Mutluluklar okyanusta yelken açmış gemiye benzer; sahile kazasız belasız ulaşırsa mutluluk kemale ermiş olur, azgın dalgalarda rotadan çıkmış gemideki canavar mutluluk olur.
Atalarımız yeni bir bölgeyi keşfetmek istediklerinde, zihin kırmızı alarma geçecektir. “Dikkat et! Dikkatli ol!” O sahil plajında köpek balığı olabilir, gittiğin ormanlıkta kurt aslan olabilir. Böylelikle yeni bir şey yapmaya kalktığımızda, zihnimiz bizi uyarmaya başlar. “Başarısız olabilirsin, hata yapabilirsin, reddedilebilirsin.” Bizi olumsuz düşüncelerle rahatsız edici görüntüler veya kötü anılarla, huzursuz edici görüntüler, duygu ve bedensel hislerle uyarır ve bizler, bu uyarıların hayatımızı gerçekten istediğimiz doğrultuda yürütmemize engel olmasına sıklıkla izin veririz.
Kıyıya yelken açıp mutluluğu tatmak yerine, denizde sürükleniriz. Bazı kimseler buna “Rahatlık bölgesinde kalmak” der. Ama bu iyi bir isimlendirme değildir. Çünkü rahatlık alanı kesinlikle rahat değildir. Buna kimileri de “ızdırap bölgesi veya hayatı ıskalama bölgesi” der. Kimi zaman iyi bilmek gerekir ki, hayatımızda her türlü anlamlı değişiklikler yapmaya başladığımızda mutsuzluk canavarları kendini gösterecek, bizi planlarımızı yapmaktan vazgeçirmeye çalışacaklardır.
Bu gibi düşüncelerle ilerlemeden önce, birkaç saniyemizi verip hayatımızda yapmak istediğimiz değişiklikleri düşünelim. Kendimize şunları soralım;
inzar
- Acı veren duygu ve düşünceler bir engel teşkil etmez ise farklı neler yapardım?
- Zamanım ve enerjim can sıkıcı duygularla ziyan olmazsa, hangi proje ve aktivitelere başlardım?
- Eğer korku artık bir sorun olmazsa, neler yapardım?
- Başarısızlık düşüncesi cesaretimi kırmazsa, hangi girişimlerde bulunurdum?
- Duygular beynin, orta beyin olarak bilinen ortadaki katmanından kaynaklanıyor.
- Her duygunun kökeninde, vücuttaki bir dizi karmaşık fiziksel değişiklikler yatıyor.
- Bu fiziksel değişiklikler bizi harekete geçmeye hazırlıyor.
- Tansiyonun artması, kalp ritminin hızlanması, terlemenin artması, bacaklara kan akışının artması veya soluk alıp vermenin hızlanması gibi fiziksel değişiklikler.
- Göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı, midede çalkalanma, bacak ve el titremesi ya da avuç içlerinin terlemesi gibi bedensel duyumlar.
- Kaçıp gitmek veya yapmakta olduğumuz işi bırakmak gibi dürtüler.
- Kıpırdanmaya, hızlı konuşmaya veya volta atma gibi davranış eğilimleri (insanlar çoğunlukla bu davranış eğilimlerini dürtü şeklinde hisseder bu da kıpırdama dürtüsü vb.)
inzar