Ensar’dan 16-17 yaşlarında Cüleybib isimli bir genç vardı. Asrı Saadetin en fakir gençlerindendi. Ne malı mülkü, ne üst başına giyebileceği elbisesi vardı. Medine sokaklarını yalın ayak dolaşırdı. Evi ise Mescid-i Nebevi’ydi. Cüleybib(RA) zahiren yoksuldu, boyu oldukça kısa, yüzü bir hayli çirkindi. Görünüşe değer vermek bütün insanların zaafı olduğu için, o da pek kimseden iltifat görmezdi. Bu yüzden de bir türlü evlenememişti. Ama manevi dünyası oldukça zengin olanlardandı. Her namazda ilk saffı kimseye kaptırmazdı.
Bir gün mahcup duygularının baskısı al¬tında Hz. Peygamber(SAV)’in huzuruna geldi. Bir şeyler demek istiyordu, ama bir türlü cesaretini toplayıp da maksadını söyleyemiyordu. Ancak Rahmet Nebisinin şefkat dolu bakışlarına muhatap olunca kendini toparlayabilmişti. Yüzü kızarmış halde şöyle bir teklifte bulundu:
“Ya Resulallah! Zina için bana izin ver, çünkü tahammül etmem mümkün değil” dedi. Orada bulunan sahabelerden bazıları gencin sözlerine sert tepki gösterdiler. Kimisi gencin ağzını kapatmak istedi, kimisi ona kızarak “Resulullah’a karşı böyle terbiyesizce konuşma!” diye tepki gösterdi. Hatta bazıları onun eteklerinden tutup Resulullah’ın huzurundan çıkarmak istediler. Fakat şanı yüce Nebi, şefkat peygamberi ve merhamet abidesi, bütün bu olumsuz davranışlara rağmen gayet sakin bir tavırla o genci dinledi. Sözlerini bitirdikten sonra onu yanına çağırdı ve dizlerinin dibine oturttu. Şüphesiz daha başlangıçta Hz. Peygamber (SAV), bu genci tavırlarıyla büyülemişti.
Gence:
- Böyle bir şeyin senin annenle yapılmasını ister miydin?
- Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Bunu asla istemem.
- Hiçbir insan da annesine böyle bir şey yapılmasını istemez.
- Senin bir kızın olsaydı, ona böyle bir şeyin yapılmasını ister miydin?
- Canım sana feda olsun Ya Resulallah! İstemezdim.
- Hiçbir insan da kızı için böyle bir şey yapılmasını istemez.
- Halanla veya teyzenle böyle bir şey yapılmasını ister miydin?
- Hayır, ya Resulallah! İstemezdim.
- Kız kardeşinle bir başkasının zina yapmasını ister miydin?
- Hayır! Hayır istemezdim!
- Hiç kimse de halasıyla, teyzesiyle ve kız kardeşiyle zina edilmesini istemez.
Allah Resulü (SAV), o iksir ifadeleriyle Cüleybib’i ikna eder ve ardından da onun için Cenab-ı Hakk`a niyazda bulunur:
“Allah’ım! Cüleybib’in günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu muhafaza eyle.”
Fahri Kâinat (SAV) hiç kimseyi huzurundan atmadan ve kimsenin hatasına bakmadan herkesi kazanma gayreti içindeydi. Özellikle arkadaşlarına sahip çıkma ve onlara karşı vefalı olma onun en önde gelen vasfıydı. Evet, insanlığın İftihar Tablosu fiili sünnetiyle bize, bizlere insanı, insanlığı nasıl kazanacağımızı öğretiyor. Artık bize; herkese koşmak, her düşmüşe el uzatmak, her gönle girmek ve her kalbi iman nurlarıyla mamur kılmaya çalışmak düşüyor.
Anlatıldığına göre Cüleybib, bu duadan sonra iffet abidesi haline gelmişti. Fakat fiziğinin düzgün olmayışı ve daha önceki hayatı bilindiği için Medine’de hiç kimse ona kız vermek istemiyordu.
Cüleybib’in derdini ve değerini iyi bilen Allah Resulü, bir gün onu Medine’de evlenecek kızları olan soylu bir aileye gönderir.
Cüleybib kapıyı çalıp içeriye girer, onlara Allah Resulü’nün selamını söyler. Aile oldukça heyecanlanır. Ardından Allah Resulü’nün dediklerini aynen onlara nakleder. İki Cihan Serveri, "Benim selamımı söyle kızlarını sana versinler" der.
Kızın anne-babası birbirlerine bakarlar. "Cüleybib`e mi?" diye düşünürler. Ancak emri veren Allah Resul’üdür ve meselenin tereddüde tahammülü yoktur. Kızlarını Cüleybib gibi birine nasıl vereceklerdi. Onlar kim, Cüleybib kim? Onlar kızları adına tereddüt geçirirken perde arkasından bütün konuşulanları dinleyen, inancı ile göz dolduran, imanı zirvelerde olan ensarın gencecik kızının Hz. Peygamber(SAV)’e bağlılığı fevkaladeydi. Anne ve babasına “Allah ile Peygamberi bir iş hakkında hüküm verdikten sonra, mü’min olan bir erkekle mü’min olan bir kadına, artık o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulü’ne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (1) ayetini hatırlatarak Resulullah’ın teklifini kabul etmemek suretiyle ne büyük hata işlediklerini anlattır ve onları ikna eder. Evet, bu gencecik kızın Allah’a ve Resulüne bağlılığı ve itaati, herkese örnek olacak derecede büyük çaplıydı, Allah ve Resulullah yanında değerliydi. “Beni Cüleybib’e verin. Çünkü Re¬sû¬lul¬lah hiçbir zaman benim zararımı istemez.” di¬yerek Resulullah’a olan bağlılığını gösterdi.
Kızlarının bu uyarışı üzerine, adeta uykudan uyanır gibi kendilerine gelen anne ve baba, doğruca Hz. Peygambe¬r(SAV)in yanına gittiler. Kızlarını Cüleybib’e vereceklerini söylediler. Hazırlıklar ta¬mamlandı ve düğün yapıldı.
Düğünden kısa bir süre sonra Peygamberimiz gazaya çıkmak için hazır¬lıklar yapıyordu. Cüleybib yeni evli de olsa cihat ordusundan geri kalamazdı. Resulullah’ın davetine hemen icabet etti. Bu savaşta kahramanca savaştı. Sonunda şehadet mertebesine kavuştu. Gaza bittiğinde muharebe sonunda Allah Resulü, etrafındakilere sorar: “Hiç eksiğimiz var mı?”
Ashabı Kiram, “Yok ya Resulallah, hepimiz tamamız” der. Ama Allah Resulü, “Benim bir eksiğim var” der ve evladını yitirmiş, üzüntülü, yüreği yaralı bir baba gibi Cüleybib’i arar, arar ve bir yerde bulur. Yedi kâfirin yanında, üstü başı kanlı, her yeri yara içinde ve elinde kılıcı şehit olmuştur Cüleybib. Resulullah, Cüleybib’in başını dizine koyarak başucuna dikilir ve iki ya da üç kere, “Yedi düşman öldürmüş sonra onu öldürmüşler” der, üç defa da şöyle buyurur: “Allah’ım! Bu bendendir, ben de ondanım.” Sonra onu kollarına alır, onun kollarındayken kabri kazıldı, bu esnada üzerine konulacağı bir sedir yoktu, Resulullah(SAV) onu iki kolları üzerinde tuttu ve kabrine kendi elleriyle koydu. Şehit olduğu için yıkanmadan defnedildi.
Evet, Cüleybib belki fiziki olarak kısaydı, çirkindi; ancak gönlü güzeldi, imanı fevkaladeydi, cesareti ve kahramanlığına diyecek yoktu.
Hz. Cüleybib’in (RA) hanımı, kocasının yolunu gözlüyordu. Şehit olduğunu öğrenin¬ce, ‘şehit hanımı’ olduğu için yüce Allah’a şükretti. Özelikle Re¬sû¬lul¬lah(SAV)in kendisi için, “Allah’ım, onun üzerine hayırlar yağdır. Hayatı boyunca ona sıkıntı yüzü gösterme” şeklindeki duasına mazhar olunca dünyalar kendisinin oldu. Bu dua sebebiyle herkes bu kadına gıptayla bakar, yardımlarını alakalarını esir¬gemezdiler. (2)
Gönül Dünyaları Günahla kirlenen veya kirlenmeye doğru yol alan günümüzün gençliği! Kararan, kararmaya doğru giden gönül dünyamızı gelin tövbe ve istiğfar silgisiyle temizleyelim! Cüleybib’in serüveninden ibret alalım. Evet, o gün Cüleybib gibi birinin Hz. Peygamber (SAV) katında ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamışken o günden bugüne aynı mesabede olan günümüz afeti zinanın sorgulanması ve cevaplanması ile verilen mesaja kulak verenlerin, tövbe edip Cüleybib’in serüveninden ibret almaları gerekir.
Mahmut Kılıç / İnzar Dergisi – Ekim 2013 (109. Sayı)
__________________________________
1--Ahzap: 36
2--Müsned, 4: 421--Üsdü’l-Gàbe, 1: 292.
Mahmut Kılınç