Allah’a hamd olsun. O ki hangimizin güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı var etmiştir. Güzel amel işleyenleri de ebedi ahiret yurdunda tam ve kusursuz bir saadetle müjdelemiş ve salih amel sahiplerinin herhangi bir korku ya da endişeye kapılmalarının yersiz olduğunu bize bildirmiştir.
Bize ebedi ahiret yurdunda tam saadeti nasıl elde edeceğimizi en güzel şekilde öğreten Allah Resulü Muhammed Mustafa’ya da salat ve selam olsun. O ki cehennemin içine atlamaya çalışan biz ümmetini elimizden kolumuzdan tutup bizi o ateşten kurtarmaya çalışmış ve bu yolda bütün mesaisini harcamıştır.
Ehl-i beytine, sadık ashabına ve bu yolda onları takip eden tüm takipçilere de selam olsun. Asrımızın insanlığının ahiret saadeti için gecesini gündüzüne katan fedakâr İslam davetçilerine de aynı şekilde selam olsun.
Dünya bir bezirgânın yorgunluğunu atacağı dinlenmelik bir gölgelikten başka bir şey değildir, diyor hidayet Peygamberi… Asıl varılacak yurt ise ahiret yurdudur. Dünya bizim öz yurdumuz değildi ve olmayacak da… Tam aksine bir süreliğine gönderildiğimiz ve bizim için bir geçimliğin olduğu, ardından da naçar terk edeceğimiz ve asıl yurt olan ahiret yurduna döneceğimiz yerdir dünya…
Davetçinin görevi ise Allah (c.c)’ın inayetiyle kendisine verilen hidayet nimetini tüm insanlığa ulaştırıp bu gurbet diyarında nasıl hareket edeceğinden bihaber olan insanlığa asıl vatanımız olan cennete dönüş yolunda rehberlik etmektir. Peygamber bize rehberlik ettiği gibi bizim de bu rehberlik öğretilerini diğer insanlara iletme yükümlülüğümüz vardır, davetçi bu yükümlülüğü yerine getirendir. Dünyanın cazibesine kapılmış, yolunu şaşırmış, asıl vatanını unutup dönüş için hiçbir gayret içerisinde olmayan insanlara Resulün öğretileri doğrultusunda öğretmenlik yapandır davetçi…
Bu ay ki dosya konusunu davetçinin asıl görevi olan ahiret yurdunu hatırlatma misyonuna destek olmaya ayırdık. Değişik vesilelerle insanları ahirete meylettirme görevini bu ay doğrudan ahireti ele alarak yerine getirmeye çalıştık. Zira ahiret ve ahiret inancı sürekli olarak Allah’a iman ile beraber zikredilen bir olgudur Kur`an-ı Kerim’de… Dikkat edilecek olunursa; müminlere her önemli bir uyarının yapıldığı Kur`an-ı Kerim’de Allahu Teâlâ; “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluk…” ibaresi ile başlıyor. Bu ehemmiyete binaen bu ayki dosyayı bu konuya ayırdık. İleriki zamanlarda da bu konuyu işlemeye devam edeceğiz inşallah, zira bu konu bir ay işlenip geçiştirilecek bir konu değildir. Hayatın her evre ve aşamasında davetçilerin anımsayıp hatırlatmaları gereken bir konudur.
Bu bağlamda yazarlarımız, Mehmet Şenlik hocamız ile İbrahim Dağılma ve Zülfikar Fırat hocalarımız ahiret inancının insan hayatındaki önemi, Kur`an’daki delilleri, Üstad Bediüzzaman’ın değindiği nükteleri ele alacak şekilde sizler için kaleme almışlar. Abdulkadir Turan hocamız ise ahiret inancının mümin toplumun saadeti açısından önemi üzerinde durmuş. Abdulhakim Sonkaya hocamız ise dünyanın deniyliği ile ahiretin ulviliğini sözcük anlamları üzerinden giderek işlemiş. Faruk Hamza hocamız ise Bakara 25. Ayet-i kerime ışığında Allah (c.c)’ın salih amel sahiplerine müjdelediği tam ve kusursuz saadeti Üstad Bediüzzaman’ın görüşleri doğrultusunda ele almış.
Başyazımız ise bir davetçinin hem davetinin bereketlenmesi ve hem de derece derece sorumluluklarını bihakkın yerine getirebilmesi için davette muhatap alınacak kesimleri ehem sırasına göre sıralayan bir konuyu ele almış. Bu talimatlara uyulması halinde hem sa’yimizin bereketlenmesine ve hem de sorumlu olduğumuz kesimlerin üzerimizdeki sorumluluklarını yerine getirmiş olacağımız hususunda tereddüte mahal olmadığı inancınızdayız.
Sizleri derginizle baş başa bırakırken Mart ayı içerisinde yapacağımız Umre’ye imkanı olanları beklediğimizi ve bu konuda ilanda belirtilen uyarıları dikkate almalarını tavsiye ediyoruz.
Allah’a emanet olunuz.
Editör / İnzar Dergisi – Mart 2015 (126. Sayı)
Editör