İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Firdevslerin Seyyidesi; Hz. Hatice - 1

2013-02-19
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Tarihteki mümtaz şahıslar, çoğunlukla bir kadının sevgi dolu yüreğiyle destek bulmuş ve amacına doğru emin adımlarla ilerlemiştir. Vefa, fedakârlıkta kadınların eşsizi; zor şartlarda, çile dolu anlarda Resul-i Kibriya’nın omuzdaşı, Hz. Hatice(r.a)’dir ki o, Hz. Peygamberce ‘Kübra’ namıyla anılmış, Allah’ın selamına mazhar bir hanımdır...
“ Kendi zamanındaki kadınların hayırlısı İmran’ın kızı Meryem’di. Bu ümmetin kadınlarının hayırlısı da Huveylid’in kızı Hatice’dir.” (Müslim, Tirmizi)

Tarihteki mümtaz şahıslar, çoğunlukla bir kadının sevgi dolu yüreğiyle destek bulmuş ve amacına doğru emin adımlarla ilerlemiştir.

Vefa, fedakârlıkta kadınların eşsizi; zor şartlarda, çile dolu anlarda Resul-i Kibriya’nın omuzdaşı, Hz. Hatice(r.a)’dir ki o, Hz. Peygamberce ‘Kübra’ namıyla anılmış, Allah’ın selamına mazhar bir hanımdır.

Hz. Hatice(r.a), mümin kadınlar için zevcine eş, sırdaş; çocuklarına anne, davasının yorulmaz savaşçısı yönüyle bir numunedir.

Müminlerin annesi Haticet’ül Kübra 557 yılında dünyaya geldi. Çocukluk, gençlik dönemleri hakkında pek malumat bulunmayan bu kutlu kadın, belirgin olarak Resulullah’ı ticaret kervanıyla gönderdiği andan itibaren karşımıza çıkar. Baba ve anne tarafından da Hz. Peygamber’e akraba olan Hz. Hatice cahiliyenin koyu karanlığı döneminde ahlakı, iffeti, şahsiyetiyle ‘tahire/tertemiz kadın’ lakabıyla anılırdı. Aynı zamanda Hanif dinine mensup ve bununla ahlak ve faziletini koruyan biriydi. O, insanları ücretle çalıştıran pakize ve tahire bir tacire idi. Ücretle tuttuğu insanları Şam, Busra, Taif gibi yerlere gönderirdi.

Resul-i Ekrem(s.a.v)’den önce iki evlilik yapmıştı. İlki Ebu Hale b. Zürare et- Teymi ile olmuştu. Bu şahıs, İslam gelmeden ölmüştü. Hatice’nin ondan Hind isimli oğlu doğmuştu. İkincisi Atik b. Abid el Mahzumi ile yaptığı evlilikti. Ondan da Hatice’nin Hind isimli kızı doğdu.

Hatice’nin insanları çalıştırdığı o günlerde Ebu Talib, geçim sıkıntısı içindeydi. Böyle bir anda Hz. Peygamber(s.a.v)’in doğruluk ve eminliğini bilen Hz. Hatice ona iş teklifinde bulunur. Hz. Peygamber onun teklifini kabul eder. Hatice, Meysere’yi onunla yollar. Yolculuk öncesi Meysere’ye :

“ Onu dikkatle izleyecek ve bütün hallerinden beni haberdar edeceksin.” der. Hatice olgun, ileri görüşlü bir kadındı. Muhammed(s.a.v)’in üstün kişiliğinin aydınlık yarınlara damgasını vuracağını seziyordu.

Daha önce şahit olduğu bir olay bu sezgiyi kuvvetlendirmişti: Hz. Hatice, bir zaman önce bir bayram günü Mekkeli kadınlarla bayram kutlamasındaydı. Bir puta ibadet niyetiyle yüz sürerken bir adamın şöyle seslendiğini işitmişti: “ Ey kadınlar! Yakın bir zamanda sizin yurdunuzda Allah’ın risaletle göndereceği Ahmed isimli bir peygamber çıkacak. Sizden kim ona zevce olmaya güç yettirirse olsun.” Bu sözler üzerine diğer kadınlar, adamı taşa tutmuş, ona kötü söz söylemişti. Hz. Hatice ise ona ilişmedi. Kim bilir belki bu devlet kuşu onun başına konacaktı.

Ticaret yolculuğu boyunca meydana gelen hadiseler Meysere ve kervandakilerin gözünden kaçmaz.

Mekke’ye selamet ve kazançla varan Muhammed(s.a.v), Hatice’ye durumu arz eder. Bilahare Meysere, olan biteni, Rahibin anlattıklarını, iki meleğin Muhammed’e gölge yapmasını, arkadaşlarına nezaketini, dürüstlüğünü, eminliğini Hatice’ye bildirdi. Hatice akıllı ve işlerini güzelce yürüten biriydi. Tüm bunlar, Hatice’nin gönlündeki Muhammedi sevgiyi pekiştirir. Hatice, daha önce evlenmeme kararı almıştı. Öyle ki birçok kişi onu istemiş, o ise reddetmişti. Muhammed(s.a.v) ise çok farklıydı. Şahsiyet, olgunluğu, edep… gibi meziyetler Hatice’yi Muhammed(s.a.v)’e celbettirir. Hatice, Hz. Muhammed’le evlenmeye karar verir. Bu iş için arkadaşı Nefise b. Munye’yi aracı seçer. Nefise, doğruca Muhammed(s.a.v)’e gelir ve:

“ Niçin dünyadan ilgini kesmiş, gençliğini her şeyden mahrumiyetle geçiriyorsun. Sana bağlı, yalnızlıktan dolayı sana ünsiyet verecek bir zevceye ne dersin?” dedi.

Hz. Muhammed(s.a.v):

“ Benim malım yok ki evleneyim!” diye cevap verir. Nefise b. Munye:

“ Güzelliğe, mala, şerefe, denkliğe davet edilsen kabul etmez misin? Hatice b. Huveylid, amcası Amr b. Esed’e seninle evlenmek istediğini anlattı. Ve sana şunları söylememi istedi: ‘ Ey amcamın oğlu, ben senin akrabalığından ve kavminin içinde şerefli yerinden dolayı rağbet ettim. Ve senin emanetini ve senin hüsnü ahlakını ve doğru sözlülüğünü sevdim.’

Resulullah(s.a.v), bu meseleyi amcalarına arz etti. Onlar da- Ebu Talip ve Hamza- Hatice’nin amcasına gittiler. Böylece iki dünya saadetinin örnek çiftinin nikâhı Amr b. Esed tarafından kıyıldı. Muhammed(s.a.v), mehir olarak yirmi beş dişi deve verdi. Düğün yapıldı, yemek verildi. Fahr-i Kâinat’ın sütannesi Halime de bu kutlu düğündeydi. Ertesi gün Hz. Halime cömertlik timsali ve iffet aynası Hatice’nin bağışladığı kırk koyunla döner.

Kâinat, bugün başka bir ahenkle şendi. Böylesi bir izdivacı ne görmüş ne görecekti. Kâinat kendi varlık, sevgi ve rahmet vesilesi Muhammed Mustafa’nın ve Cennet seyyidesi Hatice’nin izdivacına sevinecekti elbette! Asalet, haysiyet, hayâ sahibi bir kadın ile tüm zamanların en üstün kişisi, Allah’ın Habibi(s.a.v)’nin izdivacı vardı. Her ne kadar şirk ve dalalet ehli bunu sıradan bir evlilik saysa da varlık hep bir vücut lisan-ı hal ile bu evliliği tebrik ediyordu.

Yıllarca anne şefkatinden uzak, mahzun bir kalbe rikkatli bir el uzanmıştı. Mazinin öksüzlüğü, maddi sıkıntıyla geçen gençliğe mukabil istikbaldeki büyük sorumluluk, vahye hazırlık kabilindeki bu evlilik zamanla huzur ve sekinet dolu günleri getirdi. Hatice’nin sevgisi ve dirayeti Muhammed(s.a.v) için bir muhabbet ve destek sunumuydu. Yüce Allah, mutlu çifti göz nuru, Cennet yolcusu evlatlarla sevindirir. Kasım, Abdullah, Rukiye, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Fatıma gonca misali gülşen-i nebide açıldılar. Kasım ilk olduğu için Muhammed(s.a.v), Ebu’l Kasım olarak künyelendi. Abdullah ve Kasım küçük yaşta vefat ederler.

Aileyi kuşatan rahmet iklimi Muhammed(s.a.v)’in otuz beş yaşına girmesiyle âlemi iyice kaplar. Hz. Muhammed, gün aydınlığı gibi rüyalar görüyor, yalnızlığı seviyor, uzlete çekiliyordu. Öyle ki Hira’da günlerce kalır, tefekkürle ibadete gönlünü minber yapardı. İlahi emanet risalet yükü ağır ve sorumluluk gerektiriyordu. İlahi bir dokunuş, terbiye ve eğitim ile Hz. Muhammed tedrici olarak hazırlıyordu. Ramazan’da Hira’ya gider, azığı tükenmeden dönmezdi.

Bu anların destekçisi, dönüşün sabır ve tebessümlü bekleyişi olmuştu, Firdevs seyyidesi Hz. Hatice.

Muhammed(s.a.v), kırk yaşında… İlahi ikram mübarek bir gecede ibadetin kıvamına erdiği bir demde Cebrail vasıtasıyla ona verilir… O, artık en hayırlı insan… Risalet zincirinin son ve kemal halkası… Zulüm içinde bocalayan insanlığa bir şefaat vesilesi… İman güneşinin şirk karanlığına ebediyen tuluuydu. Ve ilk vahiy, Cebrail vasıtasıyla gelir.

İlk vahyin sonrasında gökleri tüm ihtişamıyla kuşatan Cebrail ve seslenir:

— Ey Muhammed! Sen Allah’ın Resulü’sün, ben de Cebrail’im...

Hz. Muhammed, olanlardan çok korktu. Çabuklukla evine döndü. Olanları Hadice`ye büyük bir heyecanla anlattı ve korkusunu, tedirginliğini dile getirdi. Hatice sükûnetle onu teskin ederek dedi ki:

— Hayır, asla. Amcaoğlum! Sen böyle söyleme. Allah(c.c) seni, hiçbir zaman böyle yapmaz. Çünkü sen akrabalarla ilgilenir, sözün doğrusunu söyler, emanete riayet edersin. Senin ahlakın güzeldir.

Semadan imbik imbik süzülen İlahi emanet sahibini bulmuştu. Lakin böyle bir şeye yabancı olan Hz. Muhammed, tedirgindi. Hatice ise onu olgunluk ve takdirle karşılamıştı.
Sağlıklı bir ailede zevc ve zevce birbirini iyi tanır, destekler; sevinç ve hüzünlerine ortak olur. Hatice de böyle bir olgunlukla eşine yaklaştı. Çünkü Hatice, Muhammed’in mükemmel şahsiyetini bildiği için ona kötülük ve şeytani üflemelerin bulaşmayacağını biliyordu. Yine de amcaoğlu Varaka bin Nevfel’in yanına gitti. Varaka bilgili, sezgisi derin biri ve ehl-i kitaptı. Hatice, Muhammed(s.a.v)’in Hira’da başına gelenleri ona anlattı. Varaka da Hatice’ye kimi sorular sordu, beklediği cevapları alınca:

— Kudüs Kudüs! Varaka’nın nefsini elinde tutan Zat’a yemin olsun ki, ey Hatice! Eğer doğru söyledinse ona Namus-u ekber( Cebrail) gelmiştir ki Musa’ya gelmişti. Ve elbette bu ümmetin peygamberidir. Ona de ki: “ Sabit ol, sakin ol!”

Hz. Hatice, eve döndü ve bu bilgiyi Hz. Muhammed’e aktardı. Muhammed(s.a.v), sakinleşmiş bir halde Kâbe’ye vardı. Tavaf esnasında Varaka ile karşılaştı. Olanları bir kez de O, Varaka’ya anlattı. Varaka:

— Andolsun ki sana, Musa’ya gelen Namus-u Ekber gelmiştir. Ve elbette sen yalanlanacak, eziyet edilecek, yurdundan çıkarılacaksın ve seninle savaşılacaktır…

İman- küfür mücadelesinde kim karşı koyuşlar, muhalefetler, eziyetlerden beri kaldı ki hidayet yolunun kılavuzu Hz. Muhammed bunlardan beri kalsın.

İlahi emanet ağırdı. Hz. Muhammed, bu mücadeleye bir başına daldı. Haliyle destek ve teselliye ihtiyacı vardı. Aradığı destek, Allah’ın inayetiyle eşi Hatice oldu.

Hatice devrinin hanımefendisi idi. Canı, malı, vakti ve sevgi, sadakat dolu yüreğiyle kendini Muhammed’e ve omuzlara yüklenen İlahi aşkınlığa adadı.

Devam edecek…

İbrahim Dağılma / İnzar Dergisi – Şubat 2013
 

 


İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS