İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İnsana Yön Çizen Fıtratla Paralel Hareket Etmelidir

2015-07-09
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İslam her neyi emretmiş ise tereddüde yer olmayacak şekilde bu insanın insan-ı kâmil olma serüvenine hizmet ettiği içindir. Eğer o hüküm olmasaydı insanın kâmil olma iddiası noksan kalacaktı...
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذي اُنْزِلَ فيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَريضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَ يُريدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُريدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği Ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola iletmesine karşı Allah’ın ululuğunu dile getirmeniz ve umulur ki şükredersiniz diye (uygun hükümler gönderiyor). (Bakara 185)

İslam her neyi emretmiş ise tereddüde yer olmayacak şekilde bu insanın insan-ı kâmil olma serüvenine hizmet ettiği içindir. Eğer o hüküm olmasaydı insanın kâmil olma iddiası noksan kalacaktı. Sidretü’l müntehaya ulaşma yolundaki seyr-ü sülûku sıkıntıya girecekti. Bu sülûku yürütme noktasında zorluk çekecekti.

Aynı şekilde insaniyet-i kübra yolunda kendisini takviye edecek her ne varsa bunlar İslam tarafından emredilmiştir. Ancak normal bir insan fıtratının kaldıramayacağı, kaldırmada çok zorlanacağı şeyler müstesna… Örneğin; melekuti bir atmosferin hüküm sürdüğü, sürmesi gerektiği Ramazan ayında Müslüman kadın ve erkeklerin Ramazan ayı boyunca birbirlerinden uzak durması elbette madde mana dengesi açısından büyük faydaları olacak bir hükümdü. Ancak bu hüküm normal bir fıtratın kaldırmakta zorlanacağı, çiğnenme ihtimalinin büyük olduğu bir hükümdü. Ki nitekim pratik de bunu göstermiştir. Böyle bir durumda bu hükmün var olmasına rağmen çiğnenmesi bireyin bilinçaltında hükümlere duyulan ihtiramın zedelenmesini netice verecekti. Bu hikmetlere binaen İslam böyle bir teklif altına Müslümanları almadı.

Aynı şekilde insanın insan-ı kâmil olma serüvenine zarar verecek her ne varsa bu yasaklanmış, mekruh kılınmış, derecesine göre bir şekilde yapılmaması istenmiş.

Öyle ise var olan hükümler ister emir olsun isterse nehiy olsun ya bir menfaati celp içindir ya da bir muzırrı def içindir.

Yine var olan bütün hükümler ister emir olsun ister nehiy olsun orta derece bir fıtratın kaldırabileceği hükümlerdir.

Tabi bu menfaat ve muzır sadece insanın kalbi/ruhuyla ile ilgili değil, tam aksine aklı ve bedeni ile de ilgilidir. Hatta insanın hayvani yönü olan beden karşısında ruhu güçlü kılma ve bedeni ise zayıflatma olarak bilinen oruç bile bedene sayısız faydaları olan bir ibadet olduğu bugün bilimsel verilerle ispatlanmıştır.

İşte insan için ya bir menfaati celp ya da bir muzırrı def için vaz’edilen hükümlerin hem zamanları, hem mekânları hem de uygulanma yöntem ve ritüelleri içlerinde çok sayıda hikmeti barındırmaktadır. İnsanın fıtratı ile derin ilişkileri olan temellere dayanmaktadırlar. Bunun en güzel örneği diğer tüm konularda olduğu gibi bu konuda da kul ile Allah arasındaki rabıta olan namazdır.

Namazın eda zamanlarının hikmetleri hakkında Üstad hazretleri şöyle diyor:
“Evet, her bir namazın vakti, mühim bir inkılâp başı olduğu gibi, azîm bir tasarruf-u İlâhînin âyinesi ve o tasarruf içinde ihsânât-ı külliye-i İlâhiyenin birer mâkesi olduğundan, Kadîr-i Zülcelâle o vakitlerde daha ziyade tesbih ve tazim ve hadsiz nimetlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnuna karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir.

Meselâ, fecir zamanı, tulûa kadar, evvel-i bahar zamanına, hem insanın rahm-ı mâdere düştüğü âvânına, hem semâvât ve arzın altı gün hilkatinden birinci gününe benzer ve hatırlatır ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ihtar eder.

Zuhr zamanı ise, yaz mevsiminin ortasına, hem gençlik kemâline, hem ömr-ü dünyadaki hilkat-i insan devrine benzer ve işaret eder ve onlardaki tecelliyât-ı rahmeti ve füyuzât-ı nimeti hatırlatır.

Asr zamanı ise, güz mevsimine, hem ihtiyarlık vaktine, hem Âhirzaman Peygamberinin (aleyhissalâtü vesselâm) asr-ı saadetine benzer ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ve in`âmât-ı Rahmâniyeyi ihtar eder.

Mağrib zamanı ise, güz mevsiminin âhirinde pek çok mahlûkatın gurubunu, hem insanın vefatını, hem dünyanın kıyamet iptidasındaki harabiyetini ihtar ile tecelliyât-ı celâliyeyi ifham ve beşeri gaflet uykusundan uyandırır, ikaz eder.

İşâ vakti ise, âlem-i zulümat nehar âleminin bütün âsârını siyah kefeniyle setretmesini, hem kışın beyaz kefeni ile ölmüş yerin yüzünü örtmesini, hem vefat etmiş insanın bakıye-i âsârı dahi vefat edip nisyan perdesi altına girmesini, hem bu dar-ı imtihan olan dünyanın bütün bütün kapanmasını ihtar ile Kahhâr-ı Zülcelâlin celâlli tasarrufâtını ilân eder.”

Üstad’ın bu açıklamalarından da anlaşıldığı gibi İslam’da her şey zaman, mekân, yöntem vs. mutlaka bir hikmete dayanıyor. Bunların bazılarına Allahu Teâlâ işaret etmiş, kimisini Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem açıklamış kimileri de zamanla ortaya çıksın ve her seferinde insanları gafletten uyandırsın, kimi müminlerin kalplerine kuvvet versin diye açıklanmamış.

Tefsirini ele alacağımız bu ayet-i kerimeye gelecek olursak. Ayet-i kerime İslam’ın fıtrat tarafından ağır görülen ibadetlerinden birine değiniyor. Ki bu da Ramazan orucudur. Oruç namazdan sonra insanın en fazla kısıtlandığı ibadettir. Ama şu var ki namaz süresi kısa oruç ise süresi çok uzundur. Ve bu süre uzunluğundan dolayı bazıları tarafından namazdan bile daha ağır görülebiliyor.

İşte bu ayet-i kerime Ramazan orucunun hem nefis hem de fıtrat üzerindeki ağırlığını hafifletmeye yönelik izahatlarda bulunuyor. Hangi hikmete binaen farz kılındığını, bu emrin sadece güç yetirenlere matuf olduğunu ve başka bazı izahatlarla nefsin ağır görmesinin önüne geçiyor.

Evvela Ramazan’ın Kur`an ayı olduğu ifade edilerek orucun ve zamanının dayandığı temelin köklülüğüne işaret ediliyor. Kur`an ise melekût âleminden şuhud âlemindeki en yüce varlıktır. Şuhud âleminde olsa bile O, melekût âlemindendir ve Onun ayı olan Ramazanın kutlanması melekuti bir surette olmalı… Zira melekût âlemindekilerin hepsi bu ayı kutluyorlar. Biz de onlara katılmak suretiyle bu ayı kutluyoruz. Bizim kutlamamız onlara tabi olmalı ki bu da melekuti surette kutlama ile olur. Melekuti suret de maddeden azad olmadır. Bu da insanın bedeni ile ilgili işlevlerinin (yeme, içme, nesil sahibi olmaya çalışma) tatil ettirilmesi ile ancak olur. Ki İslam literatüründe buna oruç deniliyor.

Bununla beraber bedenin işlevlerinin tatil ettirilmesi asgari oruç olarak adlandırılsa herhalde yerinde bir tanım olur. Tasavvufta bu oruç avvamın orucu olarak tabir edilir. Ama bunun yanında Havvasın orucu bir de Ehessü’l-Havvasın orucu var. Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin Ramazan ayında Kur`an kıraatini çoğaltması hatta bunu Hz. Cebrail (a.s) ile beraber mukabele şeklinde yapması ve Kur`an kıraatinin çoğaltılmasını ümmete vasiyet etmesi dilin, düşüncenin, hayalin de bedenden neşet eden düşüncelerle değil de melekuti olan Kur`an’ın kıraati, Kur`an’ın tefekkürü ve tedebbürü ile meşgul olmasını ve oruç ibadetinin kemale ermesini dilemesindendir. Yine aynı şekilde teravih namazları ve son on gündeki itikâf ile de kemal neredeyse tamamlanmış oluyor.

Ayet-i kerimenin işaret ettiği ruhsatlar ve bu ruhsatların sebeplerinin ortadan kalkmasından sonra günlerin tekmil edilmesi emri Ramazan orucunun önemine işaret ediyor. Bununla beraber bir hükmün uygulamasının önündeki engellerin tümünün kaldırıldığı ve motive edecek tüm unsurların devreye sokulmasının güzel bir örneğidir.

Hüküm doğrultusunda hareket etmek nefsin en fazla karşı çıktığı husustur. Terbiye edilmemiş nefiste bulunan tüm özellikler kendi açısından bir engel ortaya koyar. Bir hükmün uygulanabilir olması için bu ayette işaret edilen hususlara dikkat edilmesini zorunlu kılıyor. İslam hükümlerinin bin yıldan fazladır hiçbir askeri güç olmadığı halde hala Müslümanlar arasında yürürlükte olmasının nedenlerinin başında bu özellikleri geliyor. Aksi takdirde en büyük askeri güçler dahi devreye sokulsa eğer bu özelliklere sahip değillerse yürürlükte kalma süreleri çok kısıtlıdır.

Allah (cc), gereği gibi Kur`an’ın hikmetinden istifade etmeyi, Ramazandan mağfiret edilmiş olarak çıkmayı ve hayırlı bir bayram kutlamayı tüm Ümmet-i Muhammed’e nasip etsin.

Mehmet Zeki Ergin / İnzar Dergisi – Temmuz 2015 (130. Sayı)
 

 


Mehmet Zeki Ergin

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS