Hayatta en çok sevdiğimiz iki yakınımızı, bir de bunları kaybettiğimizi düşünelim; düşünmesi güç değil mi? Yakınlarımızı aynı anda kaybetmek bile insanı rahatsız ediyor.
Düşüncelerimize yer açmak her zaman bizi olduğumuzdan daha pozitif düşünmeye sevk eder. ‘Yer Açma’ terimi nereden geliyor? Kötü hissettiğimizi anlatırken sıkça kullandığımız bazı kelimeleri düşünelim. Gerginlik, stres, zorlama, gibi... Sözlükte bu kelimelere baktığımızda, tümünün bir biri ile ilişkili olduğunu görürüz.
Tüm bu benzer kelimeler hislerimizin bize büyük geldiğini ima eder; hislerimiz bizi bölümlere ayırmakta sınırlarımızın ötesine zorlamaktadır.
Esasen, yer açma, hislerimize içinde durabilecekleri bir alan açma anlamına gelir. Can sıkıcı hislerimize yeterince yer açarsak, artık bizi gerip zorlayamazlar. Genellikle can sıkıcı duygular hissettiğimizde ‘geriliriz’; yani kaslarımız kasılır ve gerilir.
Mesela okyanus ve gök yüzüne baktığımızda veya bu kelimeleri okuduğumuzda aklımıza ilk ne gelir? Çoğu insan geniş ve açık alanlar hayal eder. Yer açma ile hedeflediğimiz de budur; kendimizi hislerimize ve duygularımıza açık hale getirmek ve bu hisler için de geniş yer açmak. Böylece üzerimizdeki anlamsız duyguların fikirlerini azaltırız. Daha önemlisi, yer açmak, enerjimizi işe yaramaz mücadelelerle harcamak yerine daha iyi bir hayatı kurmak için inşa edebiliriz. Yer açma süre, esas olarak düşünen benliği, gözlemleyen benliği içermektedir.
Düşünen benlik kelimenin en geniş anlamıyla düşünme işlevinden sorumludur; tüm düşüncelerimizi, yargılarımızı, görüntülerimizi, fantezilerimizi ve anılarımızı o üretirse genelde ‘zihin’ olarak adlandırılır.
Fiziki (bedensel) farkındalık
Düşünen benliğimiz durmak bilmeden konuşurken, gözlemleyen benliğimiz sadece vücudumuza dikkat kesilir. Düşünen benliğimizin sustuğu ve gözlemleyen benliğimizin dikkati başka yere kaymadan gözlemleyebildiği sürelerin (bir saniyeden kısa süren) de olduğunun farkına varırız.
Düşüncelerimizde yer açma egzersizleri yaparken bize yardımcı olmayan yorumlarına aldırmamak için düşünen benliği kenara koymamız ve gözlemleyen benlik aracılığıyla duygularımızla bağlantı kurmamız gerekiyor. Bu bizim duygularımızı doğrudan tecrübe etmemize imkan verecek, onları düşünen benliğimizin yorumladığı haliyle değil, gerçek oldukları haliyle görmüş olacağız. Düşünen benliğe göre ‘olumsuz’ duygular devasa ve tehlikeli yaratıklar, ama gözlemleyen benlik bunların esas halini ortaya çıkarıyor; nispeten küçük ve zararsızlar.
Ancak şöyle bir sorun var, düşünen benlik asla susmuyor! (en azından, arada bir, birkaç saniyeden fazla susmaz) bu da demek oluyor ki biz yer açma alıştırmaları yaparken, sürekli dikkatimizi dağıtmaya çalışacak. Duygularımız hakkında yargılarda bulunabiliyor olabilir ya da bunları analiz etmeye çalışabilir, duygularımıza ilişkin korkutucu hikayeler anlatabilir, onlarla başa çıkamadığımızı iddia edebilir, şöyle de söyleyebilir “bu alıştırmaları yapmakla hiç uğraşma; bunları okusan yeterli olacaktır.”
Yer açma alıştırması yaparken, düşüncelerimizin arka planda gidip gelmesine izin verelim ve dikkatimizi duygularımıza odaklayalım
Unutmayalım;
inzar
- Bir duygu özünde vücuttaki bir dizi fiziksel değişimdir
- Biz bu değişimleri ilk olarak duyumlar olarak farz ederiz
- Adım: Gözlemleme, farkındalığımızı vücudumuzdaki hislere odaklamak anlamına geliyor. Birkaç saniyemizi ayırıp kendimizi baştan aşağıya tarayalım. Neremizde ne hissettiğimizi fark edelim. Bunu yaparken muhtemelen birkaç tane rahatsız edici hissin farkına varacağız. Bizi en çok rahatsız edene odaklanalım. Mide veya böbrek rahatsızlığımız olabilir vb. tüm vücudumuzda rahatsızlık varsa bizi en çok rahatsız edene odaklanalım, dikkatimizi bu hisse verelim yani bir şey keşfeden bilim adamı gibi bu hissi gözlemleyelim. Nerede başlayıp nerede bittiğini fark edelim. Bu hissimizin etrafına çizgi çekseydik, nereye benzerdi?
- Adım: Nefes ver. Nefes vermek fazladan bir yer açmış gibi bu hissin içine ve çevresine nefes vermek anlamına geliyor. Birkaç derin nefes ile başlayalım. Antrenmana başlar gibi… Ne kadar yavaş o kadar iyi… Nefes almada önce ciğerlerimizi tamamen boşalttığımızdan emin olalım. Yavaş ve derin nefes almak önemli çünkü… Bu sayede vücudumuzdaki gerginlik seviyesi azalacak. Duygularımızdan kurtulmamızı sağlamayacak ama içimizde bir sükunet merkezi oluşturacak. Vücudumuzun içinde fazladan yer oluşturuyormuş gibi, nefesimizin onun içine ve çevresine aktığını hissederiz. Bu hissin çevresini gevşetelim. Ona hareket edecek yer açalım.
- Adım: İzin ver; izin vermek, sevmesek de istemesek de bu hissin orada olmasına izin vermek anlamına geliyor. Bir başka söylemle, “varsın bu his olsun” zihnimiz olan bitenle yorum yapmaya başladığı zaman, sadece “teşekkürler zihnim!” deyip gözlemlemeye devam edelim. Tabi ki bunu yapmak bize zor gelebilir. Bu hisle mücadele etmek ya da onu def etmek için kuvvetli bir dürtü hissedebiliriz. Dürtüyü kabul edince dikkatimizi yeniden kendisine veririz. Bu histen kurtulmaya veya onu değiştirmeye çalışmayalım. Kendi kendine değişirse ne âlâ, değişmese de sorun değil. Amacımız bu hissi değiştirmek, ondan kurtulmak değil. Amacımız onunla barışmak; sevmesek de istemesek de bu hissin orada olmasına izin vermek.
inzar