Doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik, eminlik nedir? Doğruluğun hayatımıza yansımaları nelerdir?
Sözün öze, eylemin söze uymasıdır. Özün, sözün, eylemin; Hakk’ın süzgecine vurulmasıdır. Yalandan, hileden, üçkâğıtçılıktan beri olmaktır. Diliyle özünü ortaya koymaktır. İnsanda aranılması gereken en mühim özelliktir. Doğrulukla hareket etmeyenin heybesi deliktir. Doğruluk, rahat, huzur ve dinginliktir. Her zaman ve zeminde en büyük zenginliktir.
En büyük hazine olduğu gibi doğruluk tüm peygamberlerdeki de en belirgin niteliktir.
Doğru olmayan bir tek peygamber bile yoktur; ama doğruluktan şaşmayan Peygamberleri takip etmediklerinden yoldan çıkan insanlar çoktur.
Peygamberlerin takipçisi olan Müslüman yalancı olamaz; yalan, dolan, hile ve sahtekârlıkla Müslüman yol alamaz. Doğruluk ki Müslümanlıkla özdeştir, doğruluktan ayrılmayan Müslümanlar kardeştir.
Biliriz ki Server-i Âlem Muhammed Mustafa-aleyhissalatu vesselam- buyurmuş, “Bizi aldatan bizden değildir” Doğruluktan şaşanın, çalıp çırpanın, insan aldatanın yolu eğridir.
Doğruluk dünya ve ahirette kurtuluş anahtarıdır. Doğrulukla hayatını ihya eden yalandan, aldatmadan arıdır. Doğruluk, hem için hem dışın temiz olmasıdır. Belki de tüm azalarıyla insanın felah bulmasıdır.
Baş verilir, ödün verilmez doğruluktan. Doğruluk da insanı hiçbir zaman çıkarmaz yoldan. On yıllar, yüz yıllar geçse de hiçbir zaman doğruluk düşmez kıymetten. Doğru sözlü, doğru özlü olmak en büyük nimetlerden…
Nimet ki onu bilen kıymetini bilir, doğruluk ki hayata mana, manaya ruh verir.
Doğruluk, dürüstlük en tatlı, en şirin en güzel kelamdır. Doğruluğu şiar edinenlerin baş öğretmeni Hz. Muhammed Mustafa -aleyhissalatu vesselam-`dır. Zira eminliğiyle, doğruluğuyla, güvenirliğiyle tüm zamana damga vuran Muhammed Mustafa -aleyhissalatu vesselam-‘dan doğruluk dışında sadır olmamıştır, hiçbir kelam. Hem O’nun sözü de, özü de, ameli de tüm güzel, iyi, hoş ve doğru olan sözlere, özlere ve amellere imamdır. O ki “festeqim kema umirte” emrince dosdoğru olandır. Atomundan, hücresinden tüm benliğine kadar doğruluğu kuşanandır. O’nun doğruluğuna, eminliğine düşmanları bile şahittir. Herkesin yanında bir kelimelik sözü bile ahittir.
Dünya, tarihinde O’nun gibisini görmemiştir. Tarih, düşmanlarının bile en üst seviyede güvendiği Onun gibi başka birisini belirtmemiştir.
Hem yerin hem göğün emini olan O dur. Doğruluğundan hem yerde hem gökte sevilen O’dur.
Dillerde, gönüllerde destandır Muhammedü’l-Emin. Şerefi, onuru, izzeti on sekiz bin âlemin.
Kemal bir ahlakın zirvesinde derecesi meleklerin bile derecesinden âlidir. O nun hali, meleklerin ahvalidir.
Evet, sıdk- doğruluk Resul-i Zişan –aleyhissalatu vesselam-‘ın hem düsturu ve işareti hem de nişanesidir.
Bize yakışan O na yakışandır. Öğretmen-öğrenci, işveren-işçi, valideyn-evlat her ne olursak olalım, biz daima doğrulukta kurtuluş arayalım, doğrulukta iflah olalım.
Ey Rabbimiz! Doğrulukla Sana dönenlerden, doğrularla beraber haşr olunanlardan ve doğrularla beraber cennetle taltif edilenlerden eyle!
Ey Rabbimiz! Doğruluğumuzu müfterilerin iftiralarına karşı bize siper kıl.
Ey Rabbimiz! Doğrulukla yoğur özümüzü! Etkili kıl doğru olan sözümüzü.
Ey Rabbimiz! Doğruluk kapılarını aç bize. Doğrularla arkadaş olmayı nasip et hepimize!
Ey Rabbimiz! Bize doğruluğu sevdir. Doğrulukla sevindir.
Ey Rabbimiz! Doğruluk hak, yalan batılsa bizi haktan, hakkı bizden ayırma.
İstikametten ayırma, başımızı, sonumuzu, sağımızı, solumuzu.
Emanet olarak verdiğin, sıhhat, zaman, gençlik, mal, evlat, makam, şeref ve şana, doğru şekilde yaklaşmayı; bunları istediğin şekilde, istediğin yola doğru bir şekilde adamayı nasip eyle bize.
Ey Mevla’mız! Doğru davrananları, doğrulardan yazan, yer ve gök ehline sevdiren! Bir an bile doğruluktan ayrılmaktan Sana sığınırız. Kendimizden, kendi nefsimizden Sana sığınırız. Senden Sana sığınırız. Azabından rahmetine sığınırız. Bizi, Müslümanların elinden ve dilinden emin oldukları kimselerden eyle.
Yalanın şerrinden, yalancıların ve aldatanların şerrinden, hilebazların şerrinden Sana sığınırız.
Sıddıklarla kalkıp oturanlardan, doğrulardan yazılma derdiyle yanıp duranlardan eyle bizi.
Ey Rabbimiz! Şerrinden ve zarârından emîn olunmayan kimsenin, dini, namazları, zekâtları kendisine fayda vermeyeceğinin şuuruyla dirilt kalplerimizi (Hadîs-i şerîf-Miftâh-ul-Cenne)
Yalan, dolanın, hilenin kir ve pasından temizle gönüllerimizi. Kalplerimizi, dillerimizi, amellerimizi sıdktan mahrum eyleme. Amin…
Doğruluk hazinesinden beslenip dosdoğru olanlardan olmak temennisiyle, kalınız selametle.
Mustafa Canan / İnzar Dergisi – Mayıs 2012
Mustafa Canan