Bugün
Bende bir hal var
Nasıl desem bilmem ki
Nasıl anlatsam
İçimde yığın yığın biriken
Benliğimi iklim iklim kuşatan
Acıdan gözyaşından ibaret
Coğrafik konumuna göre
Çeşit çeşit olsa da
Ölüm sancıları var
Nasıl desem
Bugün bende bir hal var
Delal
Şarapnel parçalarının
Battığı dizlerinde
Bir gıdım da olsa derman kalmışsa
Kalk ve doğrul
Eskiden yaptığın gibi
Hicret et yüreğime
Lakin gelmeden önce heybene
Damarlarına sondaj boruları geçirilmiş
Iraklı bir çocuğun
Petrol diye akıtılan
Kanından koy
Sonra
Suriye’den geç
Kimyasal bombalarla nefessiz kalan
Soluklanamayıp parçalanan ciğerlerden
Ya da Hama’nın mazlum toprağından
Bir parça al
Derken
Moro’ya git Eritreye uğra
Arakanda soluklan azıcık
Diri diri yakılmış çocukların
Kömürleşmiş bedenlerinden topla
Durma
Mısırda
Baltalarla, kurşunlarla vurulup
Toprağı besleyen canların
Gençliklerinden getir azıcık
Ve delal
Tünellerden geç gizlice
Tepene yağan bombalara dikkat et
Bir de Yahudi nefretine
Sessizce yaklaş Kudüs’e
Ağlayan gözlerinden birkaç damla al
Öylece gel yanıma
Gel ki
Hicretin
İnkılâp olsun
Ah delal
Ne zaman olmuşsam böyle
Ve kaç zaman geçmişse üstünden
Bu umarsız tavrımın
Kırılası kalemimden
Yırtılası defterime
Yazılmamışsa adın
Anla artık
Bugün
Bende bir hal var
Ve Delal
Acı tohumlarını ek göğsüme
Ve ağla
Bilirim gözyaşların
En bereketli yağmurları kıskandırır
Ya da en sakin suları
Gazaba getirir
Bense Delal
Ancak vahların kucağına bırakırım kendimi
Ellerim
Yağla bal tercihinde kararsız kalırken
Gözlerimdeki yaşlara
Timsahlar bile lanet okur
Oysa
Sen delal
Aldırmadan kalbinin
Kanayan yarasına
Bakmadan kurşunlarla
Parçalanmış dizlerine
Henüz biraz önce
Toprağa vermişken
Yüreğinin yarısını
Güneşten yanmış tenimin
Acısını paylaşmaya mı geldin
Oy Delal
Şimdi
Hicretine bir Ensar olamadım ya
Yemen’de hasret çeken
Bir çoban olamadım ya
Keşke
Bir mağarada yılanlar ısırsaydı beni
Keşke
Bir kuyu başında oklar vursaydı beni
Gözlerimle korkutsaydım Ben-i İsrail ihanetini
Ve ya
Bir deniz kenarında
On yedi yaşımda vurulsaydım
Firak bitiren kurşunlarla
Oy Delal
Bu neyin furyasıdır böyle
Göğsümün orta yerinde şahlanan
Ya gel yanıma
Haber ver eskilerden
Örneğin Hamza’dan Ali’den
Hüseyin’den Said’den
Ya da zehrinden koy kadehime
Atmasın kalbim
Görmesin gözlerim
Yeter
Kıvılcım ekip ateş biçtiğim
Ölü bir bedende ruhsuz yaşadığım
Ve Delal
Sen zehrinden ver bana
Bilirsin ki senden gelen
Her daim
Şerbettir bana
Mehmet Salih Gönül / İnzar Dergisi – Kasım 2013 (110. Sayı)
M. Salih Gönül