İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Doğru “eş seçimi”

2020-05-06
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Evlenmeyi tasarlayan erkek ve kızın zevklerinde, gündelik yaşantılarıyla ilgili alışkanlıklarında, inandıkları ve değer verdikleri şeylerin tercihlerinde bir hayli fark ve zıtlıkların bulunması doğaldır. Diğer taraftan eş seçme meselesi kendi içerisinde, evlenecek iki kişinin oluşturmayı umdukları uyum ve mutluluğun elde edilmesini güçleştirecek ihtimallerle doludur. Günümüzdeki gençlerin çoğu gerçekçi olmayan beklentilerle evliliğe adım atmaktadırlar. Evlilik kararında, karşılarındaki insanın karakterinden, evlilikten ne beklediğinden, yaşam felsefesinden daha çok, ekonomik zenginlik, kariyer, fiziksel çekicilik gibi yönlerine bakmaktadırlar. Oysa zenginlik, kariyer ve güzellik gibi unsurlar tek başına insanı iyi bir eş adayı yapmaya yetmezler. Sadece nesnel değerler ölçü alınarak kurulan evlilikler gelişme imkânı gösteremezler. Buna karşılık, gerçekçi beklentiler üzerine kurulan evlilikler, temeli sağlam olduğu için, yaşanması muhtemel sorunlara rağmen daha çok gelişme imkânı bulurlar. Eğer kendimize “doğru” bir eş seçmezsek, evliliğimizi başlangıçtan itibaren kötü bir gelecek bekliyor demektir. Yanlış seçim, olgunlaşmamış ve yanlış evliliklere yol açabilir. Mutlu bir yaşam için halledilmesi gereken meselelerden biri, kişinin kendisine uygun bir eş seçmesidir. En sağlıklı eş seçimlerinde ve evliliklerde bile zaman zaman çalkantılar yaşanabilir. Ancak yapılan seçim doğruysa, devamlılığı olan ve niteliği gittikçe artan bir evlilikten söz edilebilir. Eş seçimi ve eşler arası uyum sorunu bazı Kur’an ayetlerine de konu olmuştur. Kur’an, özellikle eşler arasında inanç benzerliğini önemli ve öncelikli görmektedir. Kur’an’ın eşler arasında benzerliğe konu ettiği diğer insani özellik ise “iffet” karakteridir. İffetli olma yönünden birbirine benzer kimselerin evlenmeleri tavsiye edilmektedir. Hz. Peygamber’in hadislerinde ise eş seçimiyle ilgili diğer beşeri kriterler de gündeme getirilmektedir. Ayrıca İslam fıkıh literatüründe “kefaet” ilkesi çerçevesinde, eşlerin birbirine denkliği, benzerliği ve uygunluğu dini ve sosyal bir mesele olarak her zaman göz önünde tutulmaktadır. Bizler eş seçimi hususuna daha çok psiko-sosyal yönden yaklaşacağımız için meselenin Kur’anî boyutunu, Hz. Peygamber boyutunu ve Fıkhî boyutunu İttihadul Ulema’ya bırakıyoruz. İnsanlar geniş bir yelpaze içerisinde çeşitli benzerlikler gösterirler. Milliyet, din ve kültür benzerliklerinin yanında, aynı toplum içerisinde yaş, mezhep, eğitim, sosyal statü, meslek, mizaç gibi çeşitli benzerliklerin insanları bir araya getirdiği, yakınlaştırdığı ve dostluklar teşkil ettirdiği görülür. Aslında belirli bir grup içerisinde yaşayan insanların birbirlerini daha iyi anlamaları, düşünce, inanç ve duygu bakımından birbirlerine yakınlık duymaları doğal ve olağan bir nitelik taşır. Yapılan araştırmalar, bu benzerliklerin eş seçiminde de önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Eş seçiminde en çok dikkat çeken özellik, çiftler arasındaki benzerliklerdir. Araştırmalar, birlikte yaşayan evli çiftlerin genellikle eşlerini aynı toplumsal çevreden, hatta kendileriyle aynı coğrafi bölgeden seçtiklerini saptamışlardır. Bu duruma “denkteş evlilik” denilmiştir. Evlilikte denklik, benzeşme ihtiyacından kaynaklanır. Eşlerin coğrafî köken, yerleşim yeri, ailelerinin aynı meslek grubundan olması, din, eğitim düzeyi, meslek yaşamı, yaş, kültür gibi ortak özellikleri paylaşması evlilikte denkliği oluşturur. Bunun tersi olan, özgeçmişlerinde dikkatleri çekecek kadar çok farklılıkların bulunduğu evlilikler ise, “benzeşmez evlilik”lerdir. Irk, milliyet, din bakımından birbirlerinden farklı kadın ve erkeğin evlenmelerine “karışık evlenme” adı verilir. Evlenecek kişilerin benzer özelliklerinin çok olmasının, evlilikte başarı şansını artıracağına inanılır. Kişilerin dünyaya, yaşama bakış açıları, çalışırken, eğlenirken, evde yaşarken takındıkları tutumlar, para konusundaki hırslarının dereceleri, kariyer konusundaki beklentileri, meslekî performansları, dinî inançları ve bunlara benzer birçok şey evlilik uyumunda dikkate alınması gereken özelliklerdendir. Eş adaylarının sınıfsal düzeyi, sahip olduğu ekonomik düzey ve geçim tarzı, yetiştiği aile yapısı,  giyim ve davranış estetiği, eğitim düzeyi ve kalitesi hesaba katılmalıdır. Evlenilecek kişinin fiziksel, eğitsel davranışlarının yanında ailevî ve çevresel üstünlükleri, avantajları da önemlidir. Evlenecek kız ve erkeğin ailelerinin toplumsal statü ve ekonomik bakımdan aynı düzeyde olmaları yaygın bir beklentidir. Evlilikte hayata bakışın ve ilgi alanlarının ortak olması, kültürel değerlerin yakınlığı karşılıklı uyum için bir gerekliliktir. Eşler arasındaki uyumun belirleyicilerinden en önemlisi, evlilikten ne beklendiğidir. Beklentilerin gerçekçi olup olmadığı, kadın ile erkeğin beklentilerinin birbiriyle örtüşüp örtüşmediği, evlilikteki uyumun kalitesini belirler. Beklentiler birbirine ne kadar yakın olursa olsun (gerek maddi gerek manevi beklentiler), uyum da o kadar kolay sağlanır. Karı kocanın sahip olduğu kişisel özellikler, geçmiş yaşantıları, tecrübeleri birbirine ne kadar benzer veya yakınsa evlilikte işlerin yolunda gitme olasılığı o kadar yüksektir. Aynı kültürel çevreden yapılan evlilikler aile içi uyumu kolaylaştırır, çocuklara aktarılacak davranış modellerine yardım eder. Evlilikte başarısızlığın en önemli sebeplerinden birisi zevklerin ve huyların uyuşmazlığıdır. Birbiri ile olumsuz karakterlere sahip olan eşler evliliklerini sürdürmede zorlanırlar. Mizaçları, zekâ seviyeleri, kişilik yapıları arasında çok büyük farklar olan eşlerin anlaşabilmeleri çok güçtür. Kültür ve statü uçurumu çarkların boşluğunu derinleştirir, evlilik uyumunu engeller. Farklı ortamlarda yetişmiş iki insanın düşünce kalıplarının farklı olması da kaçınılmazdır. Eşlerin dünyaya, hayata, kültürel değerlere, inanca, aileye ilişkin meselelere bakış açıları farklılık gösterdikçe, evlilikten beklentiler de farklılaşır, bu yüzden ortak amaçlarda buluşmak zorlaşır. Karı ve kocanın değişik çıkarların arkasından koşmaları ailenin dağılmasına yol açacak durumlara zemin hazırlayabilir. İletişim imkânlarının olağanüstü bir biçimde geliştiği çağımızda bile örfleri, adetleri, inançları, dünya görüşleri, güncel yaşam koşulları farklı insanların aile kurmada çeşitli güçlüklerle karşılaştıkları görülmektedir. Eş seçerken en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında inanç ve ideal birliği gelir. Evlenecek iki kişinin dinsel anlayış ve davranışlar bakımından birbirine uyan ailelerden gelmiş olmaları önemlidir. Çünkü ortak bir iman, ister dini, ister siyasi olsun, sevgi ve muhabbeti büyük bir orandan güçlendirir. Bir şeye tutkuyla inanmış biri için, bu inancı kendisiyle paylaşmayan birisini sevmek zordur. Eş olarak seçtiğimiz kişi, bizimle aynı inanç ve idealleri paylaşmalı, bize yolumuzda yoldaş olmalıdır. Bazen insanlar farklı bir dine mensup insanlar ile ortak bir hayat kurmak isterler. Dini inanışlar farklı olduğunda ortaya bir takım problemler çıkacaktır. Ki bunların başında tarafların tutumları, standartları, yeme-içme ve eğlenme tarzları, okudukları kaynaklar, hatta tatil günleri bile farklılık arz edecektir. Ayrıca bu tür evliliklerde çocukların yetiştirilmesinde sorunların ortaya çıkma ihtimali de vardır. Bu durum çocukların isminin ve dininin ne olacağını, görecekleri din eğitimini anne-baba arasında tartışmalı bir hâle getirir. Unutulmamalıdır ki iyi evlilikler, farklılıklar üzerine değil, benzerlikler üzerine kuruludur. Farklılıklar birleştirici değil ayrıştırıcıdır. Bir gönle sevgi yerleşti mi göz farklılıkları görmez. Dolayısıyla ebeveynler çocuklarını evlendireceği vakit denklik ve benzerlikler üzerine evliliklerini bina etmelidir. Ahlak, huy, karakter ve mizaç göz önünde bulundurulmalıdır. Mutlu bir aile olabilmek için eşlerimiz ile olan ortak yönlerimizi güçlendirmeli ve farklı olan taraflarımıza ise daha muteber bir şekilde müsamaha gösterilmelidir. Ayrıca gençler evlendirilirken de bu husus mutlaka göz önüne alınmalıdır. Ailenin hedef alındığı, evliliğin zorlaştırıldığı, gençler arasında iffet duygusunun bu denli zedelendiği ve boşanmaların çok ciddi bir şekilde Müslüman toplumlar ve cemaatler arasında arttığı bir zamanda yaşıyoruz. Konunun önemine binaen dikkatleri bu yöne çekmek istedik. Daha mutlu ve daha uzun süreli aileler kurabilmek duasıyla…
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS