.  Arap rejimleri sıra kendilerine de geliyor diye hiç sevmedikleri Kaddafi’nin düşmesini de istemiyorlar; ama artık mukadder son yaklaştı. Bu diktatörler hep gidecek. Çünkü “küfür devam eder ama zulüm devam etmez” Biz Kaddafi’nin ne Libyalıları ne de Libya’yı sevdiğine inanmıyoruz. Şayet böyle olsaydı bavullarını alıp çıkar ve kanın akmasını önlerdi. Bu şekilde belki kendisine saygıyı ve kabilesinin güvenliğini de sağlamış olurdu. Varsayalım ki Kaddafi başarı sağladı ve iktidarda kalmaya devam etti. Bu durumda kendisini istemeyen ve bu kadar ölü ve yaralıdan sonra daha da nefretleri artan kahir ekseriyeti nasıl idare edebilecek? Libya lideri Kaddafi petrol ve gelirlerini doğuda ve batıda yandaşlar kazanmak için kullandı; ama o halkının dostluğunu ve sevgisini elde edemedi. Şimdi sokaklarda göğüslerini kurşunlara gererek yürüyenler bu halkın kalbi, en hayırlıları ve gerçek sesleridir. Biz Birleşmiş Milletler’in zaman geçirmeden dökülen kanı durdurmak için müdahale etmesini istiyoruz. Kaddafi’nin söz ettiği büyük katliam henüz gerçekleşmeden bunun yapılması gerekir. Yaptırımlar ile korkutma bir fayda sağlamayacaktır. Çünkü bu adam ve rejimi yıllarca sürmüş ambargoyla beraber yaşayabilmiş ve buna karşı bir tür tecrübe kazanmıştır zaten. Kaddafi iktidarda kaldığı sürece bu ceza ve yaptırımları umursamayacaktır. Zaten o iktidarda kalmak için Libya’yı kabilecilik üzerine parçalamayı bile düşünmektedir. Libya diktatörü konuşmasında değindiği Mücahit Ömer Muhtar ekolüyle uzaktan yakından ilgisi olmayan biridir. Kaddafi olsa olsa Musolloni ekolündendir ve her diktatörün karşılaştığı çirkin sondan da kendisini kurtaramayacaktır. Kaynak: Al-Quds Al- Arabi/Abdulbari Atwan Çeviri: Selahaddin Yıldırım
Çeviri Makaleler

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS