İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
    • 263.SAYI
    • 264.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İslami Şiarları Diriltmek - 1 / Sıla-İ Rahm

2012-07-25
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Zaman, insanın elinden eman dilendiği zamandır. Dünya tarafından çepeçevre sarılmış İbn-i Âdem`in dünya koşuşturmasıyla kendini kaybettiği zamandır. Ne garip ki ...
Allah`ın adıyla

Zaman, insanın elinden eman dilendiği zamandır. Dünya tarafından çepeçevre sarılmış İbn-i Âdem’in dünya koşuşturmasıyla kendini kaybettiği zamandır. Ne garip ki kendini kaybedenlerle beraber dünya için bugün herkes yamandır. İnsana hükmeden ne izandır, ne vicdan. Olsa olsa insanın babası hükmündeki devrandır.

Evet, insan ibnu-l zamandır. Çağına göre donanabilir, çağına hitap edebilir, çağına göre hareket edebilir. Ama İslamsız bunları asla yapamaz, yapmamalıdır. Oyun, aldatma ve eğlenceden ibaret olan dünya meşgaleleri uğruna İslam`ın güzelliklerini öksüz ve yetim bırakamaz, bırakmamalıdır. Aslında İslam`ın güzellikleri terk edildiğinde zahirde İslam`ın güzellikleri öksüz ve yetim görünüyorsa da hakikatte ise asıl öksüz ve yetim olan İslam`ın güzelliklerini terk edendir. Demek İslam`ın güzelliklerini terk eden, kendine yatık eder.

Madem öyle, kendimize dönelim.

Kendimize dönüp, hayatımızı İslam süzgecinden geçirdiğimizde görüyoruz ki; İslam`ın önemle üzerinde durmasına rağmen ihmal edilen bir husus var. İletişimde gerçekleştirilen baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yanında, başta akrabalar arasında olmak üzere insanlar arasında bir iletişimsizlik var. Yani temel dinamiklerimizden olan sıla-i rahm ihmal ettiklerimiz arasında birinci sıradadır.

“Demek, `iş başına gelip yönetimi ele alırsanız` hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?” (Muhammed-22)

Maalesef, adeta “küçük dağları ben yarattım” diyecek kadar azgınlaşan insanoğlu, hem de “Öyleyse yakınlara hakkını ver.... Allah`ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.” (Rum-38) ayet-i celilerine rağmen akrabalık bağlarını koparıp atmış.

Sadece bu ayetler değil:

"Allah`tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının" (en-Nisâ, 4/I)

“Allah`a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah`ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir.” ( Rad-25) ayetleri ve

"Allah`a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin" (Buharî, İlim, 37; Müslim, İmam, 74-77).

"Akrabalık, Arş`ta asılıdır. Der ki: "-Beni gözeteni Allah gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin” (Müslim, Birr ve Sıla, 17)

"Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez" (Buhari, Edeb, 11)

"Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa akrabasını görüp gözetsin" (Buhari, Edeb, 12)

"Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin, yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete giresiniz" (Tirmizî, Et`ime, 45)

"İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir" (Buharî, Edeb, 15)

Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber`e gelerek: "-Yâ Rasûlallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?" dedi... Rasûlüllah şu cevabı verdi:

"Allah`a ibadet eder ve O`na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin" (Buharî, Zekât, 1)

Hadisleri de aynı istikamette aynı minval üzere insanoğluna öğüt veriyor olmasına rağmen insanoğlu akrabalık bağlarını koparıp atmış.

Peki, kendisi için insanın bu hassasiyetle uyarıldığı ve onun gereğine göre hareket edenlerin felaha erenler olduğu belirtilen sıla-i rahm’den kasıt nedir, sıla-i rahme neden ayeti kerimelerde ve hadisi şeriflerde tekrar tekrar vurgu yapılıyor. Ayeti kerimeler ve hadisi şerifler ışığında sıla-i rahm konusunda payımıza neler düşüyor, onlara bakalım.

Akraba ve yakınları ziyaret etme, hallerini ve hatırlarını sorma, gönüllerini alma anlamındaki sıla-i rahm; toplumun çekirdeği konumundaki ailenin can damarıdır. İslam, aileyi ve insani ilişkileri canlı tutmak için hem hadis-i şeriflerde hem de ayet-i kerimelerde sıla-i rahm’a sık sık vurgu yapmaktadır

Sıla-i rahm mevzusuyla ilgili yukarıdaki ayetler ve hadislerdense şunlar çıkarılabilir.

Birincisi: Başta belirtmemiz gerekir ki iyiliğe misliyle karşılık vermek ve akrabalık hukukuna riayet edene, akrabalık bağını kesip atmayana gitmek; onu sormak tam olarak sıla-i rahm değildir. Tabiî ki bunun olması da lazım ve bu da güzeldir. Fakat asıl sıla-i rahm, iyilik edene kat kat misliyle karşılık vermektir. Akrabalık hukukuna riayet etmeyene, akrabalık bağını kesip atana, gelip gitmeyen? sormayana gitmek, onu sormak, akrabalık hukukuna riayet etmektir; asıl ve tam olan sıla-i rahm budur.

İkincisi: Sıla-i rahmi kesip atmak bozgunculukla beraber zikredilmiş ve özellikle iş başına gelindiğinde, söz ve etki sahibi olunduğunda, insanın kendisini Allah’tan başkasına muhtaç görmediğinde sıla-i rahmin korunması gerekir. Yine sıla-i rahmi kesip atanlar, Allah’a verdikleri sözü bozup atanlarla beraber zikredildiğinden ve lanete müstahak olanların bunlar olduğu belirtildiğinden sıla-i rahmi bozup atmanın sıradan, basit, küçük bir günah olmadığının bilincinde olmamız gerekir. Kendisi bir aldatmaca olan dünyanın sorunları için ahireti heba edecek olan sıla-i rahmi koparma günahına karşı uyanık olmalıyız.

Üçüncüsü: Sıla-i rahm, İslam’ın ana ibadetlerinden olan namazla zekatla beraber zikredilmesinden ve şirkten arı olmakla beraber ele alınmasından, sıla-i rahmin ehemmiyetinin ne büyük olduğunu bilmemiz gerekir.

Dördüncüsü: Sıla-i rahmin; imanın dönüp dolaşıp gelip dayandığı selamlaşmak ve Efendimiz Hz. Mustafa’nın üzerine farz, ümmetine sünnet olan gece namazıyla beraber zikredilmesi de sıla-i rahmin selamet köprülerinden biri olduğunu bir daha gösteriyor.

Beşincisi: Sıla-i rahmi muhafaza etmenin, dünyada uzun ve bereketli bir ömrü elde etmede, ahirette cenneti kazanmada vesile olduğunu, sıla-i rahmi korumanın adeta cennet olduğunu unutmadan daha bir iştiyak ve heyecanla sıla-i rahm bağına yapışmamız gerekir.

Davetçi açısından meseleye yaklaştığımızda konunun ehemmiyeti bir kat daha artıyor.

Zira akrabalık hukukuna en iyi şekilde riayet etmeleri gerekenler davetçiler olduğu gibi davetçinin İslam davasını en başta götürmesi gerekenler de kendi akrabalarıdır. Davasını en rahat götüreceği kimseler de yine akrabalarıdır. Bunun için akrabalık hukukuna en başta davetçiler büyük bir özen ve ehemmiyetle riayet etmelidirler. Davetçilerin, toplumun dünya ve ahiretini imar ve ihya etme yolunda akrabalık bağlarını onarması, gelmeyene gitmesi, vermeyene vermesi, gelene ve verene kat kat misliyle karşılık vermesi gerekir. Bunun için gerektiği yerde gerektiği şekilde gerekirse hakkından, hukukundan feragat ederek, fedakarane davranması gerekir. Bu, İslam’ın ona verdiği bir misyondur.

Unutmayalım ki akrabalarıyla arasındaki sevgi bağını Allah’ın rızası çerçevesinde koruyanlar, dünyada cennetvari bir hayat sürecekleri gibi ahirette de kendilerine cennet vardır.

Allah ve peygamber için İslami şiarlardan, İslam’ın güzelliklerinden olan sıla-i rahmin korunduğu, akrabalar arasındaki dargınlıkların kalktığı, dünyanın çile ve meşaketlerine rağmen dünyada cennetvari bir hayatın sürüldüğü günler temennisiyle, selametle kalınız.

Mustafa Canan / İnzar Dergisi – Temmuz 2012


Mustafa Canan

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS