İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Dürtü Sörfü İle Mutluluklar Dalgasında Mücadele Etmek

2022-01-04
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Duygular bedenimizi harekete geçmeye hazırlarlar; yani her duygu bizde belirli bir şekilde davranmak için ani bir istek uyandırır. Bu ani isteğe " Dürtü "  diyoruz. Öfkeliyken bağırmak için, birilerine veya bir şeylere vurmak için, haklıyım işte'yi kanıtlamak için bir " dürtü " hissedebiliriz. Üzgünken dürtülerimizle uzanıp yatmak, ağlama ya da birisi tarafından mutlu edinmek, korkmuşken kaçıp saklanmak, çok sessiz kalma, çok hızlı konuşma dürtülerimiz olabilir v.b. Esasen duygularla ilişkilendirilen çoğu dürtünün yanı sıra pek çok başka dürtülerde hissederiz. Yeme, içme, uyuma, cinsel ilişkiye girmek ya da fiziksel hareket dürtüleri hissederiz. Bağımlılıklar tipik olarak çok kuvvetli dürtülere yol açabilir; kumar oynama, sarhoş olma dürtüsü, madde bağımlılığı dürtüsü gibi yeme bozukluklarında yol açtığı kuvvetli dürtüler vardır. Yeme, aç kalma ya da kusmayı tetikleme dürtüleri gibi... Daha az aşikar olan ise şudur: rahatsız edici duygular ortaya çıktığında, kontrol yöntemleri kullanmak için kuvvetli dürtüler hissederiz. Örnek: bazıları kaygıyı hissettiklerinde çikolata yemek gibi şiddetli bir arzu hissederler veya sinemaya giderler. Farkında olmayabiliriz ama dürtülerimiz vücudumuzun belirli bölgelerini diğerlerine nazaran çok daha fazla etkileyebilir; bu, tamamen vücudumuzun hangi bölgesini harekete hazırlandığına bağlıdır. Dürtülerimize ilişkin farkındalığımızı artırmak biraz alıştırma gerektirir ama bunu yaptıkça dürtülerimizin iki ana bileşeni olduğunu görürüz. 1- Vücudumuzun harekete geçmeye hazırlandığını göstergesi olan muğlak hisler; 2- Ne tür bir eyleme hazırlandığımıza ilişkin düşünce ve görüntüler, DÜRTÜLERİMİZİN HAREKETE GEÇİP YA DA GEÇMEMESİ Bir dürtünün üstesinden iki şekilde gelebiliriz; ya da dürtümüze göre hareket ederiz. Bu yüzden kuvvetli bir dürtünün farkına vardığımızda kendimize şu soruları sormalıyız. Bu dürtüye göre hareket edersem, olmayı istediğim doğrultuda yürümeme yardımı olacak mı? Eğer bu problemlerden herhangi birine cevap evetse, o  zaman bu dürtüye göre hareket etmenin bir anlamı olacaktır. örneğin birine kötü davrandıysak ve bu nedenle suçlu hissediyorsak özür dileme dürtümüzü hissedebiliriz. Eğer bu, olmayı istediğimiz kişi ve temsil etmek istediğimiz değerlerle tutarlılık gösteriyorsa o zaman özür dilemek mantıklı bir hareket olacaktır. Bu duruma, Farklı kimselerin çok farklı duygusal tepkileri olacaktır. Göreceğimiz duygusal tepki, bizim "öğrenme geçmişimize" bağlı olacaktır; yani bu olayla bağlantısı olan, doğrudan veya dolaylı olarak öğrendiğimiz her şeye... Bunlar kitaplardan, öğretmenlerden, ebeveynimizden, televizyonlardan, filmlerden veya şarkılardan, bilgisayar oyunlarından, arkadaşlarımızdan, aileden ve kendi deneyimlerimizden ilişkileri yürütmek, sosyal ahlak,  iletişim, müzakere vb. konularda öğrendiklerimiz ve kendi duygu ve düşüncelerimiz yaklaşımla ilgili şimdiye dek öğrenmiş olduklarımız dahildir. Yani herhangi bir durumda gösterdiğimiz duygusal tepki, hayatımız boyunca yaşadığımız milyonlarca öğrenme deneyimine bağlı bir şekilde şekillenmiştir. (Bu nedenle, duygumuzu belli bir düşünceye, ebeveynimizin bize nasıl davrandıklarına veya beynimizdeki kimyasal dengeye bağlanmak çok basite indirgeyeceği bir yaklaşım olacaktır.) Herhangi bir durumda, ne hissetmemiz gerektiğine ilişkin bir doğru ya da yanlıştan bahsedemeyiz. Zihnimiz bize şöyle ya da böyle hissetmelisin, diyebilir ama bu sadece zihnimizin boşboğazıdır. Başka insanlar bize nasıl hissetmemiz gerektiğini söyleyebilir bu da insanların boşboğazlığıdır. Gerçek basitçe şudur. Nasıl hissediyorsanız öyle hissediyorsunuzdur.  HERHANGİ BİR DURUMDA HİSSETİKLERİMİZİ ÜÇ ŞEY BELİRLER 1- Beyin ve sinir sistemimizin yapısı veya işlevi, o anki sağlık durumumuz dahil olmak üzere fiziksel bedenimizin durumu ve söz  konusu durumdan hemen önceki ruh halimiz, 2- Öğrenme geçmişimiz; söz konusu olduğundan veya dolaylı olarak en ufak bir ilişkisi olabilecek hayatımız boyunca öğrendiğimiz şey 3- İçinde bulduğumuz duruma özgü detaylar. Bu duygusal tepkilerde farklı dürtülere yol açacaktır. Kaygı hissediyorsanız başka birini arayıp tavsiye isteme dürtüsünü hissedebilirsiniz. Söz konusu hadiseye yaklaşımından memnunsanız ve suçlu hissettirme tuzağına düşmemiş olmaktan memnuniyet içindeyseniz, havayı yumruklayıp "Evet!" Diyerek bağırma dürtüsü hissedebilirsiniz. Sıkıntılı hissediyorsanız çalışmayı bırakıp bir dondurma almaya gitme dürtüsü hissedebilirsiniz. İTME VE ÇEKME Hiç gün batımında veya doğumunda sahilde oturup dalgaların med-cezir halini seyrettiniz mi? Dalga küçük olarak başlar ve yavaşça genişler ve büyür. İnsandaki kaygıyı büyüten sorunlar da küçük olarak başlar ve kartopu gibi büyür, kocaman dalgalar gibi olduğunda biz kaygının pençesinde kıvranırız. Tıpkı o büyüyen dalgalarda yüzmeyi bilmeyen kişi gibi boğulmamak için çırpınıp dururuz. Çoğu zaman dürtülerimizle mücadele içine gireriz; bu nedenle insanlar dürtüleriyle ilgili olarak onlara direnmek ya da onlara yenik düşmemek gibi ifade edilir. Dürtü sörfünde ise dürtülerimiz direnç göstermeye ya da onları kontrol etmeye çalışıyoruz; sadece onlara alan açıyoruz. Bir okyanus yeterince alan verirseniz, dalga tepesine ulaşıp zarar vermeden ulaşıp yatışacaktır. Bir dürtü tarafından yıkılmak yerine dürtü ile sörf yapmak için yapmamız gereken ona dikkatimizi vermektir. 1- Dürtünün yükselip alçalmasını izlemek 2- Dürtüyü bastırmaya ya da ondan kurtulmaya çalışmamak 3- Dürtüyü hissettiğimiz noktaya doğru nefes vererek etrafta yer açmak 4- Zihnimiz bu dürtüyü eleştirmeye ve yargılamaya başladığında veya bize yardımı olmayacak hikayeler anlatmaya başladığında ( Sen bununla başa çıkamazsın....gibi) Bu düşüncelere odaklanmak ve onların aklımıza gelip gitmesine izin vermek. 5- Kimi dürtüler hızla yükselip alçalır; kimileri ise kolay geçmez. dürtümüzün paşa gönlüne göre yükselip alçalmasına izin verelim. 6- Bu dürtü ne kadar büyürse büyüsün, buna yeterli alanımız olacak ve eninde sonunda bu dürtü tepe noktasına varıp yatışacak. Gözlemleyin, nefes verin ve izin verin. Ve sürgün vuslata dönüştü Şairlerin piri leylasına kavuştu Çırak şairlere en uzun sürgün gözüktü. (Üstad Sezai Karakoç'a Allah'tan Rahmet sevdiklerine sabır mekanı Cennet olsun) Selam ve Dua ile. mehmetakifikbal234@gmail.com
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS