İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Devlet Sizden Niçin Korkuyor

2015-01-20
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Yusuf, havalandırmada volta atıyordu. Buna volta denilebilirse... 28 Şubat`ın postmodern darbesinin uygulamalarında cezaevi ayağı olarak pilot alan seçilmişti Bingöl Kapalı Cezaevi. Daha önce bir futbol sahasından büyük olan koğuş ve...
Yusuf, havalandırmada volta atıyordu. Buna volta denilebilirse...

28 Şubat`ın postmodern darbesinin uygulamalarında cezaevi ayağı olarak pilot alan seçilmişti Bingöl Kapalı Cezaevi. Daha önce bir futbol sahasından büyük olan koğuş ve havalandırmalar, dörde bölünmüştü. Bu kadar küçülen bir alanda bir aşağı bir yukarı gidip gelmenin toplamı 10-15 adımsa bu bir volta değil ancak ayaklara biraz da olsa kuvvet verme amaçlı git gel denilebilirdi.

Parmakları tespihte, gözleri önünde, zihni derin bir düşüncede olan Yusuf`un bu git geli esnasında üst kat penceresinden selam veren Kerim Amca`nın sesiyle gözleri yukarı doğru kayan Yusuf:

- Ve aleykumusselam, diye karşılık verdi.

Yusuf, biraz da bu selama şaşırmıştı; çünkü Kerim Amca, daha önceden birkaç defa pencereye çıkmış ama onlara hiç selam vermemiş, onlarla konuşmamış, sadece onları izlemişti.

Yusuf, bir Hizbullah tutuklusuydu. Kerim Amca ise PKK`lilerin koğuşunda kalıyordu. Kerim Amca, Bingöl`ün merkez köylerinde ikamet etmekteydi. Kendisi PKK`li olmasa da sağlıkçı olan oğlunun dağa ilaç getirip götürmesinin kurbanı seçilmiş ve yardım yatakçılık adına getirilmişti. Yaşı 80`e dayanan Kerim Amca, birkaç ay sonra cezaevinden çıkmış ve akabinde kısa bir süre sonra vefat etmişti.

İnsanları bedenen hapseden laisist zalim anlayış, duygu ve düşünceleri de hapsetmek veya olumsuzlaştıracak yollara başvurmak için ilginç uygulamalara başvuruyordu. Yusuf`un kaldığı koğuş alt koğuştu, üst katlarında PKK`liler kalıyordu. Her ne kadar, koğuş girişleri ve havalandırmaları ayrı olsa da üst katın pencereleri, alt katın havalandırmasına bakıyordu.

Böyle bir uygulama, cezaevinin benzer yapılı altlı üstlü koğuşlarının çoğunda vardı. Amaç, birbirine zıt iki grubu böyle bir uygulamayla psikolojikmen daraltmaktı; ama cezaevi ortak bir kader olduğu için bu oyun tutmamış. Özellikle Hizbullah tutuklularının olumlu tutumu bunda etkili olmuştu. Mekan neresi olursa olsun, muhatap kim olursa olsun meşru ölçüde davet ihmal edilemez, edilmemişti...

Hal hatır faslından sonra Kerim Amca:

- Devlet niçin sizden korkuyor? diye soruverdi. Yusuf, soruya oldukça şaşırmıştı:

- Dayı, bu da nereden çıktı? Kerim Amca:

- Ben göz altındayken polisler, bana `Biz PKK`den hiç korkmuyoruz; ama Hizbullah`tan çok korkuyoruz. Hatta istesek PKK`yi kısa bir sürede etkisiz bırakırız.` diyorlardı. Yusuf:

- Peki, bunu sana niçin söylesinler? Yusuf`un bu sorusu, yaşlı adamı kızdırmış olacak ki:
- Ben ne bileyim! deyiverdi. Yusuf, yaşlı adamın gönlünü almak amaçlı:

- Onun için değil, Kerim Amca. Hani senin Hizbullah`la bir ilgin veya Hizbullah cemaati içinde olan bir yakının var mı? diye sordu. Kerim Amca:

- Hayır, öyle bir ilgi ve yakınlık yok, dedi. Yusuf:

- İşte, ben de bunu merak ettiğim için sordum. Yusuf`la Kerim Amca`nın hararetle bir şeyler konuştuğunu gören Yusuf`un arkadaşları da havalandırmaya çıktılar. onların da Kerim Amca`ya selam vermesinden ve kısa bir hal hatır sormasından sonra Yusuf, tekrar devam etti:
-
Dayı, biliyor musun bizden niye korkuyorlar? Kerim Amca, ikinci kez yaşlılığın etkisiyle olmalı ki, kırılgan bir cevapla:

- Bilseydim, niye soracaktım ki... Yusuf:

- Sebebini sormak için değil, cevaba bir hazırlık olsun diye öyle dedim. Bana ve arkadaşlarıma bak! Ben Yusuf, bu Murat, şu Fuat, şu Sedat, şu Yaşar. Seni sorgulayan polislerin de isimleri bizimkine benzer isimler değil mi? Kerim Amca:

- Evet, öyledir. Yusuf:

- Demek ki, onlar bizim isimlerimizden korkmuyorlar. Peki, seni sorgulayan polisler mi daha cüsseliydi yoksa biz mi? Kerim Amca, biraz alıcı gözüyle baktıktan sonra:

- Onlar daha cüsseliydi; hatta size dokunsalar düşersiniz, dedi. Yusuf:

- Demek ki, onlar bizim cüsselerimizden de korkmuyorlar. Emin ol ki, ben ve arkadaşlarımın tamamı camiide ders verdiğimiz ve aldığımız için tutuklandık. Hani, öyle kurulmuş düzenli bir ordu ve cephanelere doldurulmuş silahlarımız da yok. Bunu onlar da biliyor. O yüzden korkmalarını gerektirecek silahlı bir güç de yok. Kerim Amca:

- O halde, neden korksunlar ki? Yusuf:

- İşte oraya geleceğim. Bu gençler var ya dayı, asla `faiz, kumar, içki, zina...` gibi haramlara bulaşmaz ve toplum da bulaşmasın diye çaba harcarlar. Devlet de laik bir devlet olduğu ve kazancını da çoğunlukla böyle haramlara dayandırdığı için bu kazançlar onun ayakta durma nedeni yani temeli oluyor. Haliyle, devletin dayandığı temeli yanlış bulan ve meşru görmeyen, onun kazanç yollarına müşteri olmayan böylesi gençler bu temeli sarsmış olacaklar. Bu da devletin işine gelmez. Ne kadar haramdan uzak genç, güzel ahlakı sahiplenmiş genç ve toplumu harama karşı uyaran gençler `faiz, içki, kumar ve zinaya dayanan bir temel için tehlikedir. Sermayesi haram üzere olan devletin sermayesini elinden alıp onun yerine helale ve adalete dayanan bir temeli atacak gençlerden korkmasından daha doğal ne olabilir.

Bugün, faiz üretim merkezleri olan bankalar devletin bir ana kolonudur. Kötülüklerin anası diye bildiğimiz içki devlet kurumlarından biri olan Tekel işletmelerince üretilip piyasaya sürülmektedir. Kumar, o kadar içselleştirildi ki en önemli olayların başına getirilen `Milli` kelimesi kumarı meşrulaştırmak için milli piyango adıyla devletin önemli bir gelir kapısı oldu. Hakeza, en çirkin ve rezil eylemlerden biri olan zina `vergilendirilmiş her kazanç kutsaldır.` algısıyla genelevleriyle vergiye bağlandı ve toplumun namus ve iffetine birer dinamit olan bu kurumlar `vergi rekortmeni` dahi ilan edildi. `Benim memurum işini bilir.` deyip rüşveti dahi dolaylı teşvik eden yöneticileri de görmedik mi? Kerim Amca:

- Doğrudur, evlat! Hiç böyle düşünmemiştim. Bunu sadece örgütsel bir mantıkla algılamaya çalıştım, dedi. Yusuf:

- Dayı, şimdi sen söyle! Bir taraftan `İslam dini` ibaresini kaldırıp devletin dini yoktur dediler. Faizi, kumarı, içkiyi, rüşveti, zinayı sosyal hayatın birer parçası gibi gösterip devlet eliyle kurumlaştırdılar ve meşrulaştırdılar. Diğer taraftan da tamamen Allah rızasını gözeten bu gençler de haramdan uzak durma, iyiliği emr etme ve kötülükten nehy etme adına İslamî çalışmalara talip oldular. Toplumu ahlaksızlık ve haram bataklığından kurtarma adına gece gündüz çalıştılar. İslam gelince laiklik gidecek, helal gönüllere yerleşince haram kaçacak delik arayacak. Elbette, haramı kendine sermaye eden devlet ve o devletten ücret alan bir emniyet teşkilatı Müslüman gençlerden korkacak ve onların teşkil ettiği İslamî bir camiayı da hedef tahtasına oturtacak, dedi. Kerim Amca:

- İnşaallah, tekrar görüşürüz deyip pencereden çekildi. Yusuf ve arkadaşları da ilmî programlarına kaldıkları yerden devam etmek için koğuşa geçtiler.

İbrahim Dağılma / İnzar Dergisi – Ocak 2015 (124. Sayı)
 

 


İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS