Allah’a hamd ediyoruz. Ki O, varı yoktan var etti. Ona hayat bahşetti ve onu hayatdar kıldı. Ölüden canlıyı çıkarıp ona hayat bahşeden O’dur. Ümmetin ölümle pençeleştiği her dönemde onlara dinlerini öğretecek bir müceddid göndermekle Ümmet üzerindeki nimetinin sürekliliğini bir kez daha göstermiştir.
Hz. Resulüllah sallallahu aleyhi veselleme de salat ve selam olsun ki O yüce Resul ölmeye yüz tutmuş nice kalbi akıttığı ab-ı hayat ile Allah’ın izni ile ihya etti. Aynı şekilde Ehl-i Beytine, Ashabına ve kıyamete kadar bu yolun takipçilerine de salat ve selam olsun.
Hayatın yeniden canlandığı, ölümden sonra dirilmenin en güzel örneklerinden olan baharın başındayız. Allah’ın ölüden diriyi çıkardığını aynel yakin müşahede ediyoruz. Tıpkı her an diriden ölüyü çıkardığını müşahede ettiğimiz gibi… Bundan mülhemen bu ay ki dosya konusu olarak Ümmet için en önemli olaylardan biri olan “İhya ve Tecdid”i seçtik. Üzerinde detaylarda ihtilaf olmasına rağmen ana hatlarıyla bir şekilde ümmetin neredeyse ittifak ettiği bir konudur.
Bu bağlamda Mehmet Beşir Varol hocamız İhya ve Tecdid’in kaynaklardaki dayanağını, âlimlerin konu ile ilgili izahatlarını ve İhya ve Tecdid’in zaruretini ve hikmetlerini detaylı bir şekilde işliyor. Ayrıca genel müceddidin kategorisinde olmasa da müceddidin görevini lokal olarak ifa eden asrımızın bazı değerli alim ve önderlerine değinerek tecdid ile ilgili sahip olmamız gereken doğru bakışı izah ediyor.
Mehmet Şenlik hocamız ise; İhya ve Tecdid ile müceddidi izah ettikten sonra bir müceddidin özellikle sahip olması gereken özellikleryle ihya etmeye ve düzeltmeye çalıştığı konuları detaylıca izah ediyor. Bir yönüyle müceddidin görevlerini açıklıyor.
Abdulkadir Turan hocamız reformun ne olduğunu, İhya’nın ise hakikatini izah ettikten sonra İhya’nın reformla hiçbir ilgisinin olmadığını kesin bilgilerle reddediyor. Bunu yaparken müceddidlerin yaptıklarını da detaylı anlatarak reformistlerden beri olduklarını ortaya koyuyor.
İhya ve Tecdid denildiği zaman İhya-u Ulumu’d-din kitabının sahibi İmam Gazali’nin makamı bambaşkadır. Bununla beraber sahip olduğu yüce makamla beraber en fazla saldırıya uğrayanlardan biridir de aynı şekilde. Mehmet Emin Özmen hocamız İmam Gazali hazretlerine yapılan saldırıların aslında tenkid kuralları ihlal edilerek yapıldığını şayet “İnsanın ibnu’z-zaman olduğu” düsturu göz önünde bulundurulsaydı belki bu eleştirilerin birçoğu yapılmazdı demeye götüren bir izahla İmama yapılan eleştirileri cevap veriyor.
Abdurrahim Güneş hocamız yine özgün üslubu ile geçmişten kopmadan ama İhya ve Tecdid’e yeni ufuklar açarak istifademize sunuyor.
Asıl değinmemiz gereken konuya gelecek olursak. Başyazımız Batman’da icazet alan yüz kırk dört alimenin icazet törenine atıfta bulunarak bu sevindirici tablonun sürurunu yaşamamız ve şükrünü eda etmemiş gerektiğini ifade ettikten sonra çıtayı yükseltmemiz ve bunun için de hepimizin imkanlarını zorlayarak dahi olsa bu konuda elimizi taşın altına koymamız gerektiğini ifade ediyor.
Sizleri derginizle baş başa bırakırken yararlı olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
Allah’a emanet olunuz.
Editör / İnzar Dergisi – Mart 2014 (114. Sayı)
Editör