İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Davette yerel şartların gözetilmesi

2020-07-29
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İslam’ın evrensel bir din olduğuna kuşku yoktur. Bu açıdan bakıldığında hüküm ve ilkeleriyle, ümmeti oluşturan tüm milletlerin yanında, bir ve bütün olan İslam’ın yerelliğinden bahsetmek doğru değildir. Ancak başka bir açıdan, İslam’ın kendilerine sunulduğu toplumların yapısı da sorunları da birbirinden ayrıdır. Bu sebeple İslam, her toplumun içinde bulunduğu özel şartları göz önünde bulundurup bu özel şartlara uygun bir metotla ve sorunlarını çözecek şekilde onlara sunulmuştur. Dolayısıyla yerel şartlar da bu anlamda gözetilmiştir. Peygamberlerin kıssalarına bakıldığında hepsinin ‘tevhide davet edip tağutu inkâra çağıran’ ortak mesajının yanında,(1) her peygamberin şartlarına uygun olarak ayrı bir mücadele metodu takip ettiği ve her birinin toplumundaki sorunlara uygun, özel mesajlar verdikleri görülür. Hz. İsa aleyhisselam, zahiren dindar gözüken ancak dinin manevi ve ahlaki yönünü ihmal edip şekli ve maddi boyutuna yapışmış Yahudilere gönderilmişti. Onun mücadelesi ve mesajları dinin ihmal edilen ahlaki ve manevi boyutuna ilişkindi. Hz. Musa aleyhisselam, Firavun tarafından köleleştirilmiş ve zulme uğramış İsrailoğullarına gönderilmişti. Kendisi mucizelerle, özellikle de halkın toplandığı bayram gününde sihirbazları mağlup ederek, başta Firavun olmak üzere tüm Mısır halkını dine davet ettiği gibi özel misyonu gereği İsrailoğullarını da kölelikten kurtarmıştır. Hz. İbrahim aleyhisselam, içinde yaşadığı toplumun benimsediği dinin üç unsuru olan yıldızların, putların ve Nemrut’un ilah olamayacağını; Nemrut’u tartışmada mağlup ederek, putları kırarak ve batıp kaybolan cisimlerin ilah olamayacağını ispatlayarak kavmine göstermiştir. Hz. Yusuf aleyhisselam, halka yönelik tebliğinde devlet yönetiminden başlamış, bir anlamda tavandan tabana inmiştir. Bu arada halkın karşı karşıya bulunduğu kıtlıktan onları kurtararak, İslami mücadelede insanların sadece akidelerini düzeltmekle kalmayıp ekonomik sorunlarının çözümü için de uğraşmak gerektiğini göstermiştir. Hz. Süleyman aleyhisselam, sahip olduğu muazzam imkânları ve ordusunun caydırıcılığını kullanarak Sebe kavminin savaşsız bir şekilde teslim olmalarını ve başlarındaki kraliçe ile beraber iman etmelerini sağlamıştır. Hz. Şuayb aleyhisselamın mesajları toplumunda yaygın olan ticari ahlaksızlığa yoğunlaşırken, Hz. Lut aleyhisselamın mesajları ağırlıklı olarak cinsi ahlaksızlıkla ilgilidir. Kısacası her peygamber, gönderildiği toplumun özel şartlarını dikkate almış ve mesajının evrensel boyutunu yani tevhid çağrısını ihmal etmeden bu özel şartlarla ilgili mesajlar vermiş, o topluma has sorunlarla uğraşmıştır. Bugünkü İslami Cemaatlerin de aynı şekilde içinde bulundukları toplumun özel şartlarını ve özel sorunlarını dikkate almaları ve bu sorunların çözümü için uğraşmaları bir gerekliliktir. Bu yapılmadığı takdirde yaşanacak en büyük tehlike ise toplumla bağların kopmasıdır. Diğer taraftan ümmetin bir parçası olarak her İslami Cemaat, ümmetin dertleriyle dertlenmeli, diğer Müslümanların sıkıntılarını gündemleştirmeli ve gücü nispetinde sorunlarının çözümü için uğraşmalıdır. Herhangi bir bölgede Müslümanların katliamlara uğradığı özel anlarda, bu durum bu süre zarfında öncelikli gündem haline de getirilmelidir. Ancak gerçek olan şu ki aradaki sınırlardan dolayı başka coğrafyalardaki Müslümanların sorunlarının çözümüne farklı bir bölgeden ciddi bir katkı sunmak pek kolay değildir. Dolayısıyla yerel sorunlarla, ümmetin sorunları arasında denge kurulmalı ve yerel sorunlar yukarıda zikrettiğimiz özel bazı anlar hariç öne alınmalıdır. Çünkü öncelikle her İslami Cemaat, kendi coğrafyasından ve kendi toplumundan sorumludur. Ve bir İslami Cemaatin gerçek bir aktör olarak rol alabileceği alan da kendi coğrafyasıdır. Aradaki sınırlardan dolayı başka coğrafyalardaki Müslümanların sorunlarının çözümüne ciddi katkılar sunması ise oldukça zordur. Dolayısıyla ümmetin sorunları öne alındığında, içinde yaşanılan toplumun sorunları ihmal edileceği gibi ümmete de ciddi bir katkıda bulunulmamış olacaktır. Bir aile reisinin ailesini aç bırakarak şehrindeki diğer fakirleri doyurmaya çalışması belki samimi bir düşüncenin sonucu olabilir. Ama bu şahıs, böyle yaparak, ancak bir aileyi geçindirecek kazancıyla, şehirdeki yaygın fakirliği önleyemeyeceği gibi, asıl sorumluluğunda bulunan ailesini de başkalarına muhtaç hale getirir. Ancak doğru olan, herkesin öncelikle ailesini geçindirmesi sonra da imkânına göre şehirdeki diğer fakirlere yardımda bulunmasıdır. Bu bağlamda bir İslami Cemaatin ümmete yapacağı en büyük katkı kendi coğrafyasında güçlü bir konumda bulunmasıdır. Zaten her İslami Cemaat bunu hakkıyla yaparsa ümmetin birçok sorunu kendiliğinden çözülür.     _________________ 1- “Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik.” (Nahl 36)
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS