Zindanı, Yusufi Medrese yapan dört duvar, kilitli kapılar ve beton zemin değildir. Zindanlar, düşünceyi kaplayan iman duygusunun gönül dünyasından ilim, ibadet, tefekkür, sabır ve kuşanma olarak somutlaşmasıyla Yusufi Medrese olur. Malcolm X, hapis hayatının son demlerinde o karanlık dehlizleri Hak nuruyla kısmen Yusufi bir mekâna dönüştürür.
Malcolm X’in, 1946’da başlayan mahpusluğu 7 Ağustos 1952 bir yaz günü tahliye kurulunun salıverilme kararıyla biter. Malcolm, hapisten çıkar çıkmaz soluğu kardeşinin yanında alır ve onun çalıştığı işyerinde tezgâhtar olarak çalışmaya başlar. Malcolm X’i zindanın son günlerinde kuşatan manevi atmosfer kardeşinin evinde fazlasıyla vardır. Kardeşinin evinde tam bir Müslüman ev havası vardır. Kardeşi, kısa bir süre içinde Malcolm’a abdest, gusül alma ve namaz kılmayı öğretir. Namaz, onun için hayatın merkezi olur. Namazlar, çalıştığı işyerinde de aksamaz. Malcolm X, namaz kılmayı çok sever; çünkü namaz kılarken bütün din kardeşleriyle birlikte tek bir olan Allah’a yönelir. Malcolm X daha düne kadar, isimsiz ve vasıfsız görülmüş, sadece ‘Hey siyah, haydi zenci’ gibi ötekileştirici ve küçümseyici hitaplarla çağrılmış. O, Müslümanların birbirleriyle karşılaşınca selamlaşmalarına ve birbirlerine ‘Kardeşim, Bacım, Hanımefendi, Efendim’ diye seslenmelerine hayran kalır. Namaz, selam ve bu yeni hitap tarzı onun için fevkalade bir şey olur.
Malcolm X, hapisten çıkınca geciktirmeden Elijah Muhammed’le tanışır. Malcolm’un beyazlara duyduğu derin öfke, Elijah’ın görüşlerini benimsemede kolaylaştırıcı unsur olur. Elijah’ın lideri olduğu ‘Nation of İslam’ adlı örgüte katılır. Elijah’ın bir siyahi milliyetçisi olmasını çok önemsediği gibi onun ‘Tanrı bir siyahi(zenci)dir.’ söylemini de çok uçuk bulmaz. Belki de henüz o günlerde İslam’ın siyah beyaz, kızıl sarışın tüm insanları kardeş kıldığı gerçeğini bilmediği için bu nokta üzerinde fazlaca durmaz. Bu birliktelik Malcolm için gerçek bir diriliş değildir; ama o içinde bulunduğu gafletten bir nebze kurtulduğunu hisseder. Malcolm, Elijah Muhammed ile tanışmasını şu sözlerle dile getirir:
“Dalıp gittim. Ben içerdeyken, hiç tanımamış olduğu bir mahkûma arada bir mektup yazmaya vakit ayırabilen bu büyük adama takılıp kaldı gözlerim. Biz siyahlara önderlik edebilmek için nice acılara katlandığını, hiç bir özveriden kaçınmadığını, bizlere kol kanat gerebilmek için gözünü budaktan esirgemediğini duyduğum kişiydi bu. Derken, sesini duyar duymaz, bükülüp tostoparlak kalakaldım. Konuşmalarını daha sonraları yüzlerce kez dinlemiş olduğumdan, o sırada neler söylediğini tek tek anımsayabilirim...”
Küçüklüğünden beri hareketli, enerjik ve çalışkan bir yapıya sahip olan Malcolm X, kısa sürede dikkatleri üzerinde toplar. Onun bu dinamik, teşkilatçı yönü ve güçlü hitabeti Elijah Muhammed’in hoşuna gider. Elijah, aradığı adamı bulmuştur. Hiç beklemeden Malcolm’u teşkilat içinde faal ve etkin bir konuma getirir. Onu birçok yerde ve sonrasında Harlem’de görevlendirir. Malcolm, bu tarihe kadar aileden gelen Little soy ismiyle anılır. Bu tarih yani 1952 onun için bir dönüşüm, değişim ve diriliş olur. Kendini Elijah’ın davasına gönüllü ve isimsiz bir hizmetkâr olarak adamak ister. Bu sebeple ‘dava’nın isimsiz bir hizmetkârı olduğunu göstermek amacıyla soy ismini X olarak değiştirir. X, matematiksel bir ifade olarak ‘bilinmeyen her sayının’ simgesidir. Bu soy ismi kullanmasını Elijah ona önerir. Güya, bir gün gelecek ve o gün Allah, siyahilere hem özgürlük hem de kutsal bir isim verecek: İşte o güne kadar, o bu ‘X’ sembolüyle bilinecek ve anılacak. O artık Malcolm X’tir. Bu dönemde Elijah, Malcolm X için bir önder, bir idol ve uğruna gözünü kırpmadan kendini feda edeceği bir bağlılıktır. O, gün geçtikçe Elijah Muhammed’e daha çok bağlanır. Elijah Muhammed, Malcolm’u Boston’a yollar. Burada cemaatin on bir numaralı mabedini açarlar. Malcolm, Mart 1954’te Elijah tarafından Philedelphia’ya gönderilir. Burada çok çalışır ve Mayıs ayının sonunda on iki numaralı mabedi açmayı başarır. Elijah Muhammed, başarılarından dolayı ertesi yıl Malcolm X’i Newyork’u teşkilatlandırması için görevlendirir. Malcolm X, korkusuz ve hararetli bir hatip olarak sahaya iner ve siyahileri harekete geçirir. Malcolm X’in etkin bir savunucusu haline geldiği Nation of Islam(İslam Ulusu), siyahileri merkeze alan dini ve siyasi bir örgüttür. Bu örgüt, kendini İslami bir biçim olarak tanıtır; ama ana akım olarak İslam geleneğinden farklıdır. Zenci ırkçılığına dayanan bu yapı, Allah’a dahi bir renk biçer ve onun da zenci olduğunu dillendirir. ‘Beyaz adam’, onun nazarında henüz şeytanlığından bir şey kaybetmemiştir. Beyaz adamdan kurtulmak temel hedefidir.
Malcolm X, çok çalışıp birçok siyahinin hidayetine vesile olur ve onları Müslüman yapar. Malcolm, Nation of Islam içinde kısa sürede yükselir. Malcolm X, artık televizyon ve radyo programlarına çağrılır, üniversite kampüslerinde konuşmalar yapar; Elijah’ın vekilliğine kadar gelir. Malcom X, Elijah Muhammed’in konuşan ağzı, tutan eli ve yürüyen ayağı olur. Öyle ki Elijah Muhammed’in önüne geçmemek için azami çaba sarf eder ve her konuşmasına onun ismiyle başlar. Elijah Muhammed bir konuşmasında Malcolm X hakkında “İşte benim en sadık, en yılmaz vekilim. Ölünceye dek ayrılmayacaktır izimden.” Derken Malcolm ise, bu durumu şu cümlelerle dile getirir:
“Çantam, her zaman Elijah Muhammed'in fotoğraflarıyla dolu olurdu. Konuşmalarım sırasında benim fotoğrafımı çekmek isteyenlere dağıtırdım bunları. Gazete sahiplerini telefonla arayıp rica ederdim: 'Lütfen benimkilerin yerine Elijah Muhammed'in fotoğraflarını kullanınız.”
1955 yılında Malcolm X’in hayatına bir kişi daha ortak olur. Bu kişi Betty Sanders’tir. Betty, Müslüman bir hemşiredir. Malcolm X, Betty ile ilk önce bir konferansında karşılaşır, daha sonra yemekli bir toplantıda onunla tekrar karşılaşır. Betty, kısa süre sonra Malcolm'un konferanslarına düzenli olarak katılmaya başlar. Betty, 1956 yılında soy ismini X yaparak İslam Ümmeti hareketine katılır. Malcolm ile Betty, bir süre sonra yüz yüze görüşmeye başlar. Onların yüz yüze görüşmesi mensup oldukları hareketin öğretilerine ters düşer; çünkü Müslüman bir erkek ile bayanın aralarında nikâh olmadan bir arada olması doğru değildir. Malcolm ve Betty, yüz yüze görüşmeyi terk eder, yüzlerce insanın katıldığı sosyal etkinliklerde birbirleriyle görüşmeyi sürdürür. Malcolm, Betty’le görüşme bahanesiyle onu New York'taki gittiği birçok müze ve kütüphaneye, düzenlediği toplu ziyaretlere davet eder.
Yıl 1958... Ocak ayı… Malcolm X, Betty ile yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında ona evlenme teklif eder, Elijah Muhammed’ten de onay alarak iki gün sonra Betty ile evlenir. Bu evliliğin semeresi 6 kız çocuğu olur. Kızlarının dördü o hayatta iken iki ikiz kızı da onun şehadetinden kısa bir süre sonra dünyaya gelir. Malcolm X, beyazlara ve Batılılara duyduğu kini çocuklarına verdiği isimlerle de gösterir:
Attila(Ataullah), Kubilay, İlyasa(Elijaha), Cemile ve ikizleri Melike ile Melek.
Çünkü o isimlerin kişilik üzerinde olan etkisini bilir. Çocuklarına bu isimleri verir ki onlar o isimler üzerinden sahip olmaları gereken misyonu bilsinler ve hangi düşmana karşı niçin hasım olmalarını gerektiğini kavrasınlar.
26 Nisan 1957 tarihinde New York’ta polisler, Afroamerikan(siyahi) bir adamı coplarla darp ederler. O esnada Nation of İslam üyesi Johnson Hinton ve iki arkadaşı bu olaya şahit olur. Bunlar, polise karşı çıkar ve "Siz Alabama ya da Georgia'da değilsiniz. Burası New York!" diye bağırırlar. Polisler, bu kez Hinton’a yönelir ve onu ve arkadaşlarını da darp ederler. Darp sonucu Hinton'da beyin zedelenmesi ve iç kanama oluşur. Ve polis olayla ilgili dört kişiyi de tutuklar. Hinton, tedavi edildikten sonra polis merkezine tekrar götürülür. Bir görgü tanığı, bu olayı Nation of İslam’ın merkeziyle paylaşır. Malcolm X, yanına birkaç kişiyi alarak polis merkezine gider. Polis memurundan Hinton'u görmeyi talep ederler. Polis memuru ilk önce bilmez davranır ve Hinton diye birini tutuklamadıklarını söyler. Bir anda binlerce kişi toplanır ve karakolun önü ana baba günü olur. Polis memuru, bu öfkeli kalabalığı görünce Malcolm X'in Hinton ile konuşmasına izin verir. Malcolm X, bir avukat ve iki kişi daha Hinton için kefalet görüşmesi yapar. Polis memuru Hinton'un tutukluluk süresince hastaneye götürülemeyeceğini söyler. Dışarıdaki kalabalık, gittikçe öfkelenir. Malcolm X, polis merkezinden dışarı doğru çıkarak kalabalığa bir el işareti ile durmalarını ve sakin olmaları gerektiğini söyler . Bunun üzerine hareket üyeleri sessizce dağılır. Malcolm X'in ısrarları neticesinde Hinton, bir ambulans ile Harlem Hastanesi'ne götürülür. Bir polis memuru bu konuyla ilgili daha sonra New York Amsterdam News'e verdiği demeçte Malcolm X’in kalabalık üzerindeki etkisini kastederek "Hiç kimse bu kadar güce sahip olamaz!" der. Polis, bu olayı ve Malcolm X’in kitleler üzerindeki muhtemel etkisini hesaba katar ve Malcolm X’i bir ay boyunca gözetim altında tutar. Soruşturma kurulu, Hinton'la ilgili yürüttüğü soruşturmada darp eden memurları suçsuz bulur ve ilgili suçlamayı reddeder. Malcolm X, soruşturmayı yürüten yetkili memura öfke dolu bir telgraf çeker.
ABD polisinin siyahilere karşı bu haksız tutumu, zalimce davranışı ve yürütülen soruşturmalar neticesi suçsuz(!) bulunması ilk olmadığı gibi son da olmaz. Her yıl, ABD polisinin siyahilere karşı darp ve cinayet haberlerini sıkça duyarız. 25 Mayıs 2020 akşam saatlerinde Minneapolis'te beyaz bir polis memurunun George Floyd’u ilk önce elleri kelepçeli şekilde yere yüz-üstü yatırıp ardından Floyd’un boynunu diziyle bastırıp onu öldürmesine bütün dünya şahit olmuştu. Niye Hinton, Floyd ve binlerce insan ABD’de bu vahşet, insafsızlık ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyor?
Çünkü onlar beyaz değildir, birer siyahtır. Evet, Malcolm, Hinton ve Floyd gibi nice siyahi belki suçludur veya suçlu olabilir; ama böylesi darp etmeler, tekme tokat dövmeler, yerlerde sürüklemeler, sorgusuz sualsiz öldürmeler kabul edilebilir değildir. İmam Humeyni’nin ‘Büyük şeytan’ olarak nitelediği ABD ve polisi kendini her zaman layüsel görmüş ve sadece kendi içindeki siyah ve kızıl derililere değil tüm dünyaya şeytani bir hazla jandarma kesilmiş ve kan kusturmaktadır. Malcolm X ve benzeri direniş erlerinin tepkisi çoğaldıkça bu şeytani imparatorluğun yıkılması daha çabuklaşacaktır. Bu bağlamda bir gün bir beyaz muhabir Malcolm X’e, "Bizden niye nefret ediyorsunuz?" diye sorar. Malcolm’un verdiği cevap tarihler boyunca bir çığ gibi büyüyüp gelen bir hakikat olarak beyaz muhabirin yüzünde şaklar:
"Bizi yüzyıllar önce buraya getiren, tarihimizden, kültürümüzden, dilimizden ayıran, hayvan gibi alıp satan beyaz adamdan nefret edip etmediğimi nasıl sorabilirsin? Bu bir tecavüzcünün iğfal ettiği kızcağıza "Benden niye nefret ediyorsun" diye sorması gibi bir şeydir. Artık siyah adama söyleyecek sözünüz kalmadı. Sizin süreniz doldu, geminiz kalktı. Beyaz şeytanı çalkantılı denizlerde, sert rüzgârlar bekliyor. Zalimler devrilmeye mahkûmdurlar, beyinleri yıkanmış 'Tom amca'lar da birlikte helak olacaklar!"
Hinton olayı, Malcolm X’in tüm ABD ve hatta dünyada tanınmasının dibacesi olur. Malcolm artık, bilinmezliğin duvarlarını yıkar, tanınmazlığın sisini aralar. Onun artık yeni bir isme ihtiyacı vardır. 50’li yılların sonunda ismi ve soy ismi Malik El-Şahbaz’ı kullanmaya başlar. Fakat Malcolm X ismi, her zaman diğer isimlerinin önüne geçer. Malcolm X, Eylül 1960’ta, New York'taki BM Genel Kurulu'nca Afrikalı milletler hakkındaki resmi toplantılara davet edilir. Mısır'dan Cemal Abdünnasır, Gine'den Ahmed Sékou Touré ve Zambiya Afrika Ulusal Kongresi'nden Kenneth Kaunda ile bir araya gelir. Fidel Castro da kurula katılanlar arasında yer almaktadır. Fidel, burada Harlem topluluk liderleri karşılama komitesinin bir üyesi olarak Malcolm X ile bir araya gelir… (Devam edecek)
İnzar Derleme
İnzar Derleme