Bismihi Teala!
Allah’a hamd ediyoruz. O ki, yerleri ve gökleri ve ikisi arasında olanları bir oyun eğlence olsun diye yaratmadı. O, hayatı şeytani nefsin seyrangahı ve hayvani hazların otlağı kılmadı. Aksine kimin daha salih amel işleyip nefsini temizleyeceğini, kimin de hevasına tabi olup onu kirleteceğini ortaya çıkarsın diye bir imtihan ve çalışma yurdu kıldı.
Efendimiz Muhammed Mustafa’ya da sonsuz salat ve selamlar olsun. “Yeryüzü bana mescid kılındı” fermanıyla yeryüzünün bir eğlence mekanı değil de bir mabed olduğunu bizlerin derununa yerleştirdi. Her anı ibadetle geçirdiği örnek hayatıyla da şeref ve izzet dolu bir hayatın, ödün verme pahasına eğlence ile geçirilen bir hayattan çok daha üstün ve lezzet verici olduğunu bizlere gösterdi.
Efendimizin Ehl-i Beytine de ve kutlu ashabına da aynı şekilde selam olsun. Bizler, Resul gibi yaşamanın, Resul gibi bir hayatı sürdürmenin mümkün olduğunu onlardan öğrendik.
Tarih her anıyla göstermiştir ki; eğlenceye harcanan her zaman dilimi bizim izzetimizden, bizim hürriyet ve insaniyetimizden bir ödünü mutlaka bizden almıştır. Son Endülüs Emevi devletinin halifesinin anasının dediği gibi;
“Dini, milleti, değerleri için erkek gibi çalışmayanın hakkı kadın gibi ağlamaktır”
Bu hakikatlerin gölgelerini her daim üzerimizde görmemiz gerçeğine binaen, oyun ve eğlencenin insanları gönüllü bir köleliğe sürüklediği ve bu enstrümanların belli mihrakların projeleri ile habire beslenmesine karşı Müslümanları ve dahi tüm insanlığı buna karşı uyarma ve uyandırma vazifemizi ifa etme adına bu ayın dosya konusunu “Oyun ve Eğlence” konusuna ayırdık. Tıpkı geçen ay tatil anlayışındaki bozukluklar konusuna dikkat çekemeye çalıştığımız gibi… bu ayın konusu geçen ayın konusu ile aynı değil tetimmesidir.
Bu bağlamda Dr. Abdulkadir Turan hocamız eğlencenin ilk çağlardan başlayan serüvenini ele alarak toplumları nasıl yozlaştırdığını, son dönem küfür temsilcileri ile para babalarının eğlenceyi sektörleştirip insanları bu sektör üzerinden nasıl gönüllü bir köleliğe razı ettiklerini hayatın gerçeklerini göz önüne sererek ele aldığı bir konu ile bizleri aydınlatmış.
Mehmet Akif İkbal eğlence dürtüsünün kökeni olan haz düşkünlüğü üzerinden konuyu ele alıp insanları yozlaştırmaktan başka tek netice vermeyen haz düşkünlüğünün iflah olmaz psikolojik alt yapısını ele alırken Said Özdemir eğlence ile hedef alınan ana kitlenin gençlik olduğu ve bunun üzerinden toplumların geleceğinin çalındığı hakikatini gözler önüne seren bir konu ele almış. Ayhan Aktan hocamız da eğlencenin seküler sömürü düzeninin en tatlı zehiri olduğunu ve bu zehri alan hiçbir toplumun tarih boyunca iflah olamadığını ortaya koymuş.
Üzerinde durduğumuz bir diğer konu ise iki yıl aradan sonra özlemle beklediğimiz Kurban bayramı… Mehmet Şenlik hocamız kurbanın insanlık tarihi ile eş zamanlı olduğunu deklare ettiği yazısı ile sizlere misafir olurken, Mehmet Göktaş hocamız kurbanın kahramanları olan Hz. İbrahim (a.s), Hz. İsmail ve tarih kadar derin ve yüce olan Hacer anamızı konu alan nazm tadında bir konu ile kurban bayramınızı tebrik eden yazısı ile evlerinize misafir oluyor.
Sizleri derginiz İnzar ile baş başa bırakırken Allahu Teala’dan dileğimiz istifade edilecek bir eserin ortaya konulmuş olmasıdır.
Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, kesilen kurbanların ümmetin İsmaillerinin fidyesi olmasını rabbimizden temenni ediyoruz.
İNZAR DERGİSİ 215.SAYI TEMMUZ 2022
Editör
Editör