Daha ne zaman titreyeceksin ey yüreğim; ne zaman depreşecek, ne zaman sarsılacaksın; İslam coğrafyası darbelerle, kıyımlarla, katliamlarla sarsılırken, İslam beldeleri harabeye dönmüş iken…?
Daha ne zaman ağlayacak, ne zaman ah-u fizar edeceksin ey yüreğim; ne zaman haykıracak, ne zaman feveran edeceksin; kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla yaşlısıyla kıyımdan geçiriliyor iken mazlum ve savunmasız bir halk?
Daha ne zaman eriyecek, ne zaman bitip tükeneceksin, daha ne zaman yanıp kül olacaksın ey yüreğim; Arakan’da diri diri yakılırken insanlık, Suriye’de perişan, derbeder edilmiş iken bütünüyle bir halk, Mısır’da dünyanın gözleri önünde bin bir cinayet işleniyor iken…?
Daha ne zaman çağlayacak, ne zaman coşacaksın ey yüreğim? Ne zaman kükreyecek, ne zaman galeyana geleceksin ey yüreğim? Mısırdaki kadınlar, Mısır’daki erkekler, Mısır’daki gelinler gün gün şehadet planları yapar iken, ölüm provaları yapar iken; ümmetin izzeti için, ümmetin şerefi için; sen daha ne zamana kadar günübirlik basit hesaplar peşinde koşacak, basit emeller ile oyalanıp duracaksın?
Bu kaypak dünyada, en izzetli, en erdemli davranış; Mısırlı mü’minlerin yaptığı gibi sessiz sedasız bir şekilde ölmek olmasın mı ey yüreğim? Hem de bütün dünyanın gözleri önünde?
Ve ey ümmetin kalbi, ey ümmetin yüreği! Söyler misin Allah aşkına daha ne zaman uyanacak, ne zaman intibaha geleceksin?
Ölü müsün, diri misin ey ümmetin yüreği? Diriysen eğer halen, birazcık hayat emaresi, birazcık canlılık emaresi göstermez misin ey ümmetin yüreği? Birazcık çırpınıp, birazcık çarpmaz mısın ey ümmetin yüreği? Birazcık olsun, kan vermez misin, kan pompalamaz mısın kanın oluk oluk aktığı İslam beldelerine? Can vermez misin Mısır’a ve sair İslam beldelerine?
Ne zamana dek katlanacaksın bu zillete, bu meskenete ey ümmetin yüreği? Ne zamana kadar duyarsız kalacaksın bu acılara, bu elemlere, bu ölümlere, bu kıyımlara… Ey ümmetin yüreği?
Söylesene ey ümmetin yüreği; ne zaman isyan edecek, ne zaman tepkini vereceksin bu haddini aşanlara? Ne zaman meydanlara çıkacak, ne zaman haykıracaksın ey ümmetin yüreği?
Senin Kahire’de, senin Şam’da, senin Bağdat ve Tahran’da, senin Kudüs ve İslamabad’da, senin İstanbul’da ve senin ümmetin diğer merkezlerinde, hele hele Mekke ve Medine’de çok daha güçlü atman, çok daha güçlü haykırman gerekmez mi ey ümmetin yüreği?
Yoksa şu hazin tablonun, şu ağır itabın muhatabı sen olmayasın ey ümmetin Yüreği?
“Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır; öyleleri vardır ki, yarılır da ondan sular çıkar; öyleleri de vardır ki, Allah korkusundan yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara-74)
Cihan Bozoba / İnzar Dergisi – Eylül 2013 (108. Sayı)
Cihan Bozaba