1.
“Gençlik, geleceğin tohumudur” der Nurettin Topçu. “Her devrin gençliği, kendi enerjisini harcayabildiği alemde yaşıyor. Eski Mısır gençliği tabiatla çetin mücadelede, Sümer gençliği tapınakta, Yunan gençliği olimpiyatlarda, Roma gençliği ise forumda(şehir merkezi) kendi enerjisini harcadı. İlk İslam dünyasının yaşattığı gençlik, insanlığa hayır ve hizmet yarışında iken; Cengiz ve Moğol gençlerinin, kestikleri kafalardan kule yapmak hususunda yarıştıklarını görüyoruz” diyerek gençliğin tarih içerisinde enerjilerinin nasıl yönlendirildiğine de ayrıca dikkatimizi çeker.
2.
Savaştayız!
Liderliğini bizzat Kur’an’ın “Aduvvun Mubîn (apaçık düşman)” olarak nitelediği şeytanın yürüttüğü bir savaş. Yüzbinlerce yıllık tecrübesi, muazzam kini ve olanca azmiyle savaşı bütün zamanlara ve mekanlara taşımış bir düşman.
Şeytan çok iyi biliyor ki; hakikatle buluşmuş bir genç, şeytanın kurduğu düzenin en büyük tehdididir. Bunun için şeytan, öncelikle nüfuz etmek istediği toplumun gençlerinin kolay bir şekilde uyuşturulacağı zeminler oluşturur. Bu yolda attığı adımların başında; bir toplumu inşa eden kavramlara uygun anlamlar yüklemek ve o anlamlar üzerinden bir yaşantı sunmak gelir. Şeytanın tek bir gayesi vardır: “ağacı yaşken eğmek”, yani; birey veya toplum hakikatle buluştuğunda artık onu anlayamayacak kadar yozlaştırmak ve ifsad etmek.
3.
Geçmişten günümüze şeytanın kontrolündeki bütün güç odakları, geleceğin sahipleri oldukları için gençliği hedef almıştır. Gençliğin kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel enerjilerini bir şekilde kanalize etmeye çalışmışlardır. Bu kanalize için kullanılan en etkili yöntemlerden birisi hiç şüphesiz fıtratımızda da bir ihtiyaç olarak bulunan eğlenme/eğlence ihtiyacıdır.
Hayatın içindeki hiçbir kavramı basitçe ele almayacağımız gibi, eğlence kavramını da basitçe ele alamayız. Eğlenmek ‘sadece eğlenmek’ değildir. Hayatın diğer gereksinimleri gibi olmayan bir eylemdir. Hayatımızdaki çoğu eylemin belirli bir gayesi vardır. Yemek, içmek, uyumak, alışveriş, okumak vb. gibi. Oysa “eğlenme, gayesi kendinde olan bir eylemdir.” Eğlenmenin amacı eğlenmiş olmaktır. Eğlenme anında insanda meydana gelen biyolojik ve psikolojik etkilerden dolayı insan artık eğlenmeye başlamadan önceki halinden farklı biridir.
Bunun için odaklanmamız gereken nokta şudur: Diğer bütün eylemlerimiz gibi bu eylemimizi de mensup olduğumuz dünya görüşü çevresinde gerçekleştirip gerçekleştirmediğimizdir. İnsanın nefsi istekleriyle ilgili olmasından dolayı hangi sınırlarda yapıldığı hayati önem taşımaktadır.
4.
Yüzyıllarca İslam’a ciddi hizmetleri olmuş, İslam davasının bayraktarlığını yapmış bu toprakların gençliği on yıllardır sistematik bir şekilde yozlaştırılmaya çalışılıyor. Bilinçli bir şekilde yürütülen bu sürecin önemli bir ayağını eğlence sektörü oluşturuyor. Modernleşme ve popüler kültür adı altında geleneğimizle, aidiyetlerimizle hiçbir bağlantısı olmayan ve tamamen ifsad etmeye yönelik adımlar atılıyor.
Gençlerin durmayan ve bitmeyen enerjileri, kolay uyum sağlama becerileri gençleri kolay ve değerli bir hedef kılıyor. Popüler kültür vasıtasıyla gençlerle yaşadıkları toplumun arasına duvarlar örülüyor. Aile, toplum, aidiyet ve geleneklerinden kopuk ‘kimliksiz ve hedonist (hazcı)’ bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Modern bakışın böyle bir nesil yetiştirmek istemesinin birkaç sebebi şunlardır:
inzar
- Şeytanın sürdürdüğü savaşa teslim olmaya hazır kitleler oluşturmak,
- Kurmak istedikleri tüketim toplumuna gönüllü taşıyıcı köleler oluşturmak.
- Hayvanlara zarar verilmeden yapılan yarışlar
- Kendi aralarında yaptıkları koşu yarışları. Hz. Peygamber ile Hz. Aişe validemiz arasında iki defa koşu yapılmış.
- Ok atma, yüzme, çalgı ve davul çalma, çeşitli savaş oyunları, avlanmak ve güreş yapmak.
inzar