İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Doğum Kutludur

2013-04-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Yaratılış o kadar derin ve anlamlıdır ki her şey parça ve bütün olarak birer mucizedir. ler. Yağmurun yağması, güneşin doğması, bulutların akması… Toprağın kendisi ya da bitirmesi, toprak ve ...

قال إنّي عبد الله أتاني الكتاب وجعلني نبيّا﴿٣٠﴾ وجعلني مباركا أين ما كنت وأوصاني بالصّلوة والزّكوة ما دمت حيّا ﴿٣١﴾ وبرّا بوالدتي ولم يجعلني جبّارا شقيّا ﴿٣٢﴾ والسّلام عليّ يوم ولدت ويوم أموت ويوم ابعث حيّا ﴿٣٣﴾ ذلك عيسى ابن مريم قول الحقّ الذي فيه يمترون ﴿٣٤﴾

 

Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah`ın kuluyum. Bana kitabı (İncil`i) verdi ve beni bir peygamber yaptı." ﴾30﴿ "Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti." ﴾31﴿ "Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı." ﴾32﴿ "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir)." ﴾33﴿ Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. ﴾34﴿

Yaratılış o kadar derin ve anlamlıdır ki her şey parça ve bütün olarak birer mucizedir. ler. Yağmurun yağması, güneşin doğması, bulutların akması… Toprağın kendisi ya da bitirmesi, toprak ve toprağın bitirdikleri, toprağın yüzeyinde var olanlar ve onların mahlûkata sundukları her şey aslında birer mucizedir. Zira hepsi Allahu Teâlâ’nın kudret elinin sanatıdır. lar. Ama tabii bunların içinden sivrilen, öne çıkan ve esmaül Hüsna içerisinden vahdaniyetin ve İsm-i Azamın tecellisi olan sanatlar vardır ki bunlar bambaşkadır. Melayê Cezeri’nin de; “Mim metla’a şemsa ehed ayine sıfatkır” şeklinde ifade ettiği gibi; her insan Allah azze ve cellenin sanatının şaheseridir. Ama Muhammed Mustafa’nın bunlar içerisindeki durumu bambaşkadır. Şairin deyimiyle; “Muhammedün beşerün, leyse kelbeşeri. Bel huve yakutun vennasü kelheceri” Muhammed Mustafa’nın diğer insanlar arasındaki konumu yakutun diğer taşlar arasındaki konumu gibidir.

Doğum olayı da diğer yaradılış olayları içerisinde müstesna bir yere sahiptir. Zira her yaratma olayı bir şekilde doğum demektir. Toprağın bağrındakileri çıkarması, ağaçların meyveleri çıkarması, başakların danelerini vermesi birer doğum olayıdır. Hatta mahlûk olmanın, sonradan var olmanın en bariz özelliğidir. İşte bu hikmete binaendir ki Kur`an’ın üçte birine denk olan ve İslam’ın tevhid inancını net bir şekilde izah eden İhlâs suresi Allahu Teâlâ’yı tavsif ederken; “Doğurmamış ve doğurulmamıştır.” İfadesini kullanıyor.

Ama İnsanlar; ya bu ehemmiyetlerinden dolayı onları gereğinden fazla takdis ediyorlar, haşa onlara kimi zamanlarda ulûhiyet sıfatlarını veriyorlar. Tıpkı insan için büyük menfaatleri barındıran ateşin Mecusiler tarafından mabud edinmesi gibi veya insanın bizzat kendisi için tanrısal tanımlamalarda bulunulmuş ve her insan küçük bir tanrıcık olarak algılanmış… Batıdaki bazı ideolojilerin tanımlaması gibi...

Ya da alışkanlık dolayısıyla insanlar her şeyi sıradan görmeye, onlarda bulunan büyük hikmetleri görmemeye, ilahi sanat eserlerine karşı kör olmaya başlar. Bundan dolayı Allahu Teâlâ Kur`an-ı Kerim’de en basitinden en kompleks yaradılıştaki mahlukata değişik derecelerdeki olaylara ve mahlukata değişik vesilelerle dikkat çekilmiştir. Çekmiştir.

Aslında ilahi şah eserlerin sergi alanlarından biri olan doğum da bu şekilde sıradanlaşan olayların başında gelmektedir. İnsanların yaratılmanın en büyük mucizesi olan doğumun engellenmesi için bütün çabaları sarf etmeleri onların bu büyük mucizeyi nasıl da alelade bir konumda gördüklerinin en büyük delilidir.

İşte bu hakikat dolayısıyla Allahu Teâlâ Hz. İsa’nın dili üzere doğumun bununla beraber ölüm ve dirilmenin ehemmiyetini insan şuurunda canlandırmaya çalışıyor.

"Doğduğum gün, öldüğüm gün ve sağ olarak diriltileceğim gün selam ve esenlik benim üzerimedir."

İmam Şabi, bu ayeti kerime ile ilgili olarak; İnsan yaradılışından itibaren en azametli üç büyük olay vardır. Bunlar; doğum, ölüm ve dirileceği andır." İşte bu üç azametli olayı Hz. İsa (as) tek bir ifade ile dile getiriyor.

Beled suresinin üçüncü ayeti kerimesinde Allahu Teâlâ’nın insan hayatının zorluklardan hali olamayacağını dillendirirken "doğuran ve doğrulana" yemin içerek tahkik ediyor. Alimlerin de ifade ettiği burada “beled” kavramı ile şehirlerin anası olan Ümmü’l-Kura yani Mekke “doğuran ve doğurulan” ile de Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail kast ediliyor. En büyük peygamberlerden olan Hz. İbrahim (a.s)’in “Valid” olarak tavsif edilmesi bu sıfatın ehemmiyetini ifade etmeye yetiyor kanaatimizce…

Gelelim ayet-i kerimelerin tefsirini;

Hz. İsa’nın Kur`an-ı Kerim’de yer almış olan bu sözleri Onun pak olan anasını insanların gözünde de temize çıkardığı gibi başından sonuna kadar hepsi kendisinin bir kul olduğunu ifade eden sözlerdirler.

قال إنّي عبد الله أتاني الكتاب وجعلني نبيّا ben, bana sonradan yapıştırılacak tüm sıfatlardan beriyim, benim bu şekilde bir mucize ile dünyaya gelmiş olmam bana başka bir özellik kazandırmaz, tıpkı Hz. Âdem’in anasız babasız dünyaya gelmesi Onu Allahu Teâlâ’ya kul olmaktan alıkoymadığı gibi… Bununla beraber ben sıradan bir kul değilim. Ben kendisine kitap verilen ve insanların hidayetini meslek edinmiş bir kulum. Bu bana Allah (cc) tarafından hediye edilmiş bir durumdur. İnsan Allahu Teâlâ’nın hediyelerinin mazharı olduğu oranda değerlidir.

وجعلني مباركا أين ما كنت وأوصاني بالصّلوة والزّكوة ما دمت حيّا bana verdiği bu hediyelerden, benim Rabbimin hediyelerine mazhar olmamdan dolayı ben mübarek bir insan kılınmışım. Ve bu mübarek sıfatın korunması da tabii ki benim göstermem gereken bazı çabalarla ve Rabbimin yardımı ile olacaktır. Bu hakikat dolayısı ile Rabbim bana şunları vasiyet etti: Hayatta olduğum sürece Namaz kılmamı ve Zekat’ı vermemi… bunlar din ve dünyanın ayrılmazlığını ifade eden ibadetlerdir de aynı zamanda… Namaz benim Rabbim ile olan irtibatım, Zekat ise benim Rabbimin kulları ile olan irtibatımı simgeleyen ibadetlerdir. Öyle ise bir mü`min ne Rabbi ile ne de Rabbinin kulları ile irtibatı kesme salahiyetine sahip olamaz. Aksi o mü`minin mübarekliği zedelenir, darbe alır…

وبرّا بوالدتي ولم يجعلني جبّارا شقيّا Benim Rabbimin kulları içerisinde benim dünyaya gelmemin zahiri müsebbibi olan anama karşı ihtimamım tabii ki diğer insanlara nazaran daha kuvvetli, daha ehemmiyetli olacaktır. Öyle ise ona iyilik etme konusunda iyiliğin bir üst mertebesi olan birr ile emrolundum. Eğer evladın ebeveynine karşı böyle bir yükümlülükle yükümlü olduğu gibi… benim anama karşı birr sahibi olmam ve zalim bir zorba olmaktan uzak olmam Rabbimin bana verdiği en büyük nimetlerdendir.

والسّلام عليّ يوم ولدت ويوم أموت ويوم ابعث حيّا insanların benim için kullanacakları bütün tavsifleri bir kenara bırakın. Zira her beşer gibi ben doğdum, öleceğim ve her beşer gibi tekrar diriltileceğim. Bunlar kendini bilmezlerin yakıştıracağı tüm sıfatların asılsız olduğunu ifadeye yeterli olan hallerdirler. Bununla beraber insan hayatının en azim olduğu bu halde de Rabbimin selamı esenliği benimle beraber olacaktır. Bu ise bir peygamber olarak beni diğer beşerden ayıran en önemli özelliktir ve bu sıfat benim için kafidir. Ben diğer bütün tavsiflerden uzağım…

ذلك عيسى ابن مريم قول الحقّ الذي فيه يمترون İşte ben Meryem oğlu İsa’nın hakikati bunlardan başka bir şey değildir. Bunlar nakildir ama akıl ile mutabık olan nakillerdir. Akıl ve nakilin el ele vererek izah ettiği gerçekten daha güçlü bir gerçek yoktur. Öyle bazı kendini bilmezlerin düştükleri vartalardan uzak durun, akıl ve nakli iptal sayarak kendi bazı kuruntuları ön plana çıkararak ne kendinize zulmediniz ne de bana hakaret ediniz.

Faruk Hamza / İnzar Dergisi – Nisan 2013
 

 


Faruk Hamza

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS