İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İnsanın Geçmişe Uzanabilen Eli: Tevbe

2013-03-19
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Tevbe; bırakıp terk etmek ve iyi olana yönelmektir. Tevbe edene “taib” ve “tevvab” adı verilir. Tevvab, hem kulun hem de Allah (c.c)’nun ortak sıfatıdır. Yani tevbe eden kul, tevvab olduğu gibi, Allah(c.c) da tevvaptır...
Tevbe; bırakıp terk etmek ve iyi olana yönelmektir. Tevbe edene “taib” ve “tevvab” adı verilir. Tevvab, hem kulun hem de Allah (c.c)’nun ortak sıfatıdır. Yani tevbe eden kul, tevvab olduğu gibi, Allah(c.c) da tevvaptır.

Âlimler, Allah(c.c)’nun “Tevvab” ismini tövbeleri kabul eden, tövbe eden kulunu geri çevirmeyen diye açıklamışlardır. El hak bu, doğrudur. Lakin mana bununla sınırlı değildir. Allah’ın Tevvab olması, O’nun da kulunun tövbe etmesini beklediğini ve kul bu yola girerek Allah’a yöneldiğinde Allah’ın da ona yöneldiğini ifade ediyor. Yani tövbede tek taraflı bir yöneliş yoktur, iki taraflı bir yöneliş vardır. Tevvab olarak kul Allah’a yönelirken Tevvab olarak Allah da ona yöneliyor. Yani Allah(c.c) “kulum bana yöneldi bekleyeyim” buyurmuyor. Aksine Allah da kulunun tövbe etmesini özlem içinde bekliyor.

Allah(c.c) şöyle buyurur: ”Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazmış olmayalım. Şüphesiz bu, Allah`a göre kolaydır. Bu, elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah`ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diyedir. Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.” (Hadid:22-23)

Ayette yaratma manasında olan “nebre’e” kelimesi, berattan gelir. Berat da hem yaratmak hem de günahtan ve suçtan kurtarmak, berat ettirmek anlamına gelir. Demek ki Allah(c.c), El-Bari ismiyle insana isabet edecek musibeti, günahı ve suçu yaratırken aynı zamanda bu günahla birlikte onun beraatını da yazmaktadır. Yeter ki insan bunun farkında olarak tevbe edip Allah’ın El-Bari ismine beraat için başvursun.

Tevbe, ilahi takdiri dengeleyen Allah’ın latif bir takdiridir. Allah(c.c) “geçmişinize üzülmeyesiniz diye her şeyi önceden yazdık” buyurur. Ama hakikat şudur ki insan geçmişte kalan günahlarına üzülür. Bunun dengelenmesi için acaba ne yapmak gerekir? Bundan kurtulmanın çaresi nedir? Geçmiş-mazi, insanın tasarrufundan çıkmıştır. Üstelik insan geçmişe karşı çaresizdir. O halde insan bir şey yapamadan çaresizce bekleyecek mi? İşte bunun tek çaresi, yegâne yolu tevbedir. Çünkü tövbe insanın hem geçmişe hem de geleceğe uzanan elidir.

Tevbe insanın geçmişe uzanan eli ve ilahi takdiri dengeleyen O’nun başka bir takdiridir. O kadar ki Allah(c.c) insana tövbe fırsatı vermeseydi insan hiçbir günahından dolayı sorumlu olmazdı. O halde insan günahlarından değil, daha çok tövbe etmediği için sorumluluk altına girer. Nitekim yüz kişiyi öldürdüğü halde tövbe etmek isteyen adamı anlatan hadis-i şerif bunu ifade buyurmaktadır:

"Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahip tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânının olup olmadığını sordu. Rahip: "Hayır yoktur!" dedi. Herif onu da öldürüp cinayetlerini yüze tamamladı.

Adam, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için tevbenin mümkün olup olmadığını sordu. Âlim: ‘Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir?’ dedi. Ve ilâve etti:

‘Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra, orada Allah`a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah’a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira, orası kötü bir yer.’

Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azap melekleri onu kimin alacağı konusunda ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri ‘Bu adam tevbekâr olarak geldi. Kalben Allah yönelmişti’ dediler. Azap melekleri de ‘Bu adam hiçbir hayır işlemedi’ dediler.

Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara ‘Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin’ dedi. Ölçtüler, gördüler ki gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldı."

Bu hadis-i şerif, yaratılıştaki ilahi takdir üzerindeki tevbenin etkisine ve dengeleyici rolüne dikkat çekiyor. Gerçekten bu manada hadisin muazzam bir mesajı vardır. Buna göre insan tevbe etmeyi ihmal ettiğinde mazereti ortadan kalkar. Allah’ın berat ettiği(yarattığı) kendi günahlarına karşı berat etme şansını kaybeder. Allah(c.c)’nun “El-bâri” ism-i celili hem yaratan hem de berat eden manasındadır. Buna göre insan Allah’ın bari isminin yaratılış hükmünden o ismin berat eden hükmüne sığınmalıdır. Baştaki ilahi takdir, sondaki de ilahi takdirin dengeleyicisi O’nun başka bir takdiridir. Bu şekilde insan tevbeyle her açıdan bu ismin koruması altına girerek kurtulur.

Kısaca tevbe, insanın geçmişe uzanabilen eli ve ilahî takdiri dengeleyen ilahî bir lütuftur. Buna tutunmayan kimse sadece kendini kınasın.

Abdurrahim Güneş / İnzar Dergisi – Mart 2013
 

 


Abdulhakim Sonkaya

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS