İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Günümüz Kadını Neyin Mücadelesinde?

2015-05-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Günümüzde gerek kitle iletişim araçları yoluyla, gerek bir takım STK’lar eliyle bir şekilde kamuoyu oluşturulan ve ‘geçerliliğini/canlılığını’ hiç kaybetmeyen bir konudur ‘kadının mücadelesi’! Öyle ki yaşanan toplumsal her olayda konu dönüp dolaştırılıp kadın üzerinden tartışılıyor. Tabi ‘eşitlik’ ve ‘hak’ söylemleriyle ilintilemek suretiyle yapılıyor bu. Üstelik bilinçli ve kasıtlı bir şekilde…
Günümüzde gerek kitle iletişim araçları yoluyla, gerek bir takım STK’lar eliyle bir şekilde kamuoyu oluşturulan ve ‘geçerliliğini/canlılığını’ hiç kaybetmeyen bir konudur ‘kadının mücadelesi’! Öyle ki yaşanan toplumsal her olayda konu dönüp dolaştırılıp kadın üzerinden tartışılıyor. Tabi ‘eşitlik’ ve ‘hak’ söylemleriyle ilintilemek suretiyle yapılıyor bu. Üstelik bilinçli ve kasıtlı bir şekilde…

Toplumsal algı, bu tarz yaklaşımlarla kirletildiği ve zaafa uğratıldığı gibi kadın da psiko-sosyal bir taarruza maruz bırakılıyor. Bu nedenle de sürekli kendisini ‘mücadeleci’ bir vasıfla tanıtma, haklarını arayan/gözeten biri gibi görünme gayreti içine giriyor. Bu durumu biraz daha netleştirme adına ‘mücadele’ kavramına yoğunlaşmak istiyorum…

Mücadele kelimesi ‘cedel’ kelimesinden türemiş olup ‘uğraşma, savaşma, çatışma’ anlamlarına geliyor. Daha tafsilatlı izahıyla ‘birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çatışma, savaş!’ Aynı zamanda ‘herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası’ olarak da anlamlandırılmakta…

Haliyle bir yerde mücadele kavramından söz ediliyorsa; ya hakkını arayan ile buna karşı duran/hak çalan taraf söz konusudur ya da Hakk’ı dillendirmeye çalışanlar ile Hakk’a karşı kör-sağır ve dilsiz olanlar… Aşikârane burada mevzu bahis olan birinci kısım mücadeledir. Bu durumda sormak lazım!

Aranan ya da talep edilen hak nedir?
Kimden talep ediliyor; nerede aranıyor?
Ve bu nasıl yapılıyor?

Bu bağlamda kadınların ‘eşitlik’ söylemlerinin ve bu yöndeki taleplerinin yüz yıllardır sürmesine rağmen bir türlü kendileri açısından müspet bir şekilde sonuçlanmamasının; aksine ‘haksızlık’ ve ‘eşitsizlik’ kavramlarının kıt’aları aşması ve hüviyet değiştirerek hemen her alana yayılmasının öncelikli nedeni yukarıda sorulan soruların cevap arayışına girilmemesidir kanaatimce… Girilse bile elde edilen sonucun ‘yanlış cevap’ olduğunun bir göstergesidir! Haliyle doğru yerden ve doğru bir arayışa girilmesi elzemdir…

‘Kadın hakları’ ve ‘eşitlik’ mücadelesi veren kişi ve kuruluşların öncelikle kendi içlerinde açığa kavuşturması gereken çok mühim hususlar bunlar! Tabi şayet gerçekten bir hak arayışı içerisinde iseler…

Nasıl bir eşitlik isteniyor; bedeni mi, psikolojik mi, finansal mı yoksa hak ve hukuksal mı?

Birkaç sitem etmeden geçemeyeceğim ki; şayet hak ve hukuksal ise ‘eşitlik’ adı altında kadın, bedeni, gönlü ve zihniyle neden sömürülüyor –bizzat kendilerince-? Bedenen ise kadın ve erkeğin eşit sayılması gerektiğini savunarak; kadının narin bedenini erkek gücü gerektiren işlere neden zorluyorlar? Psikolojik ise kadın ve erkeğin duygusal tepkimelerinin birbirinin tam tersi olduğundan; haliyle aynı/eşit şartlarda psikolojik olarak iki cinsten birine adeta işkence çektirilmiş olacağından gafiller mi? Şayet mesele finansal ise karısının parasını harcayan koca neden ‘gaspçı’ olarak lanse ediliyor? Ve neden boşanma hususu kadın üzerinden sık sık gündem yapılıp bilhassa ‘nafaka’ ve mal paylaşımı üzerinde özenle duruluyor –o halde kadın iş hayatına değil ev hayatına yönelmeli değil mi-?

Bugünün sömürülen, ezilen, horlanan ve elinden her türlü hakkı alınan kadını; dünün pohpohlanan, öne sürülen, kendi özüyle çatıştırılan, türlü yalanlarla ve vaatlerle fıtratına yabancı hatta düşman edilen kadınıdır! Dün erkekle ‘eşit’ olması ancak ona asla eş/hanım olmaması gerektiğine inandırılan kadın; bugün saygın bir konumda olacağı ve her türlü ihtiyacının (sevgi-ilgi-yeme-içme-itibar-korunma vs) giderileceği sıcak bir aile ortamından mahrum bir halde inim inim inliyor! ‘Hak’ diye… ‘Eşitlik’ diye… Esasında ise ‘sevgi’ diye… Zira onun en öncelikli ihtiyacı ve en muteber hakkı ‘sevgi’dir… Ne var ki; yitiğinin ve yitiğini yanlış ellerde aradığının farkında bile değildir…

Evet, esasen sevgiyi aradığının; saf ve katıksız bir sevgiye ölesiye muhtaç olduğunun ve ihtiyacının ancak El-Vedud ismi şerifinin tecellisine mazhar olmuş gönüllerce karşılanabileceğinin ne yazık ki farkında değildir…

Oysa kadın bir bilebilse; onu ondan çok önemseyenin, düşünenin yalnızca Rabbi olduğunu… Onu narin ve nazenin bir fıtrat üzere yaratarak; sevgi ve şefkatine bir ayine, yarattığı bu muhteşem sanatın (insanın) devamına vesile kıldığını… İnsanlık âleminin ilk evresinden bu yana onu özenle koruduğunu… Kendisinin bile farkında olmadığı birçok ihtiyacını ayetleriyle ve resulleriyle beyan ederek, haklarını ona bahşettiğini ve kıyamete değin koruma altına aldığını bir fark edebilse…

İşte o zaman, ne kendisine ‘eşitlik’ zırvalarıyla yanaşan fırsatçılar çelebilir aklını ne böyle kirli bir masanın mezesi olmayı kendisi kabullenir! Ne hakkından geçer ne de kimsenin hakkına geçer!

Kadının mücadelesine gelince… 1920’li yıllardan bu yana Türkiye’de patlak veren olaylar, Batının model alınan çirkin yüzü, İslam’a olan hazımsızlığının faturasını kadın üzerinden kesmeye çalışan güruhun sinsi planları on yıllardır Müslüman kadını sokakların müdavimi kılmış durumda. Bilhassa 90’lı yıllardan bu yana ise bölgemizde PKK/HDP ve türevlerinin girişimleri sonucu Müslüman kadın evinin yolunu şaşırır hatta önemsemez oldu. Sokakları, lobileri, dernekleri, dağları mesken edinen kadın; haklarından da oldu, rahatından da, mutluluğundan da!

Ne uğruna?
‘Mücadele uğruna!’
Peki ya mücadelen ne uğruna?

Evet, Müslüman kadınlar olarak ne için ve kime karşı mücadele ettiğimizi bilelim! Bugün İslam’ın kadına verdiği önemi, onu koyduğu yeri ve ona sağladığı hakları; türlü desiselerle ve laf cambazlıklarıyla, olduğundan çok daha farklı lanse etmeye çalışan ve ona yüklenen sorumluluğu adeta ahmaklıkmış gibi gösteren bu zihniyete karşı uyanık ve tedbirli olalım! İslami kaynaklardan beslediğimiz gönüllerimizi; İslam’dan bihaber yaşayan, ömrünü kendisine sunulacak bir gıdım sevgi ve hak aramakla geçiren ancak yanlış mecralarda dolaştığının bile farkında olmayan kadınlara da açalım.

İlan ediyoruz ki: Mümin kadınlar olarak mücadelemiz; İslam’ın bizlere sunduğu eşsiz güzellikleri gasp ederek yerine kendi heves ve çıkarlarını dayatmaya çalışanlarla ve iddialarıyladır. Olmaya da devam edecektir biiznillah!

Bu minvalde sizi İslam’da Kadın hususunu irdelemeye ve -İslami boyutuyla- sürekli gündemde tutmaya davet ediyorum. Daha da önemlisi anneler olarak; kadını Allah’ın emaneti olarak gören, hakkını tastamam ödeyen bireyler (eşler, oğullar, babalar, işverenler vs.) yetiştirmeye…

Öyle ki; her bir gün Müslüman kadının asil ve kararlı mücadelesine tanıklık etsin –biiznillah-!

Nur Kılıç / İnzar Dergisi - Mayıs 2015 (128. Sayı)
 

 


Nur Kılıç

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS