İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Fıtrat-Huzur Dengesine Modern Dayatma

2021-12-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İnsan çoğu kez bütün enerjisini huzuru yakalamak için harcar. Ancak bir türlü yakalayamaz. Huzur nerededir ve nasıl yakalanır bilmiyor çünkü. Ya da yanlış öğretilmiştir. Yanlış adreslerde dolaşır durur kişi. Huzuru yorulmamakta arar; çalışmamakta, üzülmemekte, ağlamamakta arar huzuru. Dertsizlikte, gamsızlıkta saklı zanneder huzuru. Çok yemekte, çok uyumakta zanneder. Çok para, yüksek makamla çıkar karşısına bir ömür boyu arayıp durduğu huzur diye düşünür. İşte bu ezberletilmiş adreslerde dur durak bilmeden, gece gündüz ayırt etmeden, helal haram takmadan, doğru yanlış önemsemeden dolaşıp durur çağımın insanı. Bu kapılarda huzurun tokmağını çalmaktan yorulur ancak nafile. Aradığını bulmayı bir tarafa bırakın bulamamanın doğurduğu ekstra huzursuzluk sinirlerini gerer insanın. Aradıkça bulamaz bulamadıkça daha çok arar. Sinirleri bozulur, vücut kimyası bozulur, ayarları bozulur, algıları bozulur. Sonra… Sonra rol yapma zamanı başlar. Onca “huzur” seçeneği verilmişken huzursuz olmak ayıp değil mi; insanlar ayıplamaz mı? Bir huzurlu kalkan edinir çağımın zihni ve kalbi yanlış kodlanmış insanımın. Ne de mutlu görünür… Mal, makam, konfor, rahatlık, imkan, yetenek… Nasıl da mutlu edermiş insanı! Dışarıdan böyle görünmeli; böyle de görünüyor. Bu görüntü başkalarının da aynı kapıları aşındırmasına, aynı mutluluğu bulmak için aynı yollara koyulmasına sebep olur. Böylece “huzur” , “huzuru” iter. Domino etkisi yapar. “Huzurlar” birbirini devirir. Artık tüm taşlar yerdedir ve doğal olan bu sanılır. Ayakta olan anormal zannedilir ve kabul edilir. Nice “huzurlu” bilirim çevremde. Ya da “huzur zırhlı” bilirim. Nasıl da özenirdim. Nasıl da çabalarsınız onlar gibi olmaya. Ne yok ki? Ev, araba, eş, iş, makam, yazlık, kışlık, konfor… Ulaşmak mümkün değil. Hiçbir ihtiyaçları yok. Yakalayıvermişlerdi huzuru. Sonra gördüm ki bir dokunmaya durun... Kapılarını azıcık aralayıp içeri bir bakıverin. Ne fırtınalar kopuyor. Ne korkular barındırıyor. Ne hırslar, ne öfkeler, ne endişeler, ne yetinmemezlikler… İçeri girmeniz mümkün değil. Nasıl da huzursuz olmuşlar “huzur” bürünmüşken. Bir dedim, iki dedim, üç dedim, beş dedim, on dedim, yüz dedim! Yok yok! Bir çoğu! Belki birkaç istisna hariç. Ya da kapılarını aralayamadıklarımdır onlar. Belki de kapı içeriden öyle bir baskı yiyordur ki dışarıdan hiçbir basınç aralayamıyordur. O korku, panik, hırs, endişe, yetinememe, rahat etme, yorulmama fırtınaları içeride koptuğu sürece bir “huzur” aralamak mümkün değildir. Kapıyı aralamayı hatta sonuna kadar açıp huzur adına “huzuru” bitiren o doldurulmuş fırtınaları dışarı salıvermek ve içeriyi huzur bulacak kadar boşaltmak isterdim. Ancak iç basınç o kadar güçlü ki nafile… Belki de kapıyı kırıp o zihin dünyasındaki fırtınaları bir daha hapsolmayacak şekilde dışarı salmak lazım. Evet evet kapısını kırmalı o kafatasının. Bir daha kimse oraya bir korku, hırs, panik, endişe, rahat yaşama adına ne kadar “rahatsızlık” varsa hapsedememeli. Bilemez misiniz, çevrenizde ne kadar huzurlu yaşlılarımızın olduğunu? Yaşı 40’ın üstünde olanlar hatırlamaz mı huzurlu insanları. Yanına sokulunca güven duyduğunuz komşular, arkadaşlar, akrabalar… Esnaf, tüccar, emekli, memur, öğretmen… Hatırladınız değil mi? Onlar yetinmeyi öğrenmişlerdi, yedirmeyi öğrenmişlerdi. Tevekkülü bilirlerdi. Takdiri bilirlerdi. Payıma bu kadar takdir edilmiş derlerdi. Verdikçe çoğaldığını, güldükçe güzelleştiklerini, eğildikçe büyüdüklerini bilirlerdi. Huzuru hiç yetinilmeyen “çoklukta” değil dengede ararlardı. Yorulmanın, koşturmanın, başarmanın, aza kanaat etmenin, üzülmenin hatta zaman zaman ağlamanın “huzur yurdu” olduğunu bilirlerdi. Hüzünlenirlerdi. Ağlarlardı. Çok yorulurlardı, az kazanırlardı. Az yerlerdi, çok tok olurlardı. Yetinmede çok zenginlerdi. Hüzne bularlardı huzuru. Yaşam ahengimizi bilirlerdi. Öyle psikoloji, sosyoloji bilmezlerdi ama huzuru ve sosyalleşmeyi dibine kadar yaşarlardı. Anladım, şimdi anladım! Bizim belirlenmiş yaşam kodlarımız vardır. Yaradılış kodları. Bu kısacık dünya hayatını düzenleyen ve huzura ayarlı zorluklar, sıkıntılar, zahmetler… Ve arkasından elde edilmiş küçük büyük başarılar…
Mehmet Gülsever

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS