İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Her Müslüman bir davetçidir

2013-12-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Molla Enver Kılıçarslan: “Her tebliğci, her davetçi Kur’an-ı Kerim’de geçen kıssaları iyi anlamalı, kendisini hadis-i şeriflerle donatmalı, dünyaya ehemmiyet vermeden ve güzel bir üslupla davet vazifesini yerine getirmelidir. Bu hayatları iyi düşünmeli. Ancak bu şekilde mübin bir tebliğe ulaşır ve Allah’ın rızasına ilhak olur.”
Molla Enver Kılıçarslan: “Her tebliğci, her davetçi Kur’an-ı Kerim’de geçen kıssaları iyi anlamalı, kendisini hadis-i şeriflerle donatmalı, dünyaya ehemmiyet vermeden ve güzel bir üslupla davet vazifesini yerine getirmelidir. Bu hayatları iyi düşünmeli. Ancak bu şekilde mübin bir tebliğe ulaşır ve Allah’ın rızasına ilhak olur.”

Dergimiz İnzar’ın bu ayki dosya konusu her Müslüman’ın sorumluluğu olan davet. Biz de davette başta âlimler olmak üzere tüm Müslümanların sorumluluklarını Âlimler Cemiyeti Genel Başkanı Molla Enver Kılıçarslan ile konuştuk. Her Müslüman bireyin davet ile mükellef olduğunu vurgulayan Molla Enver, davetçilerin sahip olması gereken özellikleri İnzar Dergisi’ne anlattı.

Sizleri, Molla Enver Kılıçarslan ile yaptığımız röportajla baş başa bırakıyoruz.

TEBLİĞDE EN BÜYÜK GÖREV ÂLİMLERİNDİR

Peygamberlerin en önemli sorumluluğunun davet(tebliğ) olmasının insanların sorumluluğu ile ilişkisi nedir? Bir insanın tam mükellef olabilmesi için tebliğin yeterli olmasının hikmetleri nelerdir?

Hz. Ali (RA), cihad “üç kısımdır” demiştir. Bunlardan birincisi elle cihad, yani kuvvet ve silahla yapılan cihaddır. İkincisi, dil ile cihad; üçüncüsü ise kalp ile cihaddır. Ayrıca cihad için bir de mal ile cihad taksim edilir. Bu dört cihad çeşidi hakkında Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet vardır. Cihadın bu dört çeşidinden dil ile cihadın diğer bir ismi de tebliğdir. Allah (CC) Maide Süresi’nin 67. Ayetinde, “Ey Resul! Rabbinden indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun” diye emir buyuruyor. Ayrıca Nahl Süresi’nde “Peygamberlerin üzerinde tebliğden başka açık seçik bir şey yoktur” diye buyuruyor. Bunlara benzer birçok ayet vardır. Ebu Said-i Hudri, rivayet ediyor: Ben, Resulullah (SAV)’den işitim ki: “Sizden biriniz bir münkeri, yani gayr-ı meşru her hangi bir şeyi gördüğünüzde onu elinizle düzeltin. Elinizle değiştiremediğinizde dilinizle değiştirin. Eğer dilinizle de değiştiremiyorsanız kalbinizle buğz edin. Bu da imanın en zayıf halkasıdır.”

Ayrıca Peygamber (SAV) başka bir hadiste Mina’da Veda Hutbesi okurken “Sizden hazır olanlar, sonradan gelenlere tebliğ etsinler. Belki sonradan gelip sözlerimi işitenler benden işitenlerden daha fazla sözlerime kulak verirler” buyuruyor. Başka bir hadis-i sahihte ise “Şehitlerin en üstünü zalimlere hakkı tebliğ edip de o zalim tarafından şehid edilendir” şeklinde beyanda bulunuyor. Yine tebliğ ile ilgili başka bir hadiste Resul-i Ekrem, “Cihad kıyamete kadar devam eder. Yani yeryüzünde Müslümanlar, kâfir ve zâlimler oldukları müddetçe cihad ve tebliğ devam eder” buyurmaktadır. Bu ayet ve hadislerden anlaşılıyor ki bütün peygamberler tebliğ ve insanları hidayete erdirmek için gönderilmişler. Yine bu anlamda Allah, insanlara sorumluluklarını hatırlatarak “Muhakkak ki biz her ümmete ve her kavme peygamberler gönderdik ki Allah’a kulluk, tağut ve zalimlerden içtinap etsinler” diye bize haber veriyor. Bir hadiste Peygamber (SAV), “Her kim ölümünden önce cihad etmeden ölürse o, cahiliye üzerine ölmüştür” buyurmaktadır. Bu gibi ayet ve hadisler gösteriyor ki herkes kendi gücüne göre tebliğ etmekle mükelleftir. Özellikle de âlimler… Çünkü Nübüvvet bitmiştir, bir peygamber daha gelmeyecektir. Peygamberlerin davası ise başta âlimlerin omuzuna kalmıştır. Tebliğ öncelikli olarak âlimlerin vazifesidir. Allah Teâlâ bir ayeti kerimede bilmediklerimizi âlimlerden somamızı emrediyor. Peygamber Efendimiz (SAV) ise âlimlerin, enbiyaların varisleri olduğunu bildirmiştir. Enbiyalar kendilerinden sonra para-pul, mal-mülk bırakmamışlardır. Ancak kendilerinden sonra sadece ilim bırakmışlardır. Kim ilmi tercih edip bu ilmi alırsa mirastan en büyük payı almış olur. Efendimiz (SAV) bir hadis-i şerifte “Âlim ile abid yani ilmi olmayıp yalnız ibadete yönelen kişi arasındaki fark, ben ve ashabımdan mertebece en az olanın arasındaki fark gibidir” buyurmaktadır. Dolayısıyla âlimler için büyük bir mertebe var. Çünkü ilimle peygamberlerin görevlerini sürdürüyorlar. Yine buna karşılık olarak peygamberlerin davasına ihanet eden âlimler için de çok büyük tehditler var. Bir hadis-i şerifte İslam Peygamberi (SAV), “Biri ilmi bir şey arar ve âlimde bir kelime dahi ilimden gizlerse kıyamet gününde ateşten bir dizginle dizginlenir” buyurmaktadır. Başka bir hasid-i şerifte ise, “Kıyamet gününde insanlar cennete gitmek için sırat köprüsünden geçerken bir kısım insanlar köprü üzerinde engellere takılırlar ve ateşe atılırlar. Ateşte değirmen taşı gibi etrafına dolanıyorlar. Cehennem ehli onlara ‘siz kimsiniz?’ diye sorar. Onlar da ‘biz âlimiz’ diye cevap verirler. Cehennem ehli onlara, ‘siz emri bil maruf ve nehyi anil münkeri yani İslamiyet’i, iyiliği tebliğ etmediniz mi?’ diye sorarlar. Onlar da ‘Biz insanlara iyiliği söyledik ama biz iyilikle amel etmedik. Biz kötülük ve günahların, haramların ne olduğunu söyledik ama kendimiz kötülükle amel ettik. Haram işleri yaptık, dolayısıyla bu azaba müstahak olduk’ diye cevap verirler.” Eğer bu şiddetli azap hakkı söylediği halde hak ile amel etmeyen biri için ise hak davaya batıl, batıl bir davaya ise hak diyen birinin cezasının ne olacağını ancak Allah bilir. “Sosyalizme, Komünizme hak, Şeriata ise batıl” diyen İslami cemaati bırakıp mürtet, münafıklarla arkadaşlık yapan âlimlerin cezasının ne olacağını Allah bilir ve Allah bizi öylelerinden yapmasın. Âmin.

HER MÜSLÜMAN BİR TEBLİĞCİDİR

Bir tebliğin mübin olması için hangi şartlara haiz olması gerekiyor?

Mübin bir tebliğe gelecek olursak tebliğ-i mübin, açık delillerle ve hikmetli sözlerle ve ikna edici ayet, hadis ve hikmetli delillerle olan tebliğe denir. Her Müslümanın bir tebliğci olması gerekir. Her Müslüman, İslam’ın hak din olduğunu anlatmalı ve İslam’ın hâkim olması için gayret sarf etmelidir. Bu nedenle inkârcıları susturmak için Allah’ın varlığını, kâinatın yaradılışını ve Allah’ın bu kâinatı insanlar için halk ettiğini delilleriyle bilmesi lazım. Ayrıca İslam’dan uzak olanları hakka davet etmek için Kur’ân-ı Kerim’i, hadisleri, Rabbani âlimleri çok iyi bilmeli, karşısındakini ikna edebilmek için sahih bilgi ile donanmalı ve güzel bir dil kullanmalıdır. Bunu yapamayan bir kişinin en azından kendi ailesini İslam’a yöneltmek için İslami bir bilgiye sahip olması lazım. Ayrıca bir davetçi makam, mevki, şöhret, para, pul karşısında tebliğ yapmaz. Para karşısında vaaz, nasihat verenler olabilir. Onlar Allah’ın ayetlerini para ile satarlar. Peygamber Efendimiz (SAV) böylelerinin cennetin kokusunu dahi alamayacaklarını vurgulamıştır.

Allah-u Teâlâ’nın Hz. Peygamberi davet ile ilgili men ettiği hususlar nelerdir?

Peygamberimiz (SAV), müşrikler İslam’ı kabul etmediklerinden dolayı çok üzülüyordu. Bunlar ateşe gideceği için üzülüyorlardı. Bir de belki ben tam tebliğ yapmadım. Belki görevimi yapmadığım için iman etmiyorlar. “Ben Rabbimin karşısında mahcup olurum” diye çok üzülüyordu. Allah-u Teâlâ, Şuara Suresi’nin başındaki 3. ayetinde ve başka birçok ayette ona teselli verdi ve onu üzülmekten men etti ve Şuara Suresi’nde, “Ey Resul! Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin” diye onu uyardı.

DAVETÇİLER, PEYGAMBER KISSALARINI İYİ ANLAMALIDIR

Kıssalar bir davetçi için nasıl bir örneklik teşkil eder? Örneğin esir bir kavimden gönderilen Hz. Musa ile gayr-i İslami bir yönetimde yer alan Hz. Yusuf’u göz önünde bulunduracak olursak Hz. Resulullah, bu kıssaları nasıl pratiğe yansıtmıştır, bir davetçi bunu nasıl örnek almalıdır?

Kur’an-ı Kerim’de 25 tane peygamberden bahsedilmiştir. Bu peygamberlerden her biri, önceki peygamberden ibret alarak dava ve tebliğ üzere sabır göstermeleri için teşvik edilmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de bu peygamberlerden çok güzel ve ibretli kısalar ve misaller zikir edilmiştir ki peygamberler ve onların yolunda hareket edenlere güzel örnekler olsun. Mesela Hz. İbrahim o asrın tağutu ve zâlimi tarafından kendisine boyun eğmediği için ateşe atıldı. Allah’ın emri ile vatanını terk etti, hanımını ve küçük çocuğunu çölde bıraktı, Beytullah’ı yeniden inşa etti. En önemlisi ise Allah’ın emri ile İsmail’ini kurban etmek istedi. Çok büyük imtihanlarla karşılaşan Hazret-i İbrahim hiçbir şekilde taviz vermedi. Hz. Musa’nın, Hz. Yusuf’un kıssaları uzun uzun anlatılıyor. Tüm zorluklara rağmen o peygamberler hiçbir zaman hak yolu bırakmadılar ve hak olan Allah’la beraber kaldılar. Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi, “Eğer Allah yar ise herkes yardır ve her yer yararlıdır. Eğer Allah yar olmazsa her yer dardır, herkes düşmandır.” Reis’ul Enbiya olan Peygamber Efendimiz (SAV); sahabeleri ile beraber gördüğü eziyet, sıkıntı, iftira, açlık, hicret, aynı zamanda Yahudi ve münafıklardan gördüğü ihanet, yani kısacası çektiği bütün bu zorluklara Allah’ın rızasını kazanmak ve ebedi cenneti kazanmak için sabretti. Bunun sonucu olarak zafere ulaştı. Düşmanları ise dünyada rezil ve perişan oldular. Ebediyen dünyayı da kaybettiler, ahireti de kaybettiler. Karşılığında da cehennem ile cezalandırıldılar. Her tebliğci her davetçi bu hayatları iyi düşünmeli. Bu sebeple dünyaya fazla önem vermemeli cenneti kazanmak için çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde, “Akıllı olun nefsinizi muhasebe edin ve sonraki hayat için çalışın” buyurmaktadır.

“Peygamberlere düşen apaçık bir tebliğden başkası değildir” ayeti ile “Ben insanlarla savaşmakla emrolundum ta ki…” hadisi arasındaki bağlantı nedir. Bunlar birbirlerini nasıl tamamlıyor?

Ayet-i kerimede peygamberlerin görevlerinin tebliğ olduğu vurgulanarak hidayetin ise ancak Allah’a ait olduğu belirtiliyor. Yani hidayet de dalalet de Allah’a aittir. Hidayet kulların elinde değil. Ancak insanlar hidayete davet edebilirler. Delalet de Allah’a aittir. Delaleti isteyene de delalet verir. Dolayısıyla peygamberler tebliğ ederler. Tebliğden sonra eğer ehl-i küfür hidayeti kabul etmezlerse bu sefer ikinci teklif onlara yöneltilir ki bu da cizye ödemeleridir. Buradaki amaç ise Allah’ın emrine boyun eğmektir. Hâkimiyetin yalnızca Allah’ta olduğunu kabul etmektir. Onu da kabul etmedikleri zaman savaş başlar. Eğer Müslümanlar kuvvet sahibi iseler ve galip gelirler ise her yıl veya ayda bir bu tebliği yinelerler. Hatta birçok âlimin beyanına göre tebliğ için belli bir zaman müsaade verilir, bu zaman doluncaya kadar savaş yapılmaz. Bu süre zarfında Müslüman olmasalar dahi tebliğ devam eder. Allah bizleri haktan Kur’an’dan, Sünnetten ve peygamberlerin yolundan ayırmasın. Âmin.

Talha Bal / İnzar Dergisi – Aralık 2013 (111. sayı)
 

 


İnzar Röportaj/Söyleşi

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS