Güzel Ahlak
Bir davetçinin sahip olması gereken en önemli meziyetlerin başında güzel ahlak geliyor. Resulullah(SAV) kendisinin güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiğini belirtiyor. Güzel ahlakın tanımı herkesçe malumdur, detayına inmeye gerek yok. Fakat bazen güzel ahlak yanlış anlamlandırılabiliyor. Mesela güzel ahlak denilince birçoğumuzun aklına sürekli mütebessim bir çehreyle etrafına gülücükler dağıtan, Roma Hristiyanlarının diğer yanağını tokat atana çeviren bir ahlak anlayışı geliyor/gelebilir. Yani güzel ahlak, kalpler kırılmasın diye kendisine veya bir başkasına karşı yapılan haddi aşmalara sessiz kalınarak böylece muarız kazanılmamaya çalışılıyor. Bu tutumun yanlış olduğunu belirtmekle kifayet edeceğiz.
İbadetlerde Süreklilik
İmanın muhafazası ve cennetin kazanılmasının yegâne anahtarı ibadetlerdir. Diğer bütün vasıfların kazanılmasında da ibadetin varlığı belirleyicidir. Hamiyet duygularıyla İslam için can ve maldan vazgeçen nice insanlar, şeytanın aldatmacasına kapılıp ibadetlerde gevşeklik gösteriyorlar. Esas olan can vermek değil, ibadet etmektir. Kaldı ki can da daha rahat ibadet etmek için verilir. İbadetleri zayıf ama fedakârlık ve bağlılık duyguları güçlü insanlar ne İslam’ın ne de İslami hareketlerin yetiştirmek istediği şahsiyet tipleri değildir. Gaye, insanları Allah(CC)’a ibadet ettirmek ise en başta davetçilerin ibadeti ve kulluğu kendilerinin yapmaları gerekir.
Sabırlı Olma
Hem ibadetlerin devamı için hem de başa gelebilecek her türlü bela ve musibete katlanmak için Allah(CC)’ın kullarına olan sayısız nimetlerinden bir tanesidir. Sabır nimeti davetçinin en önemli silahıdır. Davet döneminin uzun ve çetrefilli dönemeçlerinin birinde varılmak istenilen yere bakıp bir de kendi bulunduğu yere bakıp durmak ya da gerisin geriye dönme arasındaki kararsızlığın sebata dönüşüp devam etmek demektir sabır. Hor görmelere, aşağılanmalara, sahipsiz kalmalara, daveti yüklenenlerin azlığına karşı birer güç yenileme merkezidir sabır.
Cahiliyeyi Bilme
Cahiliyeyi bütün yönleriyle ele alıp irdelemek sadece davetçilerin değil bütün Müslümanların vazifesidir. Cahiliye, sadece Mekke döneminde olduğu gibi somut putlara ibadet etme şeklinde değildir. Putperestlik, cahiliyenin sadece bir çeşididir. Davetçi, cahiliyeyi bilecek ki insanlara cahiliyeyi anlatabilsin. Neden cahiliyeden yüz çevirmeleri gerektiğini, ondan neden sakınmaları gerektiğini davet ettiklerine kavratabilsin. İslam’ın diğer inanç ve ideolojilerden apayrı bir din olduğunu evvela davetçinin kendisi bilmesi gerekir. Bu bağlamda İslam’ın diğer beşeri inanç ve tahrif edilmiş dinlerle ne bir analizi ne de bir sentezi mümkündür. Kendisine has insan yetiştirme ve hakim olma metodu mevcuttur.
Davetçi Benzemez
Davetçiler, muhatap oldukları insanları değiştirmekle mükelleftir. Davet ettiklerinin ilgisini çekme veya onları ürkütmeme adına kendisinden taviz veremez. Taviz verdiği anda davetçi olma vasfını kesinlikle yitirecektir. Çünkü davetçi, konum olarak sıradan insanlardan hatta sıradan Müslümanlardan daha yüksektir. Davet ettikleri, hem dış görünüş hem de duygu ve düşüncede en azından kendisi gibi olmalıdır. Onları karanlıklardan çıkaracak, kendisi karanlığa girmeyecek, onları ibadete ve kulluğa çağıracak, kendisi ibadet ve kulluğu hafifletmeyecek, onları siyasi görüş olarak İslamileştirecek, kötülüklerden uzaklaştıracak. Eğer onlar gibi olursa hedefine nasıl ulaşacak ki?
Adil Olma
İmam Şafii(RA), adil olmayı “Allah’a salih amelle itaat etme” şeklinde tarif ediyor. Bizde ise adil olma biraz daha darlaşmış, sanki bir mahkemede hüküm verme ya da şahitlikte bulunma gibi bir algıya dönüşmüş. Her ne olursa olsun davetçi bu vasfı kazanmaya çalışmalıdır. Belki de kazanılması en güç olan vasıf bu vasıftır. Şeytan, nefis, akrabalık, kin, çekememezlik, bağlı bulunduğu sosyal yapı, vs. adil olmaya engel çıkartıyorlar. Sözgelimi bazen kendisi için, grubu için kullandığı bir delili birebir aynı şartları taşıyan başkaları için istidlal saymaz. Bölünmüşlüğümüzün ve yapı taassubuna saplanıp kalmamızın sebebi bu noktadır. Hani senin için delil de niye benim için delil değil? Adlarımızın farklı olmasından başka ne fark var? Gerçi hemen hepimiz de bu hastalık var. Allah ıslah buyursun. İşte dünya gözüyle dallanıp budaklansa da ameli ahirette boşa çıkartan bir hiç…
Kamuran Yürekli / İnzar Dergisi – Aralık 2013 (111. Sayı)
Kamuran Yürekli