Müslüman kadının, büyük fitnelerle baş başa kaldığı ve şeytani tuzaklarla kuşatıldığı bir dönemi yaşamaktayız. Öyle ki ortaya çıkan fitne ve bu fitnenin tahribatı zirveye ulaşmıştır. Müslümanlar, imanları ve İslami yaşantıları noktasında tehlikeli bir dönemi yaşamaktadırlar. Resulullah (sav), Müslümanlar için tehlike arz edecek bir dönemden haber vererek; “O zaman İslam’ı yaşamak avuçta kor tutmak gibidir” buyurmuştur. Resulullah (sav)’ın haber verdiği dönemin, yaşamış olduğumuz dönem olduğu noktasında duyarlı hiçbir Müslümanın şüphesi yok gibidir. Dünyanın fitne ve fesada boğulduğu ve Müslümanların imanları ve İslami yaşantıları konusunda nasıl bir tehlike içerisinde olduklarını basiret sahibi her Müslüman anlayabilir.
Fitnenin ve masiyetin doruklara çıktığı bir zamanda, şeytan ve taifesinin, özellikle kadınlara musallat olacağını, onları fitnesine malzeme yapacağını yine Peygamber Efendimiz’den (sav) nakledilen hadislerden öğrenmekteyiz. Her Müslümanın, kendisine musallat olan fitne ve fesattan, ateşten kaçtığı gibi kaçması gerekir. Zira fitnenin girdabına girilmesi durumunda, ondan kurtulmak çok zor olacaktır.
Müslüman erkek ve kadınların haramın ve günahın her türlüsünden şahsiyetini ve onurunu koruması gerekir. İşlenen her küçük günah ve içine dalınan küçük bir haram bile, Müslümanların kalplerine siyah bir leke olarak işler. Haramlar çoğaldıkça, kalpler üzerindeki siyah lekeler de artmış olur. Haram ve günahlar üzerinde ısrar edilmesi durumunda, kalplerin üzerinde siyah bir tabaka oluşur. Böylece kalpler, işlenen günahlar sebebiyle, iman nuruna ve salih amellere kapanır, kötülüğün ve münkeratın mekânı haline gelir. İçinde yaşamış olduğumuz toplumda, işlenmekte olan kötülüklerin çokluğu göz önünde tutulduğunda, Müslüman kalplerin haramlarla nasıl kirlendiğini tahmin etmek hiç de zor değildir.
İslami duyarlılığa sahip mensuplar olarak bizler, kendimizi, ailemizi, beraber olduğumuz kardeşlerimizi, onların ailelerini ve gücümüz nispetinde diğer insanları haramın her türlüsünden korumak ve onları muhafaza altında tutmakla yükümlüyüz.
Kardeşlerimiz, bacılarımız ve onların evlatları, bir şekilde Müslüman olmanın bedelini ciddi manada ödemiştir. Müslümanların kimisi şehit olup a’layı illiyyine yükseldi, kimi Müslümanlar zindanları mekân edindi. Kimisi muhacir oldu, kimisi de büyük sıkıntılarla beraber İslam’a hizmeti sürdürmektedir. Evlatlarımız Müslümanca yaşasınlar diye bütün bir ömürlerini aziz İslam davası uğruna feda etmiş olan kardeşlerimizin evlatlarının, kötü ortamlarda haramlarla kirlendiğini duymanın, öğrenmenin veya buna şahit olmanın her Müslümanın gönlünü ateş koruna çevireceği muhakkaktır. Evlatlarımızın kendilerini haram ve günahtan korumaları için, bizlerin de çok daha dikkatli olması ve onları daha çok muhafaza altında tutması gerekmektedir.
Günümüzde Müslüman evlatların özellikle internet ortamında ifsat edildikleri ve kötü tuzaklara düşürüldükleri hepimizin malumudur. Çocuklarımız bu büyük tehlikeden korunmalıdırlar. Bu konuda hem evlatlar hem de veliler uyanık olmak zorundadırlar. Erkek ve kız çocuklarımız, bu meselede rahat hareket ederek ihmalkar davranmanın, ahiretlerinin yanında dünyalarının da heba olmasına sebebiyet vereceğini unutmamalıdırlar.
Kız çocuklarımızın rahatlıkla internet ortamında, yabancı erkeklerle çetleşmeleri, bizler için büyük bir zillet ve perişanlık halidir. Hayânın doruğunda olması gereken genç kızlarımızın, bu tür kötü ortamlara takılarak söz konusu davranışlar içerisine girmelerinin, hem dünyaları hem de ahiretleri için büyük bir felaket olduğunun bilincinde olmaları gerekir. Erkek ve kız yavrularımız, kardeşlerimiz, kendilerini tanıyanlardan gizlenerek, tanıdıklarına görünmeden e–maillerle yabancı kız ve erkeklerle çetleşmeleri ve bunun açığa çıkmayacağı zannına kapılmaları, sadece kendi kendilerini kandırmadan ibarettir. Kendilerini tanıdıklarından gizleseler bile Allah (cc)’tan gizleyemeyeceklerinin bilincinde olmalıdırlar. Ayrıca bu tür ortamlara girerek şer güçler, şeytani güçler ve ifsat şebekelerinin tuzaklarına düşme ihtimalinin yüksek olduğunu ve bu ifsat ortamlarına girmelerinin neticede bir gün ortaya çıkacağını bilmeleri gerekir. Çocuklarımız hissi ve nefsi davranıp bir anlık dalgınlıkla Allah (cc)’ı, Resulünü, annesini, babasını, ağabeylerini ve mensubu olduğu yapıyı unutup dünya ve ahiretlerinin helakine sebep olacak bir yanlışlık içine girmesinler. Bu tür hataların mutlaka ortaya çıkacağı ve dünyalarını da harap edeceğini unutmamalıdırlar. Bu tür yanlışlıkların sadece kendilerine değil çevrelerine de zarar vereceğini bilmelidirler. Böyle bir durumda babalarının, annelerinin, kardeşlerinin, akrabalarının ve dava arkadaşlarının yüzüne bakacak yüzleri de kalmaz.
Allah (cc)’ın her yerde hazır ve nazır olduğu ve bütün yaptıklarımızı bilip gözettiği hakikatinden hiçbir zaman gafil olmamalıyız. İnsanların hesap için toplanacakları mahşer gününde, insanların da şahit olduğu bir ortamda, yapılan bütün ameller ortaya konulup karşılığının –ceza veya mükâfat olarak– eksiksiz verileceği günün hesabı çok daha iyi yapılmalıdır. Onun için haram işleme konusunda Rabbimizden utanmamız ve O’nun cezasından korkmamız gerekir.
Her genç kız ve erkek kardeşimize şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Allah (cc)’ın helal sınırları geniştir. Eğer birileri bu helal sınırlarını daraltıp sizleri haram ortamına sürüklüyorsa, buna asla fırsat vermemeniz gerekir. Helal olanın her türlüsünden yararlanmak, hiçbir zaman kınanmaya sebep olacak bir durum değildir. Ancak haram sınırlarını aşmak, felaketin en büyüğüdür. Evlilik yaşına girmiş her bacımız evlenip kendini korumaya alabilir. Yine evlilik yaşına girmiş erkek kardeşimiz de aynı şekilde evlenip ortaya saçılan şehvetin azgınlığından kendini muhafazaya alabilir.
Veliler, evlilik çağına girmiş erkek–kız evlatlarını evlendirme konusunda acele etmeli ve çocuklarının harama meyletmelerine fırsat vermemelidirler. Bu konuda anne ve babaların daha dikkatli ve daha bir duyarlı olması gerekir. Eğer anne ve babalar bu duyarlılığı göstermiyorlarsa, her bacı ve kardeşimiz evlilik talebini, Müslüman çocuklarının dertleri ile dertlendiğini bildiği Müslüman bir ablasına ve Müslüman bir ağabeyine rahatlıkla iletebilmelidir. Her Müslümanın –özellikle de sorumluluk sahibi içinde olan ve kendini öyle görenlerin– kardeşlerinin bu taleplerine çok duyarlı olmaları ve taleplerini yerine getirmek için sahip oldukları bütün imkânları seferber etmeleri gerekir.
Kız ve erkeklerimiz, gençliğin hevesine kapılıp kötülüklere yeltenmemeleri, haramın olduğu ortamlardan uzak durmaları gerekir. Sorumluluk sahibi her Müslümanın, gençlerimizi haramın ve münkeratın her türlüsünden muhafaza etmek için, kendini sorumlu hissetmesi ve kardeşlerine yardımcı olması gerekir.
Yazımızın başına aldığımız ayeti kerime, Şuayb (as)’ın kızından, onun hayâsından bahsetmektedir. Bir peygamberin hane–i saadetinde ve vahiy ortamında yetişen bir Müslüman genç kızın İslami şahsiyetinden bahsetmekte ve onun için, “hayâ ile yürüyerek” ifadesi kullanılmaktadır. Hayâ, özellikle Müslüman kadının imanının dışa yansımış halidir. Hayâsını yitiren bir insan, her şeyini yitirmiş demektir. Hayâ perdesinden sıyrılan bir kadının, yapmayacağı kötülük yoktur. Evde, aile ortamında, televizyon başına geçip kötü dizileri ve filmleri seyreden ve hiç utanmadan o kötü sahneleri eşleriyle, genç kız ve çocuklarıyla birlikte seyreden, çocukları için internet ortamını hazırlayan ve onları kötü yollara sürükleyen insanlar hesap günü Allah (cc)’a hesap veremezler.
Babalar, anneler ve sorumluluk sahibi Müslümanlar! Çocuklarımıza daha çok sahip çıkalım, onları daha iyi muhafazaya alalım. Eğer çocuklarımızı kontrol altında tutmayıp şeytanların kucağına bırakırsak ve sorumluluklarımızı yerine getirmezsek çocuklarımızla beraber dünya ve ahiretimizi heba etmiş oluruz.
Rabbim! Çocuklarımızı koru, merhametinle onları kuşat, zamanın fitne ve fesadına karşı onları himayene al. İslam davası yolunda mücadele ve hizmet etmiş, bedel ödemiş Müslümanların çocuklarını her türlü kötülüklerden ve saptırmalardan koru.
Allah’a emanet olun
Başyazı / İnzar Dergisi – Kasım 2012
Başyazı