Çeşitli zamanlarda, çeşitli vesilelerle bazı konular hakkında uyarı ve hatırlatmalarımız oluyor. Konunun önemine binaen, bu hatırlatmalar bazen tekrar ediyor. Ancak her ne kadar bazı konular hatırlatılmış olsa da; tekrar tekrar hatırlatma, Kur’an’ın bir metodudur. Ayrıca; “Din nasihattir!” buyuran Peygamber efendimize, “Kime?” diye sorulduğunda; “Allah’a, Kitab’ına, Resulüne, Müslümanların imamlarına ve onların hepsine!” diye buyurdu. (Müslim, Ebu Davud, Nesai) Hadis–i şerifte ifade edildiği gibi din nasihattir. Dolayısıyla iyi ve faydalı olan şeylere davet etme, kötü ve zararlı olan şeylerden de kaçınma konusunda uyarı ve hatırlatmalarda bulunmamız, inancımızın ve sorumluluğumuzun gereğidir.
Müslümanlar olarak, din emniyetimizin olmadığı bir ortamda yaşadığımız, vahim bir gerçeğimizdir. Fitnenin bu denli yaygın olduğu bir toplumda, maddi ve manevi belaların eksik olmadığı ve olmayacağı muhakkaktır. Fitne, karanlık gece gibi bir toplumun üzerine çöktüğünde, insanların, nasıl imani bir tehlike içinde yaşadıklarına dair Resulullah(s.a.v)’in şu haberi, her Müslümanı derinden sarsmalıdır. Resulullah(s.a.v): “… Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar mümin olarak sabahlayıp kâfir olarak geceleyecekler veya Mümin olarak geceleyip kâfir olarak sabahlayacaklardır…” buyurmuştur. Bulunduğumuz asırda yaşanan bu tür felaketlerin canlı şahitleriyiz.
Toplum olarak, bizleri kuşatan bu helak edici fitneden kurtulmanın yegâne çaresi, Kur’an ve Sünneti kendilerine hayat düsturu edinen ve bunun etrafında bütünleşip kenetlenen Müslümanlarla beraber olmak ve bir yangın gibi toplumu saran haramlardan kaçınmaktır. Allah’ın (cc) haram kıldığı her ne varsa, ateşten kaçtığımız gibi kaçınmak, hanemizden ve çocuklarımızdan kesinlikle uzak tutmaktır. Evlerimizi haramın her türlüsünden arındırmalıyız ki, hanelerimiz, çocuklarımızın selamet ve emniyetinin sağlandığı mekânlar olsun.
Helal ve haram konusunda hassas olan kardeşlerimiz, uzun zaman evlerine televizyon sokmadı. Televizyonun saçmış olduğu haramdan ve münkerattan çocuklarımızı ve ailemizi korumak için bunu yaptık. Kardeşler olarak, bu büyük fitne ve musibetten korunmak için, birbirimize hep nasihat ettik ve birbirimizi bu münkerattan korumaya çalıştık.
Bu gün internet ve televizyonun girmediği yer kalmamıştır. Televizyonsuz ev düşünülemediği gibi, uydu anten ve internet kullanıcıları büyük bir hızla çoğalmaktadır. Elbette ki internet ve televizyon, insan hayatını kolaylaştıran çağımızın önemli kitle iletişim araçlarıdır. Basın ve yayın alanında büyük imkanlar sunmaktadır. Hem maddi ve hem de manevi faydalar gözetilerek kullanıma sunulursa, insanlar için büyük bir nimettir.
Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bugün, adeta bir İslami üniversite gibi eğitim hizmeti vermekte olan televizyonunuz/televizyonlarınız vardır. Bu rahmet iksiri olan televizyonunuz, aylarca seyredilse ve programları takip edilse, Allah’ın (cc) lütuf ve keremiyle sadece seyredenin imanını artırır ve İslam’la ilgili malumatını daha bir pekiştirir. Eksiklikler olabilir ama izleyen her insaf sahibi Müslümanın bu hakikati itiraf edeceği muhakkaktır. Müslümanlar bu hayırlı işlerle uğraşırken, kuşkusuz şeytan ve taifesinin de boş durmayacağı, hayır ve bereket membaı olan bu rahmet iksirini etkisiz kılmak, hatta zehir etmek için fitnelerini devreye sokacakları kuşkusuzdur.
Helal ve haram noktasına dikkat eden ve bir İslam Üniversitesi gibi hizmet veren televizyondan istifade etmek için evlerine televizyon alan Müslümanları, kuşkusuz büyük tuzaklar ve fitneler de beklemektedir. Müslümanların aileleriyle rahatlıkla izleyebilecekleri bu televizyonla beraber, uydu anteni nedeniyle her tarafından necasetin aktığı birçok kanalın da Müslümanların o tertemiz evlerine girmesi söz konusudur. Birçok Müslüman ailenin bundan muzdarip olacağı muhakkaktır. Eğer Müslümanlar olarak bunun tedbirini almaz ve Müslümanlar için bir rahmet membaı olan bu kanallarla beraber diğer kanalların izlenmesine de müsaade edersek, kuşkusuz Rabbimizin şu ayet-i kerimede zikrettiği insanların durumuna düşmüş oluruz: “… salih olan bir ameli, kötü olan bir başkasıyla karıştırdılar…” (Tevbe: 102)
Hal böyle olunca, internet ve televizyona karşı Müslümanların, özellikle, Müslüman aileler ve Müslüman gençlerin son derece dikkatli, uyanık ve hassas olmaları gerekir. İnternet ve televizyondan istifade edilirken, şer güçlerinin ifsat sahasına girme ve dolayısıyla harama ve günaha bulaşma tehlikesi de söz konusudur.
Eğer işin tedbirini alamıyorsak, televizyonumuzla beraber diğer necasetin aktığı kanalları da evlerimize taşıyacaksak, kesinlikle eve televizyon sokmamak en hayırlısıdır. “Zararı defetmek hasenatı elde etmekten daha evladır. “ Evlerimizi münkeratla kirletmemizin hiçbir mazereti olamaz. Kendi ellerimizle çocuklarımızı felakete atmamamız gerekir.
Görmenin ve işitmenin kalp üzerindeki tesiri büyüktür. Gözün gördüğü veya kulağın işittiği bir haram, kalbi menfi bir şekilde etkilemektedir. Onun içindir ki Rabbimiz (cc) ayeti kerimelerde bizi bu konuda şöyle uyarmaktadır: “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar…” (Nur: 30) “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar…” (Nur: 31)
Bu nedenle televizyonun bulunduğu evlerde, istenmeyen kötü kanalların silinmesi ve sadece istifade edilebilecek kanalların bırakılması, zikredilen ayetler çerçevesinde Müslümandaki tedbir anlayışının bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Bütün şer kanallarını devre dışı bırakıp şifrelememiz ve bu şifrelerimizin bozulmaması için de ciddi tedbir almamız gerekir. Bu işi bilen kardeşlerimizden faydalanarak bu şifreleme işini sağlam yapmamız gerekir. Bu konuda en küçük taviz vermememiz gerekir.
Televizyonun çocuklar üzerindeki tesiri hesaba katıldığında, bu tedbirin öneminin ne denli büyük olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bu bakımdan silinen kanalları, çocukların açamayacakları şekilde programlamak ve şifreleyip kilitlemek de bu tedbirin tamamlayıcısı olacaktır. Bu konuda Müslüman babalara önemli görevler düşmektedir. Ciddiyetle bu konu üzerinde durmaları, bu konuyu küçük ve önemsiz görmemeleri, evdekilerin arzularına teslim olmamaları gerekmektedir.
Televizyon konusunda bir program dahilinde hareket edilir ve seçici davranılırsa, zararlarından sakınıldığı gibi güzel bir şekilde istifade de edilebilir. Dolayısıyla Müslüman anne ve babalar, bazı kanalların silinmesiyle yetinmemeli, aynı zamanda televizyondaki programlar konusunda da seçici davranmalı ve bunlardan istifade etmek için aile içinde televizyon konusunda bir program oluşturmalıdırlar.
İnternet; bilinçli ve kontrollü bir şekilde kullanılırsa kendisinden istifade edilmekle birlikte, kontrolsüz bir şekilde kullanıldığında büyük zararlar da görülebilir. Dolayısıyla zaruri olmadıkça, bir Müslümanın evine internet alması isabetli bir iş değildir. Ancak kullanma ihtiyacı zaruret halini alınca, bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır. Aile reisinin kontrolünde olmalı, onun kontrolünün ve izninin dışında başkası girmemeli ve kullanmamalıdır. Aile reisi de, amacına uygun bir şekilde kullanmayı, harama ve günaha bulaşmamak için istenmeyen yerlere girmemeyi kendisine prensip edinmeli ve bu konuda kendisini bir programa bağlamalıdır.
İnternet ve televizyonun, adeta zaman öldürme makinesi gibi insanın uzun vaktini alan bir işlevi de vardır. Eğer bilinçli bir şekilde istifade edilmez ve bir program dahilinde hareket edilmezse, pek çok değerli vakit heba olmuş olur. Halbuki heba olunan vakit, çok daha değerli ve hayırlı işlerde harcanabilir. Bu nedenle Müslümanların, vakitlerini nasıl harcadıklarına dikkat etmeleri ve internet ile televizyona ihtiyaç duyulduğu kadar zaman ayırmaları, bunların esiri haline gelmemeleri gerekir.
Unutmayalım ki bir hayat sınavından geçmekteyiz ve sorumluluklarımız çoktur. Neler yaptığımızdan, vaktimizi nelerle ve nasıl geçirdiğimizden, nelerle meşgul olduğumuzdan hesaba çekileceğiz. Aile bireylerimizden hesaba çekileceğiz. Onlara nasıl davrandığımızdan, neyi öğrettiğimizden, nelere yönlendirdiğimizden ve nasıl yetiştirdiğimizden hesaba çekileceğiz. Sahip olduğumuz imkanlardan ve bunları hangi alanlarda, nasıl kullandığımızdan hesaba çekileceğiz… Bütün bunlar, her yerde ve bütün işimizde, düzenli, programlı ve bilinçli hareket etmemizi, kötülüklere karşı uyanık ve her an teyakkuzda bulunmamızı gerektirmektedir.
Rabbimiz, bizleri her türlü haram ve günaha karşı muhafaza etsin.
Allah’a (cc) emanet olun.
Başyazı