İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

HACDA SİYAHİ DİRİLİŞ EL-HAC MALİK EL ŞAHBAZ (MALCOLM X) -1-

2022-02-14
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

“O'nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır.” (Rum, 30/22) Beyaz, siyah, sarı ya da kırmızı benizli olsun; Arapça, Türkçe, Zazaca veya İngilizce konuşsun Allah’ın katında ve İslam’ın nazarında her insan bir diğeriyle eşittir. Aynı topraktan yaratılmaları, aynı elementleri barındırmalarına rağmen insanların beyaz, siyah, sarı, esmer, kumral ve kırmızı gibi farklı renklerde olmaları Yüce Yaratanın mutlak iradesine ve kapsayıcı hikmetine birer işarettir. Renk veya dil bakımından farklılık ise bir üstünlük, ayrıştırma, ötekileştirme sebebi değildir. Bu farklılıklar, Sanii Zulcelal olan Allah’ın kudretinin birer nişanesidir. Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde insani bazı temel farklılıklara vurgu yapılmış. Bu farklılıkların tamamen ilahî  hikmetin bir yansıması olduğuna vurgu yapılmıştır. Renkler ve diller üzerinden ayrılık gayrılık gözeterek, kin ve düşmanlık sebebi oluşturmak şiddetle men edilmiştir. Rum Süresi 22. ayet, yaratılışın birer belgesi gibi duran bu Rabbani kimliklerin altını kalın puntolarla çizmektedir. Diller ve renkler, Allah’ın sanatsal birer icrası ve kevni ayetidir. Dil ve renk farklılığı ayetine kör ve sağır kesilmek; Kur’an-ı Kerim’in her bir ayetine kör ve sağır kesilmekle eşdeğerdir. Her birinde İlahi birer tuğra olan farklı insan dil ve renklerini reddetmek, inkâr etmek, görmezlikten gelmek Allah’a ve onun kevni ayetlerine karşı bir isyan, bir başkaldırıdır. Bu isyanın dünyadaki yansımasını yüzyıllardır esefle izliyoruz. Renk ve dil övüncü, inkârı, reddi ve asimilasyonu insanlara çatışma, isyan, huzursuzluk, güvensizlik ve düşmanlıktan başka bir şey kazandırmamıştır. Bu inkârın, övüncün ve reddin ahiretteki cezası ise muhakkak çok daha şiddetlidir. Hucurât Süresi, 13. ayeti insanların değişik halklar ve kabileler olarak ayrışma amacını ‘tanışma ve kaynaşma’ olarak zikreder. Bu ilahi ayrıştırma insani ilişkilerin sağlıklı kurulma nedeni olarak zikredilir. Faraza insanlar, renk ve dil olarak farklı yaratılmasaydı dünya sağlıklı, yapıcı ve huzurlu insani ilişkiler ve yaklaşımlara sahne olamazdı. Düzenin yerini kaos alırdı. Gerçekten akl-ı selim kaç insan isterdi ki; her insan boy, sima, kilo, renk, dil ve kuşam olarak aynı olsun? Bu durumda insanlar, birbirlerini nasıl ayırt edebileceklerdi, nasıl birbirlerine tahammül edebileceklerdi? Aynı kıyafeti giymiş ikiz iki kardeşi ayırmanın zorluğu ortada ve onlarla diyalog kurmanın zahmeti bilinirken milyarlarca insanın fiziksel aynılığı Allah bilir insanlığı ne hallere düşürecekti? Acaba bir bahçede tüm çiçeklerin aynı renk, boy, desen, yaprak veya kokulu olması mı yoksa farklı farklı renk, boy, desen, yaprak veya kokulu çiçeklerin olması mı tercih edilir? Nasıl ki kişilik, üslup ve ifade farkı düşünme ve muhakeme verimliliğini artırmak; ilim, irfan ve sanat alanındaki çalışmaları zenginleştirmek ve genişletmek; farklı medeniyetlerin inşası ve ihyasını sağlamaksa dil ve renk farklılığı da insanların tanışma, uyuşma ve kaynaşmasını sağlamak içindir. Ne yazık ki; şeytani bir dürtü olan asabiyet -kendi farklılıkları üzerinden kendini üstün görme ve başkalarını hor görme- ilk insanlardan bu yana insanlara bulaşmış. İnsanlar, ilk dönemlerden günümüze kadar dilleri ve renkleri üzerinden ırksal bir övünce ve ötekileştirmeye başvurmuşlar. Şeytanın ‘Ben ateşten, Âdem topraktan yaratılmıştır. Ateş, topraktan üstündür.’ Demesiyle ‘Benim kanım daha kırmızı, benim ırkım daha üstün, ne mutlu şuyum, buraya siyahlar giremez!’ gibi deli saçmalıklarının ne farkı vardır? Dün, Araplar Acemlere, Avrupalılar Afrikalılara; Naziler Yahudilere kutsallaştırılmış soy kabulü içinde yaklaştılar; onları hor gördüler. Bugün ise ABD veya başka yerde beyazlar, siyahlara; Yahudiler tüm diğer milletlere, Çinliler Türklere, Türkler Kürtler ve Zazalara aynı kutsal sayılan ‘ırk, dil ve renk’ üzerinden saldırmakta, inkâr etmektedir. ABD renk, ten, dil ve inanç inkârının en yoğun ve en zalimane yaşadığı yerlerden birisidir. Milyonlarca siyahi ve Kızılderili bu topraklarda yüzyıllarca jenosid ve ötekileştirme zulmünü iliklerine kadar yaşadı. Bu asabiyet zulmünü ilk önce renginde hisseden sonra inancıyla yaşayan bir siyahi de Malcolm X’tir. Acı, elem, haksızlık ve yetimlikle başlayan bir hayat; gaflet, isyan ve haramlar içinde geçirilen bir gençlik; pişmanlık, arayış, hakikate ulaşma çabası, koşturma, doğru istikamete varış, mücadele ve şehadetle sonuçlanan örnek bir hayat…  Hayatı özetle ‘acı, zulüm, gaflet, mücadele, hakikat ve şehadet’ olan Malcolm X, sadece ABD için değil, Müslümanlar hatta tüm insanlar için 20. yüzyılın en etkin isimlerinden birisidir. Malcolm X’i tanımak, anlamak ve anlatmak haramdan sıyrılan bir insanı, hakka susamış bir muhtacı, beyaz adamın siyah adama karşı kibrini yıkmaya çalışan bir mücadele adamını ve gerçek İslam’ı Hac dirilişi ile gönlüne ve ameline içiren bir rol modeli tanımak, anlamak ve anlatmaktır. Malcolm X, hayata gözlerini açtığı andan şehadet vaktine kadar imtihanın gaflet, musibet, arayış ve şükür güzergâhını aşan bir öncüdür. Her Müslüman, İslam’ın canlılığı, güzelliği ve direniş ruhunu ayakta tutmaya çalışan öncü erlere çok şey borçludur. Bu öncü erler gibi olabilmek, öncelikle onları tanımak ve anlamakla olur. Bu bağlamda 40 yıl gibi kısa bir ömrü şehadetle ebedileştiren Malcolm X’in hayat çizgisinde herkese ibret ışığı ve ders kürsüsü olabilecek dönüm noktaları vardır. Gelin, bu dönüm noktalarını bazen esefle, bazen üzüntüyle, bazen özdeşleşmeyle, bazen hayret ve bazen de gıpta ederek birlikte okuyalım. … Yüzyılımızın önemli şahsiyetlerinden olan Malcolm X, ABD’nin Nebraska(Omaha) eyaletinde 19 Mayıs 1925’te dünyaya gelir. Malcolm’un ailesi sade ve mütevazı yaşamı ile bilinen ‘Little’ ailesidir ve o, bu ailenin 4. Çocuğu olarak hayata gözlerini açar. Malcolm’un baba ve annesi aslen Afrika siyahilerindendir. Malcolm’un Babtist[1] olan rahip babası Reverend Earl Little, siyahilere yapılan zulümler ve onların gördükleri insanlık dışı muameleden dolayı ümidini yitirmiştir. O, günün birinde ABD’de beyaz adama rağmen siyahilerin özgür olabileceğine asla inanmamakta ve günün birinde anavatanı Afrika’ya dönme hayalleri taşımaktadır. Earl Little, simsiyah teni ve iki metrelik boyu ile iri cüsseli bir adamdı. İyi bir hatipti. Yaptığı konuşmalar, beyaz ırkçıları her geçen gün rahatsız eder ve ona karşı düşmanlığa yol açar. Irkçı ve faşist örgüt Ku Klux Klan, Earl Little’ye karşı açık bir düşmanlık içindeydi. Irkçı Ku Klux Klan azgın çetecileri Earl Little’ın evine ilk saldırıyı yaptıklarında Malcolm,  henüz anne karnındaydı. Earl Little, o esnada evde değildi. Bayan Louise Little, evin etrafını saran maskeli atlıları görünce korku krizi geçirir ve bu korkuyla neredeyse bebeği Malcolm’u düşürecek olur. Earl Little, bu ırkçı çetecilerden korkmuyordu, o sadece ailesi için endişe ediyordu; çünkü altı kardeşi bu çeteci ve faşist polislerin eliyle katledilmişti. Earl, Nebraska’nın kendileri için güvenli olmadığını bildiği ve siyahilerin bir gün özgürleşebileceği ümidini yitirdiği için Afrika’ya dönmeyi tasarlar. Irkçı çete, Little’ların evine ikinci saldırıyı gerçekleştirip evi kundaklayınca baba Earl, Lansing’e taşınmaya karar verir. Malcolm’un hayat çilesi çocukluğuyla başlar ve o günlerden beri kendini hep bir zorluk çemberi içinde bulur. Malcolm, evlerinin ateşe verilmesi esnasında henüz dört yaşında bir çocuktur. O, bu dehşeti canlı canlı şahit olur. Lansing hayatı, Earl ailesi için fakirlik, zorluk ve zulümden başkasını getirmez. Malcolm X, o günleri şöyle anlatır: “Çocukluğumda Lansing'de 'başarı kazanmış' gözüyle bakılan zenci/siyahiler genellikle garsonluk, ayakkabı boyacılığı gibi işler yaparlardı. Hele hele bir siyahi, kasabada bir dükkânda ayak işlerine falan bakıyorsa, bu işi, ona saygı duyulması için yeter de artardı bile. Asıl 'elit' tabaka, yani 'büyük adam' sayılan ve 'ırkının medar-ı iftiharı' olan Siyahiler Lansing Şehir Kulübü'nde garsonluk, hükümet binasında boyacılık gibi işleri yapanlardı. Paralı siyahilerse ya haraç alanlar ya da kumarhane falan işletenlerdi; ya da asıl büyük çoğunluğu oluşturan yoksul siyahilerin sırtından şu ya da bu şekilde asalak geçinenlerdi.” Evlerinin ateşe verilmesinin üzerinden henüz iki yıl geçmişti ki Malcolm, babasını kaybeder. Baba Earl’ın ölümü resmi kayıtlara ‘tramvay kazası’ olarak geçse de aslında faili malum bir cinayetin kurbanı olur; çünkü baba Kara Tugaylar adlı ırkçı çete tarafından öldüresiye dövülür. Bedeninde aldığı sopa darbelerinden dolayı çokça kırıklar ve ezikler vardı. Baba Earl, bir gece muhtemel geçim tartışması nedeniyle eşi Louise ile kavga eder. Kavganın kötü sonuçlar doğuracağını sezen baba Earl, kapıyı sertçe vurarak evi terk eder. Bu an, Malcom’ın babasını gördüğü son andı. Malcom, o anı ve duygularını yıllar sonra gazeteci Haley’e o şöyle anlatır: “Babamın kapıyı çarpıp çıkmasından biraz sonra annem arkasından kapıya koşup var gücüyle bağırmaya başladığında babam evden hayli uzaklaşmıştı. 'Early! Early!' diye avaz avaz seslendi annem babama. Sonra da bir eliyle uzun önlüğünü çemreyip toparlarken, bir yandan da koşa koşa sundurmadan aşağı seğirtiyordu. Nefes nefese bahçeyi geçip yola çıktı. Annemin çığlıklarını duyan babam bir an dönüp arkasına baktı. Annemi gördü. Kim bilir ne sebeple, herhalde biraz da evden ne kadar kızgın ayrılmış olduğunu göstermek için, anneme bir el işareti yaptı. Fakat yolundan dönmedi… (Bir müddet sonra) Polisler (geldi ve) annemi alıp bir hastaneye götürmüşler, sonra da orada bir odaya sokmuşlar; içerdeki yatakta babam yatıyormuş ve üzerinde de boylu boyunca bir çarşaf örtülüymüş, çarşafı kaldırıp bakamamış annem, bakmaya cesaret edememiş. Bakmadığına da iyi etmiş herhalde. Babamın kafasının yansı yokmuş, içeri göçmüş…” Bu olay, Malcolm X’in beyaz adama kin ve düşmanlık beslediği anın başlangıcıdır. O, bu olaydan sonra beyazları asla affetmeme kararı alır; çünkü babası beyaz dehşetin vahşi çarklarında mazlumca öğütülür. Malcolm’un beyazlarla ilgili olumsuz ve düşmanca düşünceleri artık tohuma durmuş ve yeşermiştir. Malcolm, artık nerede olursa olsun babası Kara Tugaylar tarafından öldürülmüş bir çocuktu ve bu hayatı boyunca bütün beyazlar tarafından dışlanması için yeterli bir sebepti; çünkü Kara Tugaylar tarafından öldürülmüş birisi muhakkak “pis bir zenci(!)” olmalıydı. Babasının ölümünden dolayı sigorta şirketinden hakları olan parayı bir türlü alamazlar. Malcolm' un annesi Batı Indianalı olduğu için renk olarak beyaz olduğu için iş bulmada zorlanmıyordu; ama çocukları siyahi oldukları için iş bulmada çok zorlanıyordu. Beyaz bir anneye dahi siyahi çocuklardan dolayı iş vermemek hangi akla sığar, hangi vicdan kabul eder. Maalesef asabiyet ile insanlıktan çıkmış faşist hayvanlık bunu yapıyordu. Sosyal hizmet diye eve gelen “Aile Refah Kurumu” görevlileri ise aileyi ayakta tutmaktan ziyade nasıl böler, dağıtırlar çabası sergilerler.  Malcolm 12 yaşında iken büyük travmalara şahit olur.  Annesi yaşadığı trajediye daha fazla dayanamaz ve cinnet geçirir. Akıl sağlığını yitiren anne Louise hastaneye kaldırılır. Malcolm ve altı kardeşi ortada kalır. Bunu fırsat bilen sosyal güvenlik memurları sekiz kardeşi birbirinden ayırır ve böylece Earl ailesi tamamen dağıtılmış ve yıkılmış olur. Malcolm`u, durumu iyi bir aile alır. Ve diğer kardeşler de farklı yerlere yerleştirilirler. Malcolm X’in yanına yerleştirldiği koruyucu ailenin mutlu bir hayatı vardır; aile onu yakınlardaki bir okula yazdırır; lakin Malcolm, kabına sığmayan hiperaktif ve haylaz bir çocuktur. Malcolm, okul okumak istemiyordu. O çalışıp kazanmak ve kardeşlerine bakmak istiyordu. Bu yüzden bir gün okulda sınıfa girerken bilinçli olarak şapkasını çıkartmaz, öğretmeni de ona şu cezayı verir: Öğretmen, ona ‘Dur!’ diyene kadar sınıf içinde dolaşacak. Bu durum, Malcolm’a ağır gelir. Sınıf arkadaşlarına karşı ezildiğini hisseder. Ve öğretmeni tahtada bir şeyler yazarken, Malcolm öğretmenin sandalyesine gizlice bir raptiye koyar, öğretmen sandalyeye oturunca çığlıkla yerinden fırlar. Malcolm, büyük bir hızla okulu terk eder;  ama olaylar Malcolm’un tasarladığı gibi gelişmez. Malcolm, bir çocuk olarak bir haylazlık yapar. Belki, çocukluğunda buna benzer haylazlığı birçok kişi yapmıştır, yapıyor. Böyle bir haylazlığın karşılığı ya nasihat ya da küçük bir müeyyidedir; ama Malcolm siyahi bir çocuk olduğu için azgın bir suçlu muamelesi görür. Küçük bir yaramazlık dahi olsa ten renginden dolayı Malcolm’a ıslah evi denilen hapis yolunu açar, mahkeme artık onun bir ıslah evinde kalmasına karar verir; ama ıslah evinden önce bir gözetim evinde kalması icap eder. Bu sebeple Malcolm Lansing'den on iki mil uzaktaki Mason'a gider ve ortaokul ikinci sınıfa yazılır. Malcolm, ıslah evindeki bu okula devam eder... (Devam edecek) [1] Baptist: Diğer ismiyle Vaftizciler olarak bilinen bir Protestanlık mezhebidir.
İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS