Bütün mümin ve Müslüman kardeşlerimizin Ramazan-ı Şeriflerini tebrik ederken bu yazımda, sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olan Rabbimizin rahmet şiarları ve ilanâtları sayılabilecek bazı mücmel ve manidar ayet ibarelerini Müslüman halkımızın ve insanlığın dikkatine sunmak istiyorum. Nitekim Ramazan’ın en önemli özelliği; af, mağfiret, hidayet ve rahmet niteliğinde umumi bir çağrı ve bol kazançlı bir kampanya oluşudur.
Bakınız ne güzel çağrıda bulunuyor Mevla’mız:
وَسَارِعُواْإِلَىمَغْفِرَة“Mağfirete koşun!...” (Al-i İmran:133)
Koşun! Yeri ve göğü büsbütün kaplayıveren rahmete koşun!
Koşun! Rahmetin kaynağına, şefkat ve merhametin menbaına, muhabbetin pınarına koşun!
Koşun! Kusurlarınızı itiraf ederek, günahlarınızdan tevbe ederek, pişmanlığınızı ve perişanlığınızı senet yaparak, gözyaşlarınızı avuçlayarak mağfirete koşun!
Koşun! “Rabbinizin mağfiretine ve genişliği göklerle yer kadar olan cennete koşuşun! Ki bu cennet muttakiler için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran: 133)
Koşun! Bundan daha büyük bir kampanya, bundan daha çarpıcı bir çağrı olabilir mi? Göstermelik kampanyalara, indirimlere, kazanımlara koşarsınız da va’dinde sadık olan Rabbinizin kampanyasına kayıtsız mı kalacaksınız?
فَاسْتَبِقُواْالْخَيْرَاتِVe bir de “…Hayırlarda yarışın!..” (Bakara:148)
Biliniz ki iman ağacının meyvesi, iyilik ve hayırlardır. İslam; iyilik ve hayır medeniyetidir.
Ey insanlar ve ey Müslümanlar! Şu ana kadar hep başka kulvarlarda yarıştınız. Daha fazla para kazanmak, daha çok mal biriktirmek, daha ziyade gayr-i menkul edinmek, mevki ve makamınızı daha çok yükseltmek, şan ve şöhretinizi daha bir yaygınlaştırmak için yarıştınız. Biliniz ki sizden istenen yarış ve müsabaka bu değildir. Sizden istenen, ayette de geçtiği gibi hayır yolundaki yarıştır. Sizden istenen, selef-i salihin’in yarıştığı hususlarda yarışmaktır. Yani daha hayırlı amellerde bulunmak, daha çok ilim tahsil etmek, daha fazla infakta bulunmak, insanların hidayeti için daha ziyade tebliğde bulunmak, hakkın tesisi için daha büyük özveri ve fedakârlıklarda bulunmak ve yeri geldiğinde en önde şehadete koşmak, canını Hakk’a adamak…
Ve işte umumi bir çağrı daha:
فَفِرُّوالى الله “O halde Allah’a koşun!…” (Zariyat: 50)
Koşun! Bütün yüklerinizi atarak, bütün ağırlıklarınızı bırakarak Allah (CC)’a koşun!
Koşun! Maddi-manevi bütün kirlerden arınarak, bütün artıklardan temizlenerek Allah (CC)’a koşun!
Koşun! Bütün bağları çözerek, boyunduruklardan kurtularak, prangaları ve zincirleri kırarak Allah (CC)’a koşun!
Koşun! Arkanıza bakmadan, bir şeylerle oyalanmadan, bütün endişe ve tereddütlerden kurtularak Allah (CC)’a koşun!
Koşun! Maldan mülkten, mevkiden makamdan, yardan serden bütün maddi bağlardan ve bağımlılıklardan tecerrüt ederek, bütün fanilerden ve masivadan geçerek Allah (CC)’a koşun!
Koşun! Engellere takılmadan, mani’lere aldırmadan, önünüze çıkması muhtemel bütün badireleri sabır ve ümit ile aşarak varmanız gereken Nur’a koşun!
Koşun! Yarın öbür gün demeden, zaman gelip geçmeden koşun! Koşmaya gücünüz yetiyorken, henüz ayaklarınız tutuyor iken, beliniz bükülmemiş iken Allah (CC)’a koşun!
Ve şu itirafta bulunun:
Ey Rabbimiz! Biliyoruz ki özgürlüğümüz, Sana kul oluşumuzdadır.
Kurtuluşumuz, Sana ram oluşumuzdadır.
Mutluluğumuz; Sana inkıyat edişimizde, Sana boyun eğişimizdedir.
Akıbetimiz, ancak ve ancak İbrahim’ce Sana teslim oluşumuzdadır.
O halde haydi! Kulluğun hassına, özgürlük ve mutluluğun esasına koşun!
Yerin ve göğün nuruna koşun! Şems-i Sermed’e koşun!
Koşun! O, merhamette bulunmayı kendi nefsine yazmıştır. Rahmeti, affı ve mağfireti, kendisi için vazgeçilmez kural ve prensip olarak addetmiştir. O’nun rahmeti gazabını çok çok gerilerde bırakmıştır. Bakınız! Rahmet kitabında, şifa kaynağında ne buyuruyor Mevla’mız: “…Ey kendi nefisleri hakkında haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.” (Zümer:53)
İşte, Şehr-i Ramazan; Kur’an-ı Mübin’in anlaşılması ve Kur’ânî mesajların en güzel şekilde algılanması için elverişli bir zaman dilimidir. Ramazan; fertlerin, ailelerin ve toplumların, müspet manada hayatlarında değişimi gerçekleştirmesi için elbette ki önemli bir etken, önemli bir fırsattır. Ramazan, uygunsuz gidişatı ve durağan süreçleri değiştirme gücüne sahiptir. Bundan yana bir şüphemiz yoktur. Yeter ki Ramazan’ı gereği gibi anlayalım, Ramazan ruhunu layıkıyla yaşatmaya çalışalım. Ramazan, fonksiyonunu en güzel şekilde icra edecektir inşaallah.
Bizler de bu mübarek Ramazan ayı vesilesiyle bu ilahi çağrılar ışığında şöyle haykırmak istiyoruz:
Ey İslam Ümmeti ve ey insanlık! Geliniz! Rahman, Rahim, Kerim, Ğafur ve Tevvab olan Rabbimizin çağrısına hep beraber ‘lebbeyk!’ diye icabet edelim. Şu aziz Ramazan’ı vesile yaparak O’na yönelelim, O’na koşalım ve O’nda hayat bulalım.
Geliniz! İnsanlar için, insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet olarak “Hayırlar Medeniyeti”ni yeniden inşa edelim. Sahabe neslinden sonra, imanın ve İslam’ın erdem ve faziletini bütün insanlığa bir kez daha gösterelim.
Geliniz! Mezhepsel, meşrepsel, cemaatsel ve grupsal kaygılarımızı; menfaat ve kazanımlarımızı bir kenara bırakarak ümmetin ve insanlığın kurtuluşu için seferber olalım. Yüce Rabbimizin buyruğuna icabet ederek hep beraber, topluca sîlme-barışa girelim. Şeytanın adımlarına uymaktan, şeytanın yolunda yürümekten vazgeçelim. Mezhepsel ve cemaatsel varlığımızı perişan vaziyetteki insanlık için rahmete çevirelim. Himmetimizi, gayretimizi, cihadımızı ve çalışmamızı somut bir rahmete çevirelim. Soyut ve içi boş söylemlerden ziyade bulunduğumuz her mekânda rahmet meyvelerini tattıralım yoksun ve çaresiz halkımıza.
Rabbim; Ramazan ile barışmayı, Ramazan’ın erdem ve hikmetlerine erişebilmeyi fert ve toplum olarak bizlere nasip eylesin.
Cihan Bozaba / İnzar Dergisi – Temmuz 2013
Cihan Bozaba