Malcolm X, güçlü ve etkili hitabeti ve karizmatik kişiliğiyle her geçen gün Elijah’ı gölgede bırakıyordu. Elijah, 1961’de ciddi bir hastalık geçirir. Bu süreçte bazıları Malcolm X’in liderliği ele geçirmesini istemezler ve onun aleyhinde faaliyetler yürütürler. Bununla Elijah’la Malcolm X’in arasını açmaya çalışırlar. Bu sebeple Malcolm X ile Elijah arasındaki yakın ve dostane ilişki zamanla bozulmaya başlar. Malcolm X’in her geçen gün yükselen grafiği Elijah Muhammed’i korkutur. Amerika başbakanı Kennedy 22 Kasım 1963’te öldürülür. Elijah Muhammed, bu konuyu vekillerine konuşmayı yasaklar. Malcolm X ise bir zalimin öldürülmesine sevinir. Bu sevincini dile getirmekte beis görmez. Elijah Muhammed, bu konuyu Malcolm’a sorar:
- Başkan Kennedy’nin ölümü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Malcolm, gayet doğal ve sevinçli bir halde şu cevabı verir:
- Siz sabah tavuklarınızı bahçeye gönderdiğinizde akşam komşunuzun kümesine değil de tekrar sizin kümesinize gelecektir. Evet, şeytan onu tekrar yanına aldı.
New York Times, Malcolm X’in bu tavrını şöyle haber yapar:
"Müslüman lider, Kennedy ile alakalı yaptığı eleştirinin devamında; Kongo lideri Patrice Lumumba'nın, sivil haklar lideri Medgar Evers'ın ve bu yıl Birmingham'da gerçekleşen bombalı saldırıda öldürülen siyahi kızların katillerinden söz etti. Bu olayların da bir başka 'tavukların eve tünemesi' durumu olduğunu belirtti."[1]
Malcolm’un bu tavrı, Elijah Muhammed’i kızdırır. Elijah, topluluğun tüm üyelerine Malcolm X’le 90 gün boyunca konuşmamalarını söyler. Malcolm’a getirilen bu konuşma yasağı ikili arasındaki gerginliği arttırır. Oysa gerginliğin asıl sebebi Kennedy suikastı hakkında fikrini beyan etmesi değildi. Bu işin kılıfıydı. Aslında Elijah, hareketin Malcolm X tarafından militan bir karaktere dönüştürülmesinden kaygı duyar. Bu sebeple bu konuşmayı bahane eder ve Malcolm X’in hareket fertleri üzerindeki etkisini kırmak ister. Konuşmaları şiddet içeriyor, gerekçesiyle basında Malcolm X aleyhine yazılar çıkar. Bu yazılar, onun siyahiler üzerindeki etkisini azaltmaz, aksine Malcolm Amerika’da bir isyan başlatabilecek ya da bir isyanı bastırabilecek tek siyahi olarak görülür. Konuşma yasağının ardından Malcolm X, biraz dinlenmek ve tefekkür etmek için eşiyle henüz yeni İslam cemaatine katılan boksör Muhammed Ali’nin evine gider.
Elijah’ın bir Müslüman lidere yakışmayan tutumu, ahlaki bazı zaafları ikili arasında soğuk rüzgârlar estirir. Elijah Muhammed hakkında bazı haberler çıkmaya başlar. Malcolm bu haberlere çok üzülür. Gazeteler, Elijah Muhammed’in sekreterleriyle çeşitli ilişkileri olduğunu yazar. Böyle bir şeyi düşünmek bile ona edepsizce gelir. Basında çıkan bu haberlerin ardından Elijah’ın iki eski sekreteri onunla yaşadıkları haram ilişkiyi itiraf eder ve Elijah’ın çocuklarının babası olduğu iddiasıyla mahkemeye başvurup nafaka davası açarlar. Bu çirkin fiil ve iğrenç davranış üzerine Malcolm X, Muhammed Elijah’a karşı çıkar ve isyan bayrağı açar. Elijah, bir peygamber gibi davranıyor, Tanrı’nın zenci olduğu yalanıyla siyahileri tahrik ediyor ve kendini kutsal bir elçi olarak ilan ediyordu; ama buna rağmen bir Müslümanın uzak durması gereken suçları işliyordu. İşte bu, hiçbir Müslümanın kabul etmeyeceği bir durumdu. Doğal olarak Malcolm X de bunu kabul etmez. Malcolm X, utanç verici bu vaziyeti şöyle dile getirir:
“Zina! Öyle ya, zina eden herhangi bir Müslümanın duymadığı kalmıyor ve hemen tard ediliyordu İslam Cemaati’nden. İşte, Elijah Muhammed'in özel sekreterlerinin art arda hamile kalmaları İslam Cemaati'nin en gizli tutulan rezaletlerinden birisiydi. Bu sekreterler Müslüman mahkemelerinin huzuruna çıkarıldılar, zina suçuyla itham edildiler, bunu itiraf da ettiler sonunda. Herkesin gözü önünde rezil edildiler ve bir yıldan beş yıla değin 'soyutlama' cezasına çarptırıldılar. Yani, herhangi bir Müslümanla, hangi nedenle olursa olsun, en küçük bir ilişki kurmaları kesinkes yasaklanmış oluyordu böylece.”
Malcolm X, cesaretle yola koyulur ve Elijah’ın karşısına çıkar. Zina dedikodularının doğru olup olmadığını bizatihi Elijah’ın kendisine sorar. Aldığı cevap Malcolm X’i şoke eder. Adeta başından aşağı kaynar sular dökülür. Elijah’ın izahı cürmünden beter olur. Kendi çirkin fiilini Yahudilerin nice peygamberlere attıkları iftiralar üzerinden meşrulaştırır. Yani büyük bir günahta dahi kutsallık yüklediği liderliği için bir haklılık payı arar.
Elijah, adeta insanlara haram kılınan şeylerin kendisine helal olduğunu söylüyordu; ama imanını defalarca sorgulayarak bulan ve hakiki imanı iliklerine kadar içiren Malcolm X, bu iğrenç cevap karşısında sessiz kalmaz. Malcolm X, böylesine rezil ve aşağılık bir insana yıllarını vermiş olmanın üzüntüsünü yaşar. Hücrelerini kuşatan sorumluluk duygusunun ağırlığı altında adeta erir. O, şunu fark eder ki Müslüman bir fert ve camiada ahlaki olmak öncelik; zulme karşı tavır ve eylemlilik ise ardıldır. Çünkü bu davanın önderi Muhammed aleyhi selam yürek devletini ahlakın güzelliği ile inşa edince icra devletini davet ve cihad ile ilan eder. Bu sebeple o, vaazlarının seyrini değiştirir ve vaazlarını kişi ahlakı üzerine yoğunlaştırır.
Bir lider kalibresi olmayan Elijah beyaz adamın zulmünü iliklerine kadar yaşayan siyahilere bir şekilde lider olur. Doğru insanların meşgul olmadığı her alan ve kazanmadığı her gönül zamanla yanlış veya yanlışa kukla olmuş insanların işgaline ve aldatmasına maruz kalır. Zulme uğramış ve hakları gasp edilmiş nice topluluklar denize düşen yılana sarılır misali önlerine kurtarıcı edasıyla çıkmış her insana bir umut gönül ve el vermişler. Maalesef yanlış liderlik ve ilahlaşan/ilahlaştırılan önderlikler her seferinde halkları için ayrılık, çatışma, yıkım ve tahribattan başkasını getirmemiştir.
Malcolm X, bu olaydan sonra Elijah’ın hareketi içinde istenmeyen adam ilan edilir. Onun dik duruşu, yanlışa karşı tavizsizliği ve doğruları bulma yolunda sorgulayıcı tavrı ve yanlı medyanın aleyhinde yürüttüğü propaganda Nation of Islam’dan(İslam Cemaati) ihraç edilmesine yol açar. Malcolm X, bu karar sonrası korkup sinmez, pılını pırtını toplayıp kenara çekilmez. O, İslam davasını kendine yol, Allah’ın dinini kendine amaç kıldığı için sindirmelere boyun eğmez. Hak bildiği yolda tek başına yürüme kararı alır. Malcolm X, Mart 1964’te Elijah Muhammed ve Nation of Islam hareketinden ayrılır. Onun yanı ve yeri harama helal diyen, siyahlar üzerinden siyahi bir faşizm oluşturan ve kendi liderliğinden bir kutsallık üreten Elijah’ın yanı değildi artık. O, anlar ki onun safı ve yanı tüm mazlumların özellikle beyaz ırkçılığın zulmünü iliklerine kadar yaşayan siyahilerin safı ve yanıdır.
Malcom X, Natıon of İslam hareketinden ayrıldıktan sonra, Müslüman Camisi isimli dini organizasyon ile birlikte Pan-Afrikanizm'i savunan Afro-Amerikan Birliği Örgütü'nü kurar. 26 Mart 1964'te Martin Luther King, Jr. ile ilk ve tek görüşmesini yapar. Bu görüşme, Washington'daki senatoda Medeni Haklar Yasası'nı tartışacakları sırada sadece fotoğraf çekilebilecek uzunluktaki bir süre kadar olur. Aynı yılın Nisan ayında ise, Afro- Amerikanların oylarını akıllıca kullanmaları gerektiği ve yeni seçilecek hükûmetin tam eşitlik haklarını elde etmelerini engellemesi durumunda silaha sarılmaları gerekebileceğini anlattığı "The Ballot or the Bullet" isimli bir konuşma yapar. Fakat tüm bunlar tam anlamıyla Malcolm X’in aradığı şeyler ve dünya değildir. Ve o, eksik bir şeylerin olduğu kanısı taşır. Bu süreç Malcolm X’e yeni bir dünyaya kapı aralar. Bu dönem, Malcolm X’in İslâm anlayışının devrimci bir şekil aldığı dönem olur. Elijah’ın telkin ettiği ‘Beyaz adam şeytandır ve Tanrı siyahlardan yanadır.’ saçmalığından vazgeçer. O, Muhammed aleyhi selamın getirdiği İslam ile Elijah’ın kendi beklentileri, arzuları ve egosuyla yeniden şekillendirdiği İslam anlayışı arasında tercihini net ortaya koyar. Onun tercihi her hâlükârda kemal manada kulluk, hak, adalet, eşitlik, kardeşlik ve merhameti sunan Kur’ani ve Muhammedi İslam’dan olur.
Malcolm X, bu süreçte çeşitli vesileler ile Müslüman ülke diplomatlarıyla görüşerek onlardan İslâmiyet hakkında sağlıklı bilgiler alır. İlk günden beri zihninde canlı tuttuğu Afrika ile köklerin korunması, ilişkilerin canlı tutulması düşüncesini savunur. Afro-Amerikan tezi olarak bilinen bu düşünceyi yeniden canlandırmak ve kutsal hac yolculuğu için Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini içine alan bir seyahate çıkar. Malcolm X daha önce de Elijah Muhammed'in düzenlediği bir Afrika turu sırasında Birleşik Arap Cumhuriyeti, Sudan, Nijerya ve Gana gibi ülkeleri ziyaret eder. Mekke ziyaretinden sonra 1964 yılında bu ülkeleri ikinci kez ziyaret eder. Mayıs ayının sonlarına doğru ABD'ye döner. Temmuz ayında Afrika'ya üçüncü seyahat/ziyaretini yapar. Bu ziyaretlerde farklı kurum ve kişilere röportajlar verir. Onlarla düşüncelerini paylaşır. Mısır, Etiyopya, Tanganika, Nijerya, Gana, Gine, Sudan, Senegal, Liberya, Cezayir ve Fas gibi ülkelerde radyo ve televizyonda konuşmalar yapar. Kahire'de, Afro-Amerikan Birliği Örgütü'nün temsilcisi olarak Afrika Birliği Örgütü toplantılarına ikinci kez katılır.
Malcolm X üçüncü ziyaret/seyahatinde Gana'dan Kwame Nkrumah Mısır'dan Cemal Abdünnasır, Cezayir'den Ahmed bin Bella gibi lider isimlerle bir araya gelir. Görüş alış verişinde bulunur. Bunlar, Malcolm X'ten kendi hükümetleri için çalışmasını isterler. Nijerya’da İbadan Üniversitesi'nde yaptığı konuşma o kadar etki oluşturur ki Nijerya Müslüman Öğrenciler Birliği bu konuşmasından dolayı kendisine Yorubaca olan onursal Omowale (yuvasına dönen evlat) ismi verir. Malcolm X, bu ödülü hayatı boyunca aldığı en anlamlı ve onore edici ödül olarak kabul eder. Malcolm X, Afrika ülkeleri dönüşünde Fransa ve İngiltere’ye de uğrar. Paris'te Maison de la Mutualité isimli konferans salonunda bir konuşma yapar. İngiltere’de Oxford Union'da bir münazaraya katılır. Münazaraya olduğundan fazla ilgi vardır ve bu münazara İngiltere’nin ulusal televizyon kanalı BBC'de yayınlanır. Malcolm X, bilahare tekrar İngiltere'ye gider. Afrika Kuruluşları Konseyi'nin ilk toplantısı için başvuru yapar. Toplantıya kaydının yapılmaması üzerine ertesi gün Fransa'ya gider. 12 Şubat'ta, Muhafazakâr Parti'nin 1964 genel seçimlerini kazanmasından dolayı Smethwick'i ziyaret eder. Ama orada, beyaz bakışın tıpkı Amerika’daki gibi kör, sakat ve ırkçı olduğunu görürü. Hatta Muhafazakâr Parti taraftarlarının slogan haline getirdiği "Komşunun bir zenci olmasını istiyorsan, oyunu İşçi Partisi'ne ver." Malcolm’un yüreğine tarifsiz bir acı ve ağırlık olarak çöker. Eşitliğe, insana kardeşçe yaklaşıma dair bir umut aradığı kentlerden birinde bu ırkçı ve faşist söylem Malcolm X’e şu cümleyi söyletir:
İbrahim Dağılma
- Smethwick'te gaz odaları kurmak gibi faşist öğelerin olacağını beklemezdim… (Devam edecek)
İbrahim Dağılma