İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İslam’a ilgisizlik ve şov kültürü

2020-10-04
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Günümüzde insanların özellikle de gençlerin İslam’a karşı ilgisizliği ya da ilginin yeterli derecede olmaması Müslümanların en ciddi sorunlarındandır. Şüphesiz bunun pek çok sebebi vardır. Ancak bunların en önemlilerinden biri insanların İslam’ı yeterli derecede bildiklerini düşünmeleri ve bu bildikleri İslam’ın da yaşadıkları pratik sorunlara çözüm getirmediğine inanmalarıdır. Kuşku yok ki insanları İslam’la buluşturmayı kendilerine görev edinen insanların, bu ilgisizliğin önüne geçmeleri elzemdir. Ancak ortada şöyle bir sorun bulunmaktadır: İslam’la buluşturulmak istenen insanların ilgi alanı tabiidir ki İslam’a uygun bir alan değildir. Zaten bunun için onlara İslam sunulmaktadır. O halde İslam bu ilgi alanına nasıl girecektir? Örneğin günümüz gençleri eğlenceye, şovlara ilgi duyuyorlarsa İslam bu alana nasıl sokulacaktır? Sokulduğu zaman da değiştirici konumda olması gereken İslam’ın kendisi değişikliğe uğramış olmayacak mıdır? Diğer taraftan insanların ilgisini ve beğenisini hiç hesaba katmadan sade İslami çalışmalar yapmak da mümkündür. Ancak görünen o ki böyle çalışmalar da tam bir ilgisizliğe maruz kalacaktır. Bu konuyu İslami TV’ler üzerinden somutlaştırmak mümkündür. Özellikle doksanlı yıllarda İslam adına ortaya çıkan TV kanalları, ilk dönemlerde nitelikli İslami programlarla beraber İslami açıdan meşru denebilecek ve eğlence üst başlığında değerlendirilebilecek programlar da yayınlıyorlardı. Ancak izlenme oranları ile yayınlarını şekillendiren bu kanallar, zamanla reyting almayan tüm İslami programları bir bir yayından kaldırdılar. Bu kanalların yaptığı kesinlikle yanlıştı. Ama o İslami programların izlenmediği de doğruydu. Peki, o İslami programların formatını değiştirerek işin içine biraz eğlence mi katmak gerekirdi? Nitekim bugün popüler kanallarda yayınlanan İslami programların hemen tamamında müzik ciddi bir ağırlığı oluşturmaktadır. Ya da sorun nasıl çözülecektir? Saf ve berrak mesajını çarpıtmadan ve kendisine uygun olmayan bir ambalajın içine koymadan İslam’ı insanların ilgi alanına sokmanın Müslümanların çözmesi gereken bir sorun olduğu ortadadır. Bu konu ile ilgili bir hususu daha vurgulamak gerekir: Günümüz dünyası şov ve gösteri dünyasıdır. Bu işi yapan insanlar kamera karşısına ve sahneye hep sahte yüzlerle ve yapmacık duygularla çıkarlar. Çoğunlukla gülümserler. Ama gerektiği yerde hüzünlenip bazen de ağlarlar. Nitekim tüm bu haller önceden planlanmış ve defalarca provası yapılmıştır. Doğrusu şov, sahne ve gösteri de bunu gerektirir. Çünkü amaç izleyenlerin ilgisini hep en üst düzeyde tutmaktır. İçinden geldiği gibi tabii davranan insanlarla bunun sağlanamayacağı açıktır. O halde sahnedeki şahıs o anda nasıl bir ruh halinde olursa olsun sahnenin gerektirdiği duygu halini yansıtmalıdır. İslami literatürde içi dışı bir olmama haline nifak denilir ve bundan şiddetle sakındırılmıştır. Buna rağmen son dönemlerde Müslümanların gerçekleştirdiği kutlamalarda/gecelerde zaman zaman benzer bir durum görülmektedir. Özellikle çocukların okudukları şiirlerdeki duygulu hallerinin defalarca provası yapılmış olan bir kurgu olduğunu düşünmek daha da kaygı vericidir. Bunun henüz şahsiyetleri oturmamış çocuklarda nifak ve riyaya yol açma tehlikesi oldukça ciddidir. Şayet bu davranışlar dinleyicileri etkilemek için yapılıyorsa bu etkinin aksi yönde olacağı bilinmelidir. Çünkü muhataba konuşmalardan daha fazla konuşmacının o andaki ruh hali yansır. İhlas ise ihlas, riya ise riya... Hem, ateş ancak ateşten yakılır. Sizin gönlünüzde bir ateş yoksa en iyi hitabetle de muhatabın gönlündeki ateşi yakamazsınız. Bu tip organizasyonları yapanlara sorulursa “Bunu yapmak zorundayız, oraya ruh gibi donuk bir hatip çıkarsak veya buz gibi şiir okuyan çocuklar çıkarsak olmaz ki” diyeceklerdir. Oysa şova dönük etkinlikler, Müslümanlara tamamıyla yabancı bir kültürün âdetidir. Müslümanların örnek alması gereken sahabe neslinin durumunu ise İmam Rabbani’nin Mektubat’ından okuyalım: “İlk İslam neslinin insanları yapmacık hareketlerden beri, sözü yaldızlamaktan müstağni idiler. Bütün ihtimamları içlerini düzeltmeye yönelmişti. Dışlarına hiç aldırmıyor, onu hiç düşünmüyorlardı bile. O nesilde adabı muaşerete riayet, bunun özü ve manasıyla oluyordu, sadece dıştan ve şekli olarak değil.”(1)   __________ 1-  Mektubat’ı Rabbani; 39.Mektup
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS