İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Hacc Ve Müminlerin Yolu

2013-10-12
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Haccın kelime anlamı “kast etmek”tir. Mü`minin yüce Allah(CC)’ın rızasını kast ederek evinden ayrılması… Dünyasını geride bırakıp ondan uzaklaşıp ondan büsbütün arınıp kefeni andıran ihrama bürünmesi… “Lebbeyk…” diyerek Allah’ın Resulü’nün ve sahabelerinin tavaf ettiği gibi Kâbe’yi tavaf etmesi…
İbn-i Ömer(RA)’den rivayet edilmiştir.

“Muhakkak ki Hz. Resulullah (SAV) buyurdu; İslam, beş şey üzerine bina olmuştur: Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hac yapmak ve Ramazan orucu tutmak.” (Müttefekun aleyh)

Ebu Hureyre(RA)’den rivayet edilmiştir:

“Hz. Resulullah (SAV), bize hitap ederken dedi ki: Ey insanlar! Muhakkak ki Allah, üzerinize haccı farz kıldı; haccı yapınız.” (Müslim)

Ebu Hureyre (RA) dedi ki Hz. Resulullah (SAV)’ı “Kim ki cimada, fahş kelamda, fıskta bulunmadan hac yaparsa annesinden doğduğu gün gibi (günahsız) olur. (Müttefekun aleyh)

Haccın kelime anlamı “kast etmek”tir. Mü`minin yüce Allah(CC)’ın rızasını kast ederek evinden ayrılması… Dünyasını geride bırakıp ondan uzaklaşıp ondan büsbütün arınıp kefeni andıran ihrama bürünmesi… “Lebbeyk…” diyerek Allah’ın Resulü’nün ve sahabelerinin tavaf ettiği gibi Kâbe’yi tavaf etmesi… Veda Haccı’ndaki toplanma misali Arafat’a çıkması… Safa ile Merve arasında sa’yde bulunması… Mina’da şeytan taşlaması… “Hacı” sıfatıyla Medine’ye varıp Hz. Resulullah (SAV)’ı makamında selamlaması… Niyetini Ona duyurması… Günahlardan uzaklaşma kararını Onun huzurunda beyan etmesi… Onun secde ettiği Mescid’de secde etmesi… Orada kırk farz namaz süresi kadar kalırken Uhud’a varması… O büyük şehidlerin şehadetine manevi olarak şahitlik yapması… Ve sonra tertemiz olarak evine, çocuklarının arasına dönmesi…

Sanki büsbütün bireysel bir hikâye, kişinin sadece şahsını ilgilendiren bir hayat tecrübesi…

Ama öyle değil, İslam’ın bütün ibadetleri, Allah(CC)’ın birliğine ve Hz. Muhammed Mustafa(SAV)’nın bütün insanlığa gönderilmiş son peygamber olduğuna şahitlik eder.

İslam’ın bütün ibadetlerinde tam bir bütünlük vardır. İslam’ın bütün ibadetlerinde bireysel yan ile toplumsal yan iç içedir. Bireysel yan nerede başlıyor, toplumsal yan nerede bitiyor bunu seçmek mümkün değil.

Bir olmak, Allah’a mahsustur.Mü`min hiçbir yerde bir değildir, sadece kendi derdinde değildir. O sadece kendi derdinde iken de ümmetin derdindedir. O, kendisidir ama ümmetin içinde kendisidir.

Hacc, insanı büsbütün uhrevi yapar, belki orada insan bir dünya sahnesinde değil, kendi âleminde ahiret sahnesindedir. Ama öyle de değil; mü`min bu dünyada kaldıkça bu dünyada bulunmanın gereğini yerine getirmek zorundadır. Mü`min dünyada bulunmanın sorumluluğundan kaçamaz; dünyada iken dünyada değilmiş gibi davranamaz, kulağını dünyanın sorunlarına tıkayamaz, dünyanın sorunları karşısında “bana ne?” diyemez. O insanlığa önderlik etmekle görevlendirilmiş bir ümmetin mensubudur; bu görevinden kaçamaz.

İmam-ı Şafii Hazretlerinin talebelerinden rivayet edildiğine göre bir gün yaşlı bir adam gelip “Ey İmam sendenbir şey sorabilir miyim?” dedi. İmam, “Sor” dedi.

- İslam’ın kaynağı nedir?
- Kur`an.
- Sonra?
- Sünnet.
- Sonra?
- İcma, dedi.
- Öyleyse bana Kur`an’dan icmanın delilini getirebilir misin? Dedi.

İmam düşündükten sonra hatırlayamadım, dedi.

Yaşlı, “Sana üç gün mühlet veriyorum, git düşün, sonra bana cevap getir” dedi. Bu arada İmam’ın yüzü kızarmıştı. Uzun bir süre dışarı çıkmadı. Durmadan Kur`an okudu ve tedebbür etti. Üç gün sonra neşeli bir biçimde yaşlı adamın yanına geldi. Euzu besmeleden sonra “Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra elçiye karşı gelir ve mü`minlerin yolundan başka bir yola uyarsa onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız.” (Nisa 115) ayet-i kerimesini okudu, yaşlı adam cevabını almış olarak onun yanından uzaklaştı.

Tefsirlerde “mü`minlerin yoluna uymak”, akide ve amelde İslam’ın yolunda olmak olarak açıklanır. Bununla birlikte küfre karşı Müslümanların yanında olmak üzerinde durulur.

Bu dinin bir akidesi ve pratiği olduğu gibi, o akide ve pratiğe düşman olanlar da vardır. Onlar kimdir? Ümmet, onlara karşı nasıl bir tutum içinde olacak? Diğer bir ifadeyle günlük sorunlar karşısında mü`minlerin yolu nedir? Bu, nasıl bilenecek?

Bilmek; iletişim kurmayı, bir yol belirlemek, toplanıp konuşmayı gerektirir.

İşte o toplanma yeri, sorunları duyurup bir yol belirleme yeri, hacdır.

Hac, ümmetin renk haritasının ortaya çıktığı yerdir.

Mü`min orada Filistinli beyazla, orta Afrikalı siyahla, Bangladeşli melezle bir aradadır; sadece onlarla değil, yeni dünyadaki İslamlaşmayla birlikte İsveçli, Kanadalı, Rusyalı, Avustralyalı, Japonyalı, Amerikalı kardeşleriyle bir aradadır. İslam’ın yeni gerçeğinin fotoğrafı bütün katılımlarla orada çekilir, İslam dünyasındaki değişim orada fark edilir.

Herkes, kendisini orada duyurur ve orada başka kardeşlerinin sesini duyar. Günahlarından arınırken yaşadığı coğrafyanın da günahlardan arınması için yapılan salih amelleri haber verir, başka kardeşlerinin de kendi coğrafyalarının günahlardan arınması için yaptıkları salih amelleri duyar, fikirleriyle onlara yardım eder ve onlardan yardım alır, böylece fikri bir mutabakat oluşur ki “icma” aslında budur.

İslam’ın büyük felaketle yüz yüze kaldığı miladi 18. ve 19. yüzyıllarda Müslümanlar kendilerini hep hac sayesinde duyurdular. Doğu Türkistan’ın, Buhara’nın, Semerkant’ın Müslümanı uğradığı felaketi hacda “Ey Müslümanlar, Çin bize musallat oldu, Rus bize musallat oldu” diye duyurdu. Malezya’nın Endonezya’nın Müslümanı Portekiz belasını orada dünya Müslümanlarına duyurdu, Hindistan’ın Müslüman’ı herkesten önce hissettiği Modernizm belasına karşı nasıl direnileceğini orada dünya Müslümanlarına anlattı.

Eldeki pek çok resmi belgeye göre pek çok Müslüman önder haccını yaptıktan sonra memleketine dönmek yerine yolculuğuna birkaç kat mesafe ekleyip İstanbul’a uzandı, sorunlarını duyurdu ve olabildiği kadar yardım alıp kendi coğrafyasına öylece döndü.

Şeyh Halid-i Bağdadi’den Malcom X’e nice İslam önderi yolunu bir hac esnasında buldu. Şeyh Halid ve daha nice önder, İslam dünyasının kurtuluşu için buldukları çözümü dünya Müslümanlarına duyurmak için EbulKubeys Dağı’na dergâhlar kurdu; o dergâhlar sayesinde Süleymaniyeli, Bağdatlı, Şamlı, İstanbullu, Kahireli Müslümanla Moğolistanlı, Endonezyalı, Malezyalı, Güney Afrikalı Müslüman arasında iletişim kurdu.

Uzunbir dönem sömürgecileri Afrika’ya geldiklerine pişman eden Afrikalı Osman Dan Fodio, Emir Abdulkadir, Hacı Ömer Tal gibi İslam önderlerini anlatan Avrupalılar, onların hayat hikâyesinde hacca özel bir yer ayırırlar.

Zira hac, onların kişiliğinin oluşması üzerinde özel bir öneme sahiptir. İslam dünyasıyla orada iletişim kurmuşlar, sömürgecilere karşı direniş fikrini orada edinmişler veya orada başka Müslümanlarla paylaşmışlar; mücadelelerinin İslam dünyasının mücadelesine bir katkı olduğunu, o mücadelenin bir bölümü olduklarını orada hissetmişler, orada mücadele kararlılıkları artmış, orada bidatlerden, yanlış görüşlerden soyutlanmış, kalben oldukları gibifikren de orada arınmışlar. Malcom X’i okuyanlar, haccın İslam önderleri üzerindeki fikrî arındırma etkisinin ne kadar önemli olduğunu fark ederler. Malcom X, orada kendi yolundan ayrılıp mü`minlerin yoluna uymuş, mü`minlerin yolunu orada bularak cehennemden kurtulmuştur.

Benim gibi haccın henüz nasip olmadığı kişiler ancak duyduklarını anlatırlar; yaşayanlar daha iyi bilir.

Duyulduğu kadarıyla bugün çok daha “kontrollü” bir hac yaptırılmaya çalışılıyor. Mü`minlerin arasına konan ulusal sınırlar hacda da özenle korunuyor, hacda mü`min mü`minden alıkonuyor. Bir de dil problemi olunca bu sınır daha da kalınlaşıyordur. Ama kimi yerde mü`minin bakışı bile kendisini duyurmaya yeterli olabilir.

“Hac vakti bilinen aylardır. Kim o aylarda hac farizasını yerine getirirse bilsin ki hac esnasında cima, fahş kelam,fısk ve cidal yoktur…”(Bakara 197)

Hac, cidal yeri değil; anlaşma yeridir. Mü`minlerin yolu orta yoldur, genişlik yoludur.Bu yolda İslam’ın her rengine yer vardır, onu tek renge büründürmeye kalkışmak zulümdür.Farklılıkları bir arada yaşatacak bir anlayışa ermek Kur`an’ın yoluna, Hz. Resulullah (SAV)’ın yoluna, mü`minlerin yoluna girmektir. Farkları bir arada görmeye katlanmak ve bu ahlakı edinmek, yöresel cahili anlayışlardan arınmanın ta kendisidir. Mü`min belki kendi coğrafyasında yalnız kendisi gibi olanlarla bir aradadır, hacda ise kendisinden farklı görünenlerin de özde kendisi gibi olduklarının farkındadır. Zira orada mü`minden başka kimseye yer yoktur, orası mü`minden başkasına yasaktır. Orada bizden farklı olanın da bizden olduğunu anlamak, mü`minlerin yolunda yerini almanın ta kendisidir.

İnşaallah yeni bir dünya kurulur ve bu yenidünyada hac mevsimi boyunca dünya Müslümanlarının fikirlerini, sorunlarını, çözümlerini birbirine aktaran büyük kongreler, konferanslar düzenlenir; hac bir daha icmanın yeri ve yenidünya sorunları karşısında mü`minlerin yolunun belirlendiği bir buluşma olur.

Dualarınızda Medrese-i Yusufiye’de bulunan kardeşlerinizi de unutmamanız, Mescid-i Nebevi’ye gittiğinizde onlardan da Hz. Resulullah (SAV)’a selam söylemeniz dileğiyle Kurban Bayramı’nız mübarek olsun!Haccınız, doğduğunuz gün gibi günahlardan ve günaha götüren fikir ve eğilimlerden arınmanıza vesile olsun!

Abdulkadir Turan / İnzar Dergisi – Ekim 2013 (109. Sayı)
 

 


Dr. Abdulkadir Turan

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS