İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Fakir Vali: Said bin Amir (radiyallahu anh)

2022-01-07
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Ashab-ı Kiram, basit insanlar topluluğu değildi. Yaşadıkları değişim ve dönüşümün tarihte örneği yoktu. Cahiliyenin ve her türlü hukuksuzluğun hâkim olduğu bedevi bir hayatı, adalet ve saadetle taçlandırdılar. Vardıkları her topluma kendi renklerini verdiler. Bu özellikleriyle sevilip sayıldılar. Said bin Amir, bu insanlardan sadece biridir. Öyle ki Humus’a vali olduğu dönemde gayr-ı müslimler bile onu sevdiklerini söylemekten çekinmiyorlardı. Buna şaşıran Halife Hz. Ömer’e Humuslular şu cevabı verdi: -Valimiz halkın dert ortağıdır. * Said bin Amir, Müslüman olduktan sonra şahsiyeti itibarıyla ardından birçok örnek tablo bıraktı. Humus halkından güvenilir bazı kimselere Halife Hz. Ömer, mektup yazdı: -Bana içinizde fakir olanların listesini yazın da ihtiyaçlarını karşılayayım. Gelen cevabi mektup listesine baktı. Falanca, falanca… diye uzayan listede Said bin Amir ismini de gördü. -Said bin Amir kimdir, diye sordu hayretle? -Valimizdir, dediler. Hayreti bir kat daha arttı: -Valiniz fakir mi? -Evet! Vallahi gün boyu bacası tütmez. Halife Hz. Ömer, bu güzel insana ihtiyaçlarını gidermesi için bin altın gönderdi. Vali Said, altın torbasını görünce başına bir felaket gelmiş gibi: -İnna lillahi ve inna ileyhi raciun/Allahtan geldik ve yine O’na döneceğiz, dedi. Hanımıyla istişare edip muhtaçlara ve yetimlere dağıttıktan sonra rahatladı. * Yine Halife Hz. Ömer, Şam’da bulunduğu sıralarda Humus Valisi Said bin Amir hakkında bazı iddialar duymuştu. Tanıdığı Said, asla böyle şeyler yapmazdı. Aklına ilk halife olduğu dönemler geldi. Said, korkusuz bir şekilde huzuruna girmiş; nasihatte bulunmuştu. Söyledikleri hala kulağında çınlıyordu: - "Ey Ömer! Halkın işlerini yaparken Allah'tan kork, Allah'ın emirlerini yerine getirirken insanlardan korkma. Sözün yaptıklarına aykırı olmasın. Zira sözün en hayırlısı, fiilin doğruladığıdır. Ey Ömer! İşlerini üzerine aldığın uzak-yakın herkesle ilgilen. Kendin için istediğini onlar için de iste. İstemediğini onlara da isteme. Allah'ın emrini yaparken hiçbir dedikodudan ve kınamadan korkma.." O gün Said’in aradığı kimse olduğunu anladı. Onu Humus’a Vali olarak atamak istediğini söyledi. Said: -Allah rızası için başıma bu işi bela etme” deyip ürkerek geri çekilince kızdı: -Yazıklar olsun. Bu işi(Hilafeti) boynuma geçiriyor, sonra da beni yalnız bırakıyorsunuz. Vallahi seni bırakmam. Bu isabetli karardan sonra şimdi ne olmuştu da Humus halkı Valilerini şikâyet ediyordu. Said’den emin olduğu için Humus’a gitmeye karar verdi. Onu halkın huzurunda mahkeme edecekti. Valiyi ve halkı karşı karşıya getirip konuşturdu. Yine de Said hakkındaki düşüncesinde yanılmamak için Allah’a dualar etti. Toplanan halkın şikayetini sordu. -Valinizden şikâyetiniz nedir? -Güneş yükselinceye kadar yanımıza gelmez, sesleri yükseldi. Said ise vali değil de suçluymuş gibi boynu bükük ve önüne bakar vaziyette idi. Halifenin sesiyle kendine geldi: -Vallahi, dedi. Bunu söylemek istemezdim. Lakin söylemek zorundayım ki hanımım hastadır. Hizmetçim de yoktur. Bu sebeple ailem için sabahları hamur yoğuruyor, mayalıyor ve ekmek yapıyorum. Sonra abdest alıp ancak halkın arasına karışabiliyorum. Zira bunları yapacak bir hizmetçim yok. İnsanlar susmuştu bir anda. Halife Hz. Ömer de susan; ama içten içe yanılmadığı için sevinen bir tebessüme büründü. -Peki, dedi Hz. Ömer.  Said bin Amir’i işaret ederek halka döndü. Başka şikâyetiniz var mı? -Geceleri kimsenin işini görmez, dediler. Vali, aynı halet-i ruhiye ile halifenin cevap bekleyen bakışlarına baktı: -Allah’a yemin ederim ki, dedi. Bunu da açıklamak istemiyordum. Lakin ben, gündüzü halkın işlerine, geceyi de Rabbime ibadete ayırdım. Böylece gündüzleri yaptığım işlerin, verdiğim hükümlerin muhasebesini yapar, varsa yanlış kararlarımı düzeltirim. Bakışları yere kilitlenmişti. -Başka şikâyetiniz var mı? Halifenin sözlerini halk cevapladı: -Haftada bir gün aramıza çıkmaz ey Müminlerin Emiri! Doğru mu dercesine bakan Hz. Ömer’e Vali Said, cevap verdi: -Bir hizmetçim olmadığı için haftada bir elbisemi yıkar ve kuruyuncaya kadar dışarı çıkmayıp beklerim ey Müminlerin Emiri. Elbisem kuruduktan sonra ancak akşama doğru aralarına çıkarım. -Daha başka şikâyetiniz nedir? Halk, Halifenin bu sorusuna karşı: -Bazen Valimiz şuurunu kaybeder. Öyle ki yanında bulunanlardan dahi haberi olmaz, dediler. -Bu nedir ey Said, diyen Hz. Ömer cevap bekledi. Vali Said, yutkunarak cevap verdi: - Hubeyb’in şehâdetini hatırlayınca, bayılmamın sebebi anlatılacak şey değildir. Çünkü Mekke müşriklerinin Hubeyb’i şehit edişlerine şahit oldum. Bedenini paramparça ettiklerini gördüm. Belki engel olabilirdim; fakat o zaman iman etmemiştim. Olanlara seyirci kaldım. Onun gösterdiği cesaret ve kahramanlığı hatırladıkça, ne kadar kuvvetli bir imana sahip olduğunu daha iyi anlıyorum. Niçin buna engel olmadım diye hatırladıkça üzüntümden şuurumu kaybediyor, bayılıyorum. Halk gibi Halife de susmuş bu güzel yürekli valilerine hayran hayran bakıyorlardı: -Beni onun hakkında yanıltmayan Allah’a hamd olsun, sözleri Hz. Ömer’in dudaklarından döküldü. Altın nesil, bu karakterde ve bu yaşayışta idi. Onları Allah’ın Resulüne Sahabe, yani dost kılan yaklaşım, böylesi yüce bir değişimin ve dönüşümün sonucu idi. Canlarını, mallarını, aileleriyle beraber bu davaya feda eden bir değişim bir dönüşüm… Tablo tablo örneklik kokan…  
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS