O’na hamd eder, O’ndan bağışlanma ve yardım dileriz. Düşmanlarımıza karşı bize zafer nasip etmesini ve tüm dünyanın kapılarının açıldığı hayırlı bir fetihle bizi nimetlendirmesini dileriz.
Mansur ve muzaffer Resulüne de salat ve selam ederiz ki O kutlu bir zafer ve Allah (cc) katından bir fetihle müjdelenmiştir.
Aynı şekilde Onun izinden gidip ömrünü cihad meydanlarında zaferden zafere koşarak bizlere hayırlı fetihleri miras bırakan fedakâr ashabına ve ehl-i beytine de selam ederiz.
Ayrıca cihad yolundan nice fetihlerle bizlere şanlı bir tarih bırakan selefi salihinimize ve bu kutlu yolda onların değerli takipçilerine de selam olsun.
Muzaffer olmak ya da hezimete uğramak… Başarılı ya da başarısız olmak… İnsanlar bunlara kendi kriterlerine göre manalar yüklemiş olabilirler. Ama İslam zafer ve hezimete kendi penceresinden, hakikat penceresinden bakar ve bu minvalde bir mana yükler. Şüphesiz insanların kriterleri hiç olarak addedilecek kriterler değildir ancak kıt, dar bir bakışın ürettiği kriterlerdir. İslam daha geniş bir pencereden bakmış bu kavramlara…
Mesela düşmanlarının tüm işkence ve baskılarına rağmen hiçbir taviz vermediği, davasından ödün vermediği gibi hakkı, zalim düşmanlarına karşı kahramanca haykıran ve bu yüzden zalim düşmanlarının hışmına uğrayarak şehid edilen bir hak eri için yenilgiden, hezimetten söz edilebilir mi? Tam tersi olarak düşmanının potasında eriyip onun şekil ve karakterini kazanan en zalim düşmanı kadar zalimleşen ve düşmanının savunduklarının ötesinde hiçbir uygulamaya imza atmayıp en üst makamlara tırmanmış biri için zaferden söz edilebilir mi?
Hiç şüphesiz bütün akl-ı selim sahipleri birincisi için tarihin en büyük muzafferlerinden biri makamını layık gördükleri halde ikincisine esfeli ancak layık görebilirler.
Öyle ise zafer her ne şekilde olursa olsun düşmanını alt etmek demek değildir.
Bu ay dosya konusu olarak zafer ve fetih ikilisini ele aldık. İslam’ın nazarında zafer nedir? Hezimet nedir? İslam bizden kaleleri ele geçirmemizi mi istiyor yoksa kalelerin içindeki insanların kalbine girmemizi mi istiyor? Büyük zafer için Müslümanların yapmakla mükellef olduğu hususlar nelerdir? Bütün bu soruların detaylı ve doyurucu cevaplarını bulacaksınız inşaallah.
Mehmet Beşir Varol hocamız detaylı bir şekilde hem İslam’ın bakışı ile zaferi ele almış ve hem de zafer için olmazsa olmazları, zaferin yitirilmesine sebebiyet veren unsurları detaylı bir şekilde işlemiş.
Abdulkadir Turan hocamız ise İslam’ın bizden asıl istediği zaferi “Fetih, Surları Aşmak mıdır, Kalplere Ulaşmak mıdır?” başlığı altında ele almış.
Abdurrahim Güneş hocamız ise özgün üslubu ile zafer ve fetih kavramlarını karşılaştırmış.
Faruk Hamza hocamız ise Nasr(zafer) suresinin tefsiri ışığında muzaffer Müslümanlardan Allah (cc)’ın takınmalarını istediği tavrı işlemiş. Zaferin sarhoşluğunun muzaffer kumandanların ayaklarını kaydırmaması için yegane çare olan Allah (cc) karşısında takınılması gereken mütevazi tavra işaret etmiş.
Başyazımıza gelecek olursak seçimlerin sonuçlarına işareten Müslümanların bıkmadan usanmadan yapmaları gereken fedakârlığa ve daha bir azimle yola devam edilmesi gereği üzerinde durmuş.
Müslümanlar için istifade edici olması dileğiyle…
Allah (cc)’a emanet olunuz.
Editör/ İnzar Dergisi - Mayıs 2014 (116. Sayı)
Editör