İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İslami Hareketin Problemleri - 1

2013-03-15
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İslami hareketin geniş kapsamlı bir organizasyon oluşu, merkezine insanı alıp insan eksenli bir çalışmada bulunması ve insanın olduğu yerde problemlerin kaçınılmaz olduğu gerçeği İslami söylemde sorunların kaçınılmazlığını ortaya koymaktadır...
İslami hareketin geniş kapsamlı bir organizasyon oluşu, merkezine insanı alıp insan eksenli bir çalışmada bulunması ve insanın olduğu yerde problemlerin kaçınılmaz olduğu gerçeği İslami söylemde sorunların kaçınılmazlığını ortaya koymaktadır. Küçük bir evde dahi aile reisinin 3-5 kişilik bir nüfusu idare etmesinde birçok problem meydana gelirken, bir halka yön verme iddiasında olan büyük bir organizasyonda elbette sorunlar meydana gelecektir. İslami hareket teşhis, tanı ve tedavi yöntemiyle sorunları önce belirlemeli, sebeplerini ortaya koymalı, köklerine varmalı, sorunu net olarak belirledikten sonra ona çözüm üretmelidir. Bu çözüm uygun zemin ve zamanda uygulamaya aktarılmalıdır.

İslami söylem biri kendi iç dinamiklerinden biri de kendi dışındaki ortamdan kaynaklanan iki tip sorun ile karşı karşıya kalmaktadır. Biz bu çalışmamızda İslami hareketin tüm problemlerini ele alabileceğimiz iddiasında değiliz. Günümüzde birçok İslami hareket ve tüm bunların da farklı farklı yapılanmaları vardır. Bu farklılıklar beraberinde değişik problemleri getirmiştir. Kimi yapılanmalar için sorun olan bir durum bir diğeri için yıllar öncesinde aşılmış veya hareket hiçbir süreçte o problem ile karşılaşmamıştır. Hatta biri için var olan sorun ötekisinde avantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Biz de dilimiz döndüğünce ortak bir kısım sorunları ele alıp önerebileceğimiz çözüm yollarını aktarmaya çalışacağız. Çaba bizden tevfik ve inayet ise alemlerin Rabbindendir.

İnceleyeceğimiz ilk sorun teşhis, tanı, tedavi devrelerinin sağlıklı olarak ele alınmayışı yani İslami hareketin kendi problemlerinin çözümü konusunda yeterli bir çaba içerisinde bulunmayışıdır. Burada teşhisten kastımız hastalığın mahiyetini anlama, hastalığı fark etme sürecidir. Tanı ile fark edilen bu hastalığı adlandırmayı; tedavi ile de uygun ilaçlar ile hastalığı ortadan kaldırmayı kastediyoruz.

Bunun en büyük sebebi İslami hareketin yaptığı her şeyin doğru olduğu zehabına kapılmasıdır. Hak şahıslara göre şekil değiştiren bir olgu değildir. Tersine insanlar hakka göre şekil almalıdır. Hakkın ve hakikatin merkezine kendini koyma ve tüm dünyayı kendi etrafında dönüyor sanma anlayışı cahiliyenin âdeti olan kendi putunu kendi yeme zaafiyetine İslami hareketi sürükler. Bir gün doğru deyip şiddetle savunduğu-yaptığı davranışın tam tersi bir adımı başka bir gün yine aynı taassup ile savunma zaafiyetine düşer. Bunun çözümü İslam’ın aşamacılık anlayışını iyice tahlil, nebevi sünnetin oluşan konjonktüre göre hareket etmesini iyice idrak ve ben merkezli “hakikatin tümü değil sadece bir parçası olduğu” anlayışının derinlemesine ifhamıdır. Yaptığı davranışın doğruluğunu savunmak ayrı, “ benim yaptığım dışında doğru yoktur” demek ayrı şeylerdir. Kişi yaptığı şeyin doğruluğunu savunmalı hatta en doğru olduğuna inanmalıdır ki bu inanç onu harekete sevk etsin ve davasına inancını güçlendirsin. Ama bu onun, hakkı sadece kendi yaptıkları ile sınırlaması anlamını ifade etmez.

Yeri gelmişken bir noktayı izah edelim. İslam’ın özünde var olan ve apaçık delillerle helal ve haramlığı belli olan konularda kimin yaptığına bakılmaksızın o yanlışlık ortaya konulmalıdır. Bu yanlışın belirtilmesi olayı karşıdaki şahısları kötülemek için değil bir hakikati beyan maksadı taşımalıdır. Bu noktada gıybet ve dedikodu sınırlarına girmemeye özen gösterilmelidir. Örneğin İslam’da ırkçılığın her nevi haramdır. Bir şahıs veya hareketten ırkçılığın herhangi bir çeşidinin sadır olduğu görüldüğü zaman İslami hareket izah edebiliyorsa karşısındakine yanlışını anlatmalı, izah edemiyorsa onun o yanlışından kendisi uzak durmaya çalışarak aynı hatayı yapmamaya çaba sarf etmelidir.

Teşhis, tanı ve tedaviden söz ediyorduk. Bunu hayali bir örnekle açıklamaya çalışalım. Elimizde 25 yıllık geçmişi bulunan bir İslami hareketin olduğunu tahayyül edelim. Hareketin son yıllarda ilklerinden olan fertlerden birçoğunu kaybettiğini varsayalım. Şimdi bu sorunu anlamaya ve çözmeye çalışalım. Ayrılanlardan 5-10 adetini numune olarak ele alıp bunlar üzerinde bir inceleme başlatalım. Buraya kadar olan süreçte teşhis konulmuştur. Ortada bir sorun vardır. Bu sorunun çözümüne ulaşmak için sorunları tanımlamak gerekir. Ayrılık sebeplerini ortaya koyalım. Bu şahıslar ile ilgili yapılan araştırmada ayrılma sebepleri şu şekilde sıralanmıştır. İki fert ilkler olmalarına rağmen kendilerine yeterince değer verilmediğini, dört fert hareketin yeni açılımlara cevap veremediğini ve büyümesi, yayılması gerekirken kendi kabına çekilmeye başladığını, kendilerinin ise bu durumun yanlışlığını defalarca belirttikleri halde herhangi bir iyileşme görmediklerini belirtmişlerdir. Geriye kalanlardan bir fert hareketteki bazı şahıslar ile yaşadığı ferdi sorunları, iki fert ise hareketin bakış tarzlarını beğenmediklerini ve küfre karşı duruş tarzını benimsemediklerini, bir fert de çevreden gelen baskılara dayanamadıklarını ayrılık sebebi olarak belirtmişlerdir.

Bu on ferdin durumlarıyla ilgili geniş bir araştırma yapılıp bu sorunların gerçekte var olup-olmadığı araştırıldıktan sonra bir tanı konulur. Sorun ortaya konulmuştur. Sorun bir kısım ferdi zaaflar, hareket kültürünün yeterince idrak edilmeyişi ve İslami hareketin de gereken açılımlarda bulunamamasıdır. İşte sorunun ana kaynağını teşkil eden bu üst tanımlama tek tek ele alınıp hareket bunlar için çözüm yolları üretmeye başlar. Tedavi gerçekleşmelidir. Belki gidenler geri gelmeyecektir fakat yeni kayıplar önlenmiş olacaktır. Sonuçta hidayet ve dalalet Allah(c.c.)’ın elindedir fakat Müslüman fert bu düşünceyi kendi hatalarını görmemek için bir maske yapıp sorumluluktan kaçma yöntemini seçmemelidir. Bizler doğruyu hem de en doğruyu yapmakla mükellefiz. Bunun için ne kadar çaba sarf ettiğimiz, mesaimizi ve gücümüzü ne kadar harcadığımız imtihanımızın kazanım kaybını belirleyecek olan durumdur. Çevremizde gerçekleşen birçok durumun varlığından dolayı dolaylı veya direkt olarak Allah(c.c)’ın katında sorumlu tutulacağımızı unutmayalım. Önemli olan sorumluluğumuzu hakkaniyetiyle yerine getirip getiremediğimizdir. İşte ondan sonrası bizim elimizde değildir.

Bizler tedaviye başlayalım. Sorunun ilk parçası kişisel zaaflar idi. Hareket bu noktaya fazla müdahale edemez. Peygamber (a.s.)’in vahiy kâtibinin irtidat olayı bu noktada konuyu ortaya koyan güzel bir örnektir. Yine de İslami hareket fertlerin kişisel zaaflarını tespit edip tedavi etme yoluna gitmelidir. Bu tür hastalıkların tedavisiyle ilgili yazılmış birçok nitelikli eser mevcuttur. Hareket, ferdi bu eserlere yönlendirip tedavi sürecini kontrol edip zaafları ortadan kaldırmalıdır.

Sorunun ikinci parçası hareket kültürünün yeterince idrak edilmeyişidir. Bunun tedavisi için hareket, bilinççe iyice yetişmiş hareket kültürünü net idrak etmiş fertlerinin eliyle diğer fertleri bilinçlendirme yolu seçilir. Ya fertler tek tek ele alınır tedaviye gidilir veya bu eksikliği olan fertler grup olarak sohbet grupları gezi sohbetleri, ders halkaları vs. yöntemlerin yardımıyla tedavi edilir.

İlk iki sorun fert eksenli olduğundan fert üzerinde yapılacak çalışma ile sorun çözmeye bağlandı fakat üçüncü sorun direkt hareket ile ilgilidir. Fertten çok liderlik ile ilgili olan bu sorunun çözüm yolunu ancak liderlik gerçekleştirilebilir. Sorunumuz İslami hareketin yeni oluşan durumlar karşısında akim kalması ve günün ihtiyaçlarına cevap veremeyip açılım yapamamasıdır. Bilinen bir gerçektir ki su bile yerinde durmaya devam ederse yosunlaşmaya ve korkmaya başlar. Öyleyse ya nehir gibi akmalı veya deniz misali akan sular sürekli üzerine eklenmelidir. İşte İslami harekette bu sorunun çözümünü bularak yapısındaki olumsuzlukları bertaraf etme yolunu gitmelidir. Hareket kendi içerisinde sorunlarını çözme yoluna gitmezse veya görmezden gelse zaman içerisinde o sorunlar büyüyüp değişik noktalarda patlaklar verecektir. Böylece hareketin ilerleyişini durdurup belki de hareketi tarih sahnesinden silecektir. Farz edelim ki bulduğumuz çözüm topluma fazla açılma ve fertler için İslami faaliyetlerinde yeni çalışma alanlarını bulmak olsun çözüm için ya liderlik veya fertlerden duruma göre öneriler alınır. Karar verilir. Mesela bir tv, bir gazete, bir radyo, iki dergi, uygun yerlerde 8-10 fabrika, 2-3 hastane, 4-5 okul, dershane türü eğitim yuvası, 4-5 medrese, 1-2 dernek kurulacak. Öyleyse İslami hareket karar verdikten sonra işe hemen girişmelidir. Karar net verilmişse uygulamayı geciktirmenin anlamı yoktur. ‘’ Azmettiğin zaman Allah(c.c.)’a tevekkül et.’’ Artık can alıcı nokta fertlerin fedekarlıkları ile bu plana hayat vermelidir. Adımlar sağlamlaştırılmaya ve köklü kılınmaya çalışılır. Hedefler gerçekleşince hem fertler için yeni çalışma alanları ortaya çıkmış olacak hem de hareket halk arasında tanınıp istenen açılımlar gerçekleşmiş olacaktır.

İşte bu örnekten teşhis, tanı ve tedavi olguları üzerinde daha net bir söyleme sahip olabiliriz. Her üç aşama da hayati birer öneme sahiptir. Sorun yeterince teşhis edilmezse, tanı doğru bir şekilde konulamasa veya teşhis ve tanı doğruyken tedavi yöntemi yanlış tercih edilirse sonuç bir fiyasko olacaktır. Doğru teşhis, sağlam tanı, gerekli ilaçlar ile zamanında tedavi hastalığı iyileştirebilir. Her üçünde de fedakarlık, çaba ve zamanlama çok önemlidir. Tedavi geciktirilirse çok geç kalınabilir. Her doğan güneşin beraberinde bir felaketi taşıma ihtimali büyüktür. Düşmanın planlarını bozmanın en iyi yöntemi senin doğru planları iyi bir şekilde uygulanmandır.

Tüm bu aşamalardan fedakarlığın ehemmiyeti göz ardı edilmemelidir. Zaten İslami hareket ancak fedakarlığı kendine ilke edinmiş fertlerin varlığı ile ayakta durur. O ulvi ruhlar davanın ilerlemesinde gelişip neşv-u nema bulmasında ve toplumda etkin bir faktör haline gelmesinde en önemli etkenlerdir. Onlar davanın –tabiri caizse- göz bebekleri, yolun bel kemikleridir. Engin buutlara kürek sallayan, gözleri maddenin sınırlarını aşıp mananın enginliğinde dolaşan, ruhlarıyla kutsileri andıran bu hakkın bahadırları fedakarlığı sırf rızayı ilahi için kuşanmışlardır. Gaye ilahi rızaya ulaşmak ve nuranilerin yolunu tutup kevser başında nurun rehberi(s.a.v.) ile buluşmaktadır. Bu gaye için durmadan, dinlenmeden cehd yolu hayatın anlam örgüsüdür. Ne de olsa hayat bir iman mefkuresi ve bu mefkure uğruna adanmış bir mücadeleden ibaret değil midir? Karşılığı beklenen fedakarlıklar, kıymeti elmaslarla ölçülen çok değerli bir cevheri, aceleciliğin kurbanı olup cam şişelerle değiştirmeye benzer. Bu akl-ı selim hiç kimsenin kabul etmeyeceği bir şeydir. Unutulmamalıdır ki Hz. Ali’nin deyimiyle ‘’ Dünya çalışma yeri; ahiret ise ücret yeridir. Dünyada ücret ahirette de çalışma aranmaz.’’

Kısmet olursa İslami hareketin proglemlerine daha sonra değinmeye devam edeceğiz. Çaba bizden, Tevfik ise alemlerin tek sahibi Allah azimuş şandandır. Wesselam…

Zülfikar Fırat / Nisanur Dergisi - Mart 2013

 

 


Zülfikar Fırat

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS