Sosyal medya platformu Facebook 9 Ekimde Filistinlilerin ünlü bir haber sitesini, Filistin Enformasyon Merkezinin sayfasını sildi. Sayfanın yöneticisine haber bile vermeden yapılan bu davranış Facebook’un Filistin yanlısı seslere karşı yürüttüğü savaşı hafifletmediğini teyit etti.
FEM’in Facebook’ta yaklaşık beş milyon takipçisi var, bu da sayfanın Filistinlilerin farklı kesimleri arasındaki popülaritesini ve güvenirliğini ve uluslararası arenada gördüğü desteği teyit eden bir husustur. Sosyal medyadaki İsrail trollerine göre FEM açıkçası çok etkili ve mesajını iyi yayıyor. Facebook da her zamanki gibi buna mecbur kalmış!
Her zaman uyguladıkları senaryo, -ne zaman İsrailli sosyal medya trolleri Filistinlilere ait bir medya platformu görse Facebook yönetimine içeriği sansürlemelerini, kullanıcıları engellemelerini veya sayfanın tamamının silinmesini talep ediyorlar- bu artık bir norm oldu. Basitçe ifade etmek gerekirse Facebook’ta Filistinlileri görmek istemiyorlar ve izin verilen çerçeveyi de hızla küçültüyorlar.
Bir Facebook kullanıcısı olan Sue, bana, platform tarafından uyarıldığını, “İsraillilerin psikolojileri militaristçe” dediği ve “(İsrailliler) tarafından Filistinlilere yönelik tehdit ve nefret aşılandığını” yazdığı için “nefret suçu işlediğinin” ileri sürüldüğünü belirtiyor.
Sue’nun bu değerlendirmesi tabii ki doğru çünkü bu iddia İsrail cumhurbaşkanı tarafından bile defalarca dillendirildi. Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin 14 Ekim 2014’te “İsrail’in hasta bir toplum olduğunun ve tedavi edilmesi gereken bir hastalığının bulunduğunu itiraf etmenin zamanı geldi” demişti. Dahası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da tüm dünya medyasında yer aldığı şekliyle ateşe odun atmakta gecikmemiş ve defalarca korku, nefret ve ırkçılık mesajları vermişti.
Sue’nun tam olarak nerede yanlış bir söz sarf ettiği ve yorumunun hangi bölümünün “nefret suçu” ve “tehdit” olduğu belli değil.
Filistin yanlısı yorumlar yazmış olan başkalarından da deneyimlerini benimle paylaşmalarını istemiştim. Bana verilen cevaplar Facebook’un gerçekte nefret suçunu değil İsrail’in savaşını eleştirmeyi, ablukayı, ırkçılığı ve ayrımcılığı hedeflediğini gösteriyor.
Örneğin Jose, İspanyolca olarak yazdığı yorumda “bir çocuğa saldırmaktan yahut bir çocuğu öldürmekten daha korkakça bir eylem olamaz” yazmış.
“Kahrolası korkak ordu Filistinli çocuklara suikast yapıyor, bu savaş değil bir soykırımdır” demiş.
Bu arada Derek’in de geçmişte “birçok kez” çeşitli şekillerde” 30 gün boyunca Facebook kullanması yasaklanmış. Bana, “hedefledikleri kişi hakkında şikâyette bulunan ve gizli gruplarla ilişkileri olan trollerden dolayı bunun olduğunu” söyledi.
Aynı şey Anissa, Debbie, Erika, Layla, Olivia, Rich, Eddy ve daha birçok kişinin başına gelmiş.
Pekiyi bu troller kim ve dur durak bilmeden Facebook’ta Filistinlileri ve onları destekleyenleri hedef kılan bu trollerin kökü nerede?
Troller
Electronic Intifada tarafından elde edilen bir belgeye göre İsrail hükümeti tek amacı yabancı kamuoyunu etkilemek ve Filistin Boykotuna, Tecridine ve Boykot Hareketine (BDS) karşı savaşmak olan “küresel nüfuz kampanyası” adlı bir kampanyayı fonlayarak bu kampanyaya devasa bir bütçe ayırmış.
Electronic Intifada sitesinde yazan Asa Winstanley “binlerce kullanıcıdan oluşan bir troller ordusundan” söz ederek söz konusu trollerin kısmen İsrail Stratejik İşler Bakanlığı tarafından da fonlandığını ifade ediyor.
“Bakanlık, bu işteki dahlini gizlemek için ‘devlet ile ilişkilerinin açığa çıkmayacağı paravan gruplarla çalıştığını itiraf etmiş” diye yazıyor Winstanley.
Böylesi trol gruplarından biri olan Act IL adlı grubun 15.000 civarı aktif mensubu olduğu tahmin ediliyor.
Jacobin Magazine’in web sitesinde yazan Michael Bueckert, Act IL uygulaması adlı grubun kullanıcılarını şöyle betimliyor:
“İsrail, Act IL mobil uygulaması ve online platformu ile şiddetin en sinsi biçimiyle Filistin yanlısı tweetleri ve Facebook gönderilerine karşı pasif eylemcilerden (internet aktivisti) ve trollerden bir çete kurmayı amaçlamaktadır.
Act IL, İsrail hükümeti tarafından yönlendirilen merkezi bir çabanın ürünü olan buzdağının sadece görünen yüzüdür ve amaçları dünya ölçeğindeki lejyon destekçileri içine almaktır. Ama Facebook resmi olarak sosyal medyada Filistinlilerle olan “savaşlarında” İsrail hükümetiyle birlikte hareket etmese yine de amaçlarına ulaşamayacak durumdalar.
Sohaib Zahda, 2014 yılında sosyal medyada attığı mesaj nedeniyle İsrail’in kışkırtma olarak değerlendirdiği yeni bir stratejinin sonucunda İsrail ordusu tarafından tutuklanan ilk Filistinli olmuştu. O günden bugüne tutuklama kampanyası gittikçe genişledi ve bu nedenle tutuklanan Filistinlilerin sayısı yüzleri geçti ve bunların çoğu genç sanatçılar, şairler ve öğrenci aktivistlerden oluşuyor.
Ama İsrail, Intercept’e göre, Facebook’u ciddi biçimde izlemeye 2015 yılında başladı.
“Filistinlilerin Facebook gönderilerinden dolayı tutuklanmaları İsrail’in gözaltı devleti ve sosyal medyanın karanlık tarafı hakkında yeni pratikler oluşmasına neden oldu, diye yazıyor Alex Kane. “Bir zamanlar zayıfların silahı olarak görülen bu platform potansiyel direnişin ortaya çıkarıldığı mükemmel bir yer oldu.”
İsrail derhal tutuklamalar için yasal bir zemin uydurdu (yalnızca 2015 yılında 155 dava açıldı) ve böylelikle Facebook ile yaptığı bir sonraki anlaşma için yasal bir örtü sağlamış oldu. İsrail’in 1977 tarihli Ceza Kanununun 144/2 nolu maddesi derhal yürürlüğe sokularak çok sonraları çıkan sosyal medya fenomenine karşı koymak amacıyla ‘şiddeti ve terörü kışkırtma’ olarak yorumlandı.
İsrail stratejisi Facebook üzerinde devasa bir propaganda yürütülerek kamuoyunun ve medyanın baskı altına alınması şeklinde ortaya çıktı. İsrail hükümeti o zamanlar yeni oluşmaya başlayan trol ordusunu aktifleştirerek Facebook’un Filistinlilerin şiddetle ilgili görüşlerini ifade etmek için platform olarak kullanıldığı şeklinde küresel bir anlatı haline sokuldu.
Facebook-İsrail Takımı
İsrail hükümeti 2016 yılında “kışkırtmaya karşı mücadele” için Faceboook ile çalışmaya istekli olduğunu ilan ettiğinde sosyal medya devi çoğu zaman saygı duyacağına ant içtiği ifade hürriyetini ihlal anlamına gelse de mutabakata hazır idi.
Associated Press’in İsrailli ileri gelen yetkililere dayandırdığı habere göre bu süreç boyunca İsrail hükümeti ve Facebook “sosyal medya ağında kışkırtmaya karşı nasıl mücadele edileceğini belirlemeye” karar vermişlerdi.
Anlaşma, İsrail İçişleri Bakanı Gilad Erdan, Adalet Bakanı Ayelet Shaked ve diğerlerinin katılımıyla iki günlük görüşme neticesinde sağlanmıştı.
İçişleri Bakanının ofisinden yapılan açıklamada “kışkırtıcı içeriğin izlenmesi ve ayıklanması için yapılması gerekenler konusunda Facebook temsilcileri ile anlaşmışlardı.”
Esasında bu Filistin ve İsrail ile ilgili herhangi bir içeriğin filtreleneceğinin sadece Facebook editörlerince değil İsrailli yetkililerce de dile getirilişiydi.
Filistinliler için bu anlaşmanın sonucu FEM gibi çok sayıda sayfanın silinmesi ve sayısız kullanıcının yasaklanması, geçici veya belirsiz sürelerde erişimlerinin engellenmesi anlamına geliyordu.
Her zaman olduğu gibi Filistinlilere ve onları destekleyenlere aynı mantıkla yaklaşılıyordu:
-İsrail yanlısı troller Filistinlilerin gönderilerini ve paylaşımlarını birkaç kola ayırıyor, izliyor ve yorumluyor.
-Troller Facebook’un/İsraillilerin “takımlarına” kullanıcıların saldırgan içerik barındırdığı ihbarında bulunuyor.
-Facebook, sansür uygulanması gereken hesapları takibe alıyor.
-Filistinlilere ve destekleyicilerine ait sayfalar ve kullanıcılar siliniyor veya yasaklanıyor.
FEM (Filistin Enformasyon Merkezi) hesabı, erişimi kesilmeden önce herhangi bir uyarı almamış olsa da bu sayfaya da yukarıdaki gibi işlem uygulanıyor.
Sosyal medya yeni oluştuğunda birçokları şu veya bu nedenle ana akım medyada göremedikleri görüşlerini dile getirmek ve davalarını savunmak için bu platformu kullanmak istiyordu.
Filistin aniden yeni bir medya platformu bulmuştu; varlıklı kimselerce yönetilen ve parası ödenmiş reklamlar içeren bir platform değil, sıradan insanlarca sahiplenilen, milyonlarca kullanıcılı bir platform.
Ama İsrail, Filistinlilerin hakları ve İsrail’in işgaliyle ilgili konularda önemli bir etkisi olan Facebook’u kuşatmanın bir yolunu buldu.
Ayrımcılığı yüzüne vurulduğunda, çocukların öldürülmesi kınandığında ve İsrail’i korku mantalitesinin istila ettiği tartışıldığında bu “nefret suçu” olarak addedildiğinde sosyal medyanın özgürlük sözünün ve popüler demokrasi olup olmadığı uzun uzun düşünülmeli.
Facebook son yıllarda itibarını daha da kaybetmişken devletin sponsor olduğu şiddete, ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalanların sesi olmaya çalışanların sesini kısmaktan daha meşum bir şey yok ve Filistin, bu konuda birincil örnek olarak gözükmektedir.
Ramzy Baroud
İnzar / Çeviri Makaleler
İnzar / Çeviri Makaleler