Hayâ ve Edebin büyük öğretmeni Efendimiz Muhammed Mustafa’ya salat ve selam ediyoruz. Onun terbiyesi ile yetişmiş, Onun ahlakını dünyanın dört bir yanına yaymayı kendilerine şiar edinmiş Âl ve Ashabına ve bu yolda onlara yaren olmaya çalışan Selef-i Salihin’e ve onların takipçilerine aynı şekilde selam olsun.
"Her dinin bir ahlakı vardır. İslam`ın ahlakı da hayâdır. Hayâsı olmayanın imanı yoktur." Hadis-i şerifi herhalde hayânın İslam için ve dolayısıyla Müslümanlar için ne ifade ettiğini anlatmaya kâfidir.
Yüzyıllardır aşındırılmaya çalışılan, her savaş cephesinin ana hedefi olan hayâ konusunu gündemimize alıyoruz. İnsanı hayvanlardan ayıran ve insanın insan olduğunu ona hatırlatan bu duygunun aşındığının anlatılmaya ihtiyacı olmadığı kanaatindeyiz. Hele yaz günleri şuurlu Müslümanların bile hayâlarını korumada zorlandıkları mevsimde bu konunun üzerinde durulma ihtiyacının olduğunu düşünüyoruz. Durmadan saldırılara hedef bu mevzinin durmadan ehemmiyetinin anlatılması da anlayışla karşılanması gerekiyor. Hele Hz. Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin “Hayâ etmedikten sonra dilediğini yap!” mealindeki hadisi de aslında şeriatın tüm konularının bir yönden hayâ ile kesiştiklerinin ve dolayısıyla her konu için bu konunun şuurlara kazınması gerektiğinin güzel ifadesidir.
Hayâ meleğinin üzerine azgın şeytanları musallat ederek onu öldürenlerin artık dönecekleri, sığınabilecekleri bir yerlerinin olmadığını asrımızın hazin tecrübeleri bize güzel anlatıyor. Öyleyse bu duygunun diri olması, muhafaza altında olması, hatta Allah’tan bize teslim edildiği ilk günkü gibi lekesiz ve pürüzsüz kalması için azami gayreti göstermek her Müslüman bireyin borcudur.
Kanaatimizce bu konuda değerli Seydalarımız birçok konuda; hem nefsinize, hem şeytanlara ve hem de şeytanın yaverlerine karşı size destek olacak yeterli miktarda malzemeyi derleyip sizin istifadenize sunmuşlardır. Hakkı verilerek okunduğu takdirde istifade edileceğini biliyoruz.
Bu bağlamda hem Mehmet Şenlik hocamız hem Mehmet Beşir Varol hocamız ve hem de Abdulkuddus Yalçın hocamız hem hadisler hem de ayetler ve âlim ve önderlerimizin bu ayet ve hadislere getirdikleri yorumlar doğrultusunda önemli izahatlarla bize menfaatli olmaya çalışmışlar. İslam’ın geniş külliyatına vakıf Seydalarımızın bize yaptıkları derlemeler ve bu konularda yaptıkları yorumlar bizi birçok ihtiyaçtan kurtaracaktır.
Yine aynı şekilde Abdulkadir Turan hocamız batının ve batıcıların hayâ duygusuna olan düşmanlıklarını verilerle ortaya koyarken, Abdürrahim Güneş hocamız da hayânın en büyük düşmanı gayri meşru ilişkinin tahribatını felsefi olarak izah etmiş.
Faruk Hamza hocamız ise şeytanın tuzağına düşen babamız Âdem ile annemiz Havva’nın cennet yaprakları ile örtünmeye çalışmalarının onların aslında kaybedilen bir savaşın muzafferleri olmalarını sağladığını yazmış. Zira Allah’tan duydukları hayâ onların hatalarını aslında çoktan örtmüştü.
Haziran ayının unutulmaması gereken konularının başında hiç şüphesiz Şeyh Said Efendi ile kırk altı arkadaşının idam edilmeleri ile Susa Camii katliamı gelmektedir. Mehmet Salih Gönül hoca Susa üzerine bir şiir kaleme alırken Muhammed Mehdi Gül hocamız ise Salih Bege Heni (Hanili Salih Bey) şiiri üzerine bir şiir sohbeti kaleme almış. Duygularınıza tercüman olacağını umuyoruz.
Başyazımıza gelecek olursak; her zaman gündem ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda kaleme alınan başyazı bu ay da en büyük ihtiyacımız olan hayâsız ortamdan kendimizi ve aile efradımızı başta çocuklarımız olmak üzere nasıl korumamız gerektiği üzerinde durmuş. Bunun için pratikler öneri ve çözümleri istifademize sunmuş. Dinlenilip itaat edilmesi, çözümlerinin yerine getirilmesi gerektiğini ifade etmeye ihtiyaç olmadığı kanaatindeyiz.
Bu vesile ile yaklaşmakta olan Ramazan-ı Şeriflerinizi tebrik eder hakkıyla istifade etmeyi bize nasip etmesini Mevla’dan dileriz.
Allah’a emanet olunuz.
Editör / İnzar Dergisi – Haziran 2014 (117. Sayı)
Editör