İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Enflasyon Farkının Faiz Çerçevesinde Değerlendirmesi

2022-01-31
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Muhammed Çıtak[1] Giriş  Enflasyon, fiyatlarda artışın meydana gelmesiyle paranın satın alma gücünde meydana gelen düşüşü ifade eder. Enflasyon sabit gelirliler için olumsuz bir gelişme olarak kabul edilmektedir.[2] Klasik fıkıh kitaplarında, enflasyonun “ruhs” kavramı ile ifade edildiği görülmektedir. Ruhs, fiyatların yükselmesi ve bunun sonucunda alım gücünün düşmesini ifade etmektedir. Dolayısıyla enflasyon ile ruhs arasında sıkı bir ilişki mevcuttur.[3] İslam hukuku açısından bakıldığı zaman, enflasyonun insanların tasarruf ve davranışlarına da etki ettiği görülmektedir. Son zamanda tartışma konusu olan enflasyon farkının meşruluğu konusu, söz konusu etkinin en bariz örneğidir. Zira bu konuda borç karşılığında alınan fazlalığın, enflasyon farkını geçmemek kaydıyla, faize girmeyeceğini beyan eden alimler olmuştur. Örneğin bir kimsenin 1.000 TL borç verdiğini ve bunu altı ay sonra tahsil edeceğini varsayalım. Borcun verildiği tarihte, ekmeğin fiyatı 2 TL ve gram altının fiyatının da 500 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda, borcu veren taraf 1.000 TL ile 500 ekmek veya 2 gram altın alma gücüne sahiptir. Ancak altı ay sonra, enflasyonun yükselmesi sebebiyle ekmek ve altının gram fiyatında artışlar meydana geldiğini düşünelim. Yeni fiyatlama sonrasında, ekmek 3 TL ve altının gram fiyatı da 700 TL olsun. Bu durumda borcu veren taraf, borcunu tahsil ettiğinde alım gücü düşmüş olur. Zira 500 ekmek almak gücüne sahipken, yeni fiyatlama sonrasında 333 ekmek alabilmektedir. Yine 2 gram altın alma gücüne sahipken, 1,42 gram altın almaktadır. Bu durumda enflasyonun farkını hesaba katarak, borç verilen tutarın üzerine fazlalık gelirse, bunun faiz olup olmayacağı alimler tarafından tartışılmıştır. Bu tartışmanın ana sebebi borcun misliyle mi yoksa kıymetiyle mi ödenmesi gerektiği sorusudur. Zira misliyle ödenmesi gerektiğini savunan alimlere göre borç karşılığında alınan her fazlalığın faiz olacağını, dolayısıyla caiz olmayacağını söylemişlerdir. Aksine kıymetiyle ödenmesi gerektiğini savunan alimlere göre ise bu fazlalığın faiz olmayacağını, dolayısıyla enflasyon farkını geçmeme kaydıyla caiz olacağını savunmuşlardır.
  1. Enflasyon Farkını Caiz Görenler
Enflasyon farkının caiz olacağını söyleyen alimler, borcun kıymetini esas almaktadırlar. Bu konuda en meşhur delil Hanefilerden Ebû Yusuf’un görüşüdür. Zira Ebû Yusuf’a göre fels veya mağşuş paralar ile yapılan borçlanmada, borcun alındığı günkü değer üzerinden yapılması gerektiğini ifade etmektedir. Çünkü bu söz konusu paralarda değer kaybı yaşanabilmektedir. Bu durum da günümüz enflasyon sebebiyle paranın değer kaybetmesine benzetilmektedir. Enflasyon farkının caiz olacağını beyan eden alimler genelde bu görüşü esas almaktadırlar.[4] Ayrıca bu konuda 1997 yılında “I. Uluslararası İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi”nde, enflasyon farkının caiz olacağına dair bilgiler verilmişti.[5] Bu görüşü savunanlar birden fazla gerekçe sunmuşlardır: Bunlardan biri sosyal zarurettir. Bu doğrultuda borç veren kişinin zarar görmemesi evladır. Zira söz konusu kişi hem borç vermekte hem de alım gücü düşmektedir. Bu ise zulüm ve haksızlıktır. Eğer bu kişi borç vereceğine o tutarı farklı yatırım araçlarına yatırmış olsaydı, hem kendisini enflasyon farkından doğacak zarardan koruyacak hem de kâr elde etme ihtimali olacaktı. Ayrıca bir diğer gerekçe ise Hz. Peygamber (sav)’in, “İslam'da zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.”[6] hadis-i şerifidir. Bu doğrultuda, enflasyon nedeniyle alım gücünün düşmesi, borcu veren taraf için zarar olduğu söylenmektedir. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilen bir fetvada, ‘borcunu vaktinde ödemeyen bir kimseden, enflasyon oranında zarar tazmin ettirilir’ ifadesi bulunmaktadır. Bu da enflasyon farkının caiz olacağını göstermektedir. Dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı da bu fazlalığı caiz görenler arasında zikredilebilir.[7]
  1. Enflasyon Farkını Caiz Görmeyenler
Enflasyon farkını caiz görmeyenlerin en önemli delilleri bu konudaki açık ve sarih olan naslardır. Zira borcun üzerine taalluk edecek her fazlalığın “faiz” olacağı belirtilmiştir. Faizin de büyük günahlardan olduğu ve bile bile faizli işlemlerde bulunan için Allah ve Resulü tarafından savaş ilan edildiği konusu, Kuran-ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir. Bu konuda, borç veren kişi mükafatı sadece Allah’tan beklemelidir. Dolayısıyla vermiş olduğu borç, karz-ı hasendir.[8] Bu konuda Ebu Hanife, Malikiler, Şafiiler ve Hanbeliler bu görüşü desteklemektedirler. Zira bunlara göre borç, misliyle ödenmelidir. Söz konusu paranın değer kaybı, borcun fazla ödenmesini gerektirmez. Akit esnasında belirlenen tutar ne ise o esas alınmalıdır.[9] Enflasyon farkını kabul etmeyen muasır alimlerden Yusuf el-Karadavi, Muhyiddin Ali Karadaği ve Vehbe Zuhayli gibi isimler zikredilebilir. Sonuç  Enflasyonun gerçek anlamda var olduğu ve bunun insanların alım gücünü de azalttığı bir gerçektir. Müslümanın tasarrufları ise şeriata uygun olmalıdır. Nasların açıkça belirtmiş olduğu yasaklara girmemeli, aksine bunlara çözüm aramalıdır. İslam hukukunun dinamik bir yapıya sahip olması bunu gerektirmektedir. Kanaatimizce, aynı cins para ile yapılan borçlanmada meydana gelecek her fazlalığın faiz olacağı açıktır. Zira bu konudaki naslar oldukça açık ve nettir. Ancak diğer taraftan, borç verenin da zarara uğramaması önemli bir konudur. Zira devamlı enflasyonun yükseldiği bir ülkede, borç verenin devamlı zarar ettiği düşünüldüğü vakit, hiç kimse birbirine borç vermeyecektir. Bunun da insanları zor durumda bırakacağı aşikardır. Çünkü ihtiyaç sahibi ya maddi ihtiyaçtan vazgeçecek ya da zorunlu olarak faizli müesseselere yönelecektir. Allah’ın “…Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.”[10] ayet-i kerimesi doğrultusunda, bir Müslümanın faizli borçlanmaya sevki diğer Müslümandan kaynaklanıyorsa, Allah katında onun da sorumlu olacağı kanaatindeyiz. Ayrıca enflasyon farkının caiz olacağı yönündeki görüşlere binaen, vadeli hesaplara para yatırmanın da enflasyon farkını aşmama kaydıyla caiz olacağına dair söylemler bulunmaktadır. Zira (bu görüş), vadeli hesaplara yatırılan parayı, İslam hukuku açısından karz akdine dayandırmaktadır. Müşterinin vadesiz hesaba para yatırması ve enflasyonun yükselmesi sonucunda, müşterinin alım gücü düşmektedir. Dolayısıyla bu durum “müşteri” ile “borç veren” için aynıdır. Halbuki (bu mantık karşısında) vadeli hesaplar için hiçbir alimin cevazı bulunmamaktadır. Kanaatimizce, enflasyon farkından dolayı alım gücünün düşmesini arzulamayan tarafın, borcu yerel para birimi ile değil de altın veya döviz cinsinden vermesi daha uygun olacaktır. Zira bu durumda, örnekte zikredilen rakamlar tekrar ele alındığında, kişi 1.000 TL borç yerine 2 gram altın borç vermektedir. Böylece borcunu tekrar 2 gram altın olarak alır. Veya buna benzer şekilde Avro ve/veya Amerikan Doları ile de yapılabilir. Bu şekilde enflasyon farkından da sakınmış olur. Para cinsinin aynı olması, verilen tutar ile alınan tutarın aynı olması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla burada herhangi bir faizin taalluk etmeyeceği açıktır. Netice itibariyle kişinin kolayca ve saniyeler içinde yerel para birimini yabancı para birimine çevirebilmesi ve söz konusu tutarı bankadan bankaya doğrudan havale edebilmesi enflasyonun farkından doğan faizi engellemektedir. Zira burada yerel para birimi ile borçlanıp karşılığında fazlalık alarak faiz şüphesini uyandırmaktansa, farklı para birimleri üzerinden borçlanmak daha sağlıklı ve sahih olacaktır. [1] İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, İslam İktisadı ve Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi. [2] Öcal, Tezer. 1989. Ansiklopedik Ekonomi Sözlüğü. S. 83 1. bs. Ankara: Verso Yayıncılık. [3]  Şenocak, İhsan. 2021. Küresel Krizden Çıkış: İslâm İktisâdı. s. 88 1. bs. İstanbul: Hüküm Kitap [4] Bayındır, Abdulaziz. 2016. Ticaret ve Faiz. İstanbul: Süleymaniye Vakfı Yayınları. [5] (Bayyiğit, Mehmet. I. Uluslararası İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Kongresi, s. 711 Konya: Kombad Yayınları. ) [6] (İbn Mâce, Ahkâm 17; Muvatta', Akdiye 31; İbn Hanbel, III/348.) [7] https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/959/borcunu-vaktinde-odemeyen-kisiye-takdir-edilen-mali-tazminati-almak-caiz-midir ?enc=QisAbR4bAkZg1HImMxXRn5PJ8DgFEAoa2xtNuyterRk%3d [8] Döndüren, Hamdi. 2016. Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali. s. 638-639 İstanbul: Erkam Yayınları. [9] Şenocak, İhsan. 2021. Küresel Krizden Çıkış: İslâm İktisâdı. s. 89-105 1. bs. İstanbul: Hüküm Kitap [10] Maide Suresi, 2. ayet
Konuk Yazarlar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS